İçeriğe geç

TBMM'de Kızılay Kanunu Teklifi görüşmelerinde muhalefet daha fazla denetim istedi

TBMM Genel Kurulu'nda Türk Kızılay Kanunu Teklifi'nin görüşmelerine başlandı; muhalefet, kurumun denetimi ve ticari faaliyetlerine ilişkin eleştirilerde bulundu. DEM Partili Onur…

7 dk okuma0 okunma
TBMM'de Kızılay Kanunu Teklifi görüşmelerinde muhalefet daha fazla denetim istedi
Fotoğraf: Haberler.com
Paylaş
Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle
TBMM'de Kızılay Kanunu Teklifi görüşmelerinde muhalefet daha fazla denetim istedi
14.10.2026 - 23:54
Güncelleme: 14.10.2026 - 23:55
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

TBMM Genel Kurulu'nda Türk Kızılay Kanunu Teklifi'nin görüşmelerine başlandı; muhalefet, kurumun denetimi ve ticari faaliyetlerine ilişkin eleştirilerde bulundu. DEM Partili Onur Düşünmez, Kızılay'a daha fazla ayrıcalık değil daha fazla denetim gerektiğini söyledi.

(TBMM) - Türk Kızılay Kanunu Teklifi'nin Genel Kurul'daki görüşmelerinde muhalefet milletvekilleri kurumun denetimi, ticari faaliyetleri ve kamuoyunda zedelenen güvene ilişkin eleştirilerde bulundu. Yeni Yol İstanbul Milletvekili Birol Aydın, "Şeffaflık ve denetim esaslı kurumsallaşmanın olmadığı yerde yolsuzluğun, vurgunun kurumsallaşması kaçınılmazdır" derken, DEM Partili Onur Düşünmez, "Kamu yararına çalışan bir kuruma daha fazla ayrıcalık değil, daha fazla denetim gerekir" dedi. 6 Şubat depremlerinde Kızılay'ın çadır satmasını eleştiren Düşünmez, "Bu halk yapılan bu gözü dönmüşlüğü asla unutmayacaktır" ifadelerini kullandı.

TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Yusuf Beyazıt başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da Türk Kızılay Kanunu Teklifi'nin görüşmelerine başlandı.

AYDIN: ŞEFFAFLIK VE DENETİMİN OLMADIĞI YERDE YOLSUZLUK KURUMSALLAŞIR

Teklifin tümü üzerindeki görüşmelerde Yeni Yol Grubu adına konuşan İstanbul Milletvekili Birol Aydın, Kızılay'ın hukuki ve kurumsal yapısının netleştirilmesi, ticari faaliyetlerinin denetlenmesi ve şeffaflığın sağlanması gerektiğini belirtti.

Aydın, kurumun kamu kurumu, dernek, şirket ve gönüllülük esaslı kuruluş kimlikleri arasında belirsizlik yaratabilecek bir yapıdan arındırılması gerektiğini söyledi. Kızılay'ın kendisine bağlı 11 iktisadi işletme ve iştirakiyle holdingleşmiş bir yapıya sahip olduğuna dikkati çeken Aydın, deprem sürecinde yaşanan çadır satışı tartışmalarını hatırlatarak ihale süreçlerinde titizlik ve denetim çağrısı yaptı. Aydın, şöyle konuştu:

"Belki de en kritik husus kaynak oluşumu ve aktarımı sürecidir. Sonuçta, Kızılayımız'ın kendisine bağlı 11 iktisadi işletme ve iştirakiyle aynı zamanda holdingleşmiş bir yapısının olduğu unutulmamalıdır. Zihinlerde tazeliği devam ediyor, deprem sürecinde çadır satışı ve benzeri hususlar da göz önünde bulundurulduğu zaman, ihalenin 'i'sinin geçtiği yerde çok titiz davranılmalı, şeffaflık ve denetim ilkelerine sıkı sıkıya bağlı kalınmalı ve bunlar kurala bağlanmalı, ahbaplara da onların çavuşlarına da fırsat verilmemeli."

Kanun teklifindeki "stratejik alım" gibi ifadelerin muğlak olduğuna işaret eden Aydın, bu tür tanımların kanun metninin ilkelerini esnetebileceğini belirterek bunlardan kaçınılmasını istedi.

Aydın, Kızılay'ın mali büyüklüğüne karşın denetim ve hesap verebilirlik mekanizmalarının yetersiz olduğunu savunarak, "Burada Sayıştay denetimi yok, dış denetim zorunluluğu yok, Türkiye Büyük Millet Meclisine düzenli raporlama yok oysa hem Sayıştay denetimi hem dış denetim zorunluluğu hem de her yıl belli periyotlarla Türkiye Büyük Millet Meclisine raporların verilmesi icap ediyor" dedi.

Denetim ve şeffaflığın kurumsallaşmanın temel unsurları olduğunu vurgulayan Aydın, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şeffaflık ve denetim esaslı kurumsallaşmanın olmadığı yerde yolsuzluğun, vurgunun kurumsallaşması kaçınılmazdır. Biz bunu defalarca tecrübe etmiş, bunun ağır maliyetlerini ödeyen ve ödemeye devam eden bir milletiz. İşte, son yaşanan gelişmeler yani fon vurgunu bu durumu bir kez daha gözler önüne sermiştir."

İYİ PARTİLİ KIRKPINAR: İKİ KOMİSYONDA DA TEK BİR GÖRÜŞME YAPILMADI

İYİ Parti Grubu adına konuşan İzmir Milletvekili Hüsmen Kırkpınar, kanun teklifinin komisyon aşamasına ilişkin eleştirilerde bulundu. Teklifin İçişleri Komisyonu'nun yanı sıra Plan ve Bütçe Komisyonu ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu'na da havale edildiğini ancak bu iki komisyonda görüşme yapılmadığını belirten Kırkpınar, ilgili alanlarda uzman görüşlerinin alınmadığını söyledi.

Kırkpınar, "İlki, teklif, İçişleri Komisyonunun yanında iki komisyona daha havale edildi: Biri Plan ve Bütçe Komisyonu, öbürü Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu; ikisinde de tek bir görüşme yapılmadı. Düşünün, içinde ihale muafiyeti var, bütçeciler bakmadı; içinde kan hizmeti var, Sosyal Güvenlik Kurumunun yapacağı ödeme var, sağlıkçılar, sosyal güvenlikçiler bakmadı" diye konuştu.

Komisyonların işlevine dikkati çeken Kırkpınar, "Bu Meclisin komisyonları göstermelik değil. Havale edip toplayamayacaksınız neden havale ediyorsunuz?" ifadelerini kullandı.

Kızılay ile birlikte çalışan gönüllü kuruluşların, sahada emek veren derneklerin ve vakıfların da teklif görüşmelerine davet edilmesi gerektiğini belirten Kırkpınar, hekim, mühendis ve ilgili meslek mensuplarının temsilcilerinin görüşlerinin alınmasının önemini vurguladı.

Kızılay'ın toplumdaki güvenilirliğinin zedelendiğini ifade eden Kırkpınar, "Vatandaş kolunu sıvayıp kanını veriyorsa, cebindeki üç kuruşu bağışlıyorsa yerine ulaşır diye inandığı için veriyor. Üzülerek söylüyorum, o inanç sarsılmıştır. Peki, buraya nasıl gelindi? Önemli sebeplerden biri, liyakatsizliktir" dedi.

CHP'Lİ DURMAZ: KIZILAY 86 MİLYONUN ORTAK DEĞERİDİR

CHP Grubu adına konuşan Tokat Milletvekili Kadim Durmaz, Kızılay'ın tarihsel önemine ve insani yardım faaliyetlerine dikkati çekti. Kızılay'ın yalnızca bir kurum olmadığını belirten Durmaz, "Bugün burada yalnızca bir kanun teklifini görüşmüyoruz. Bugün, milletimizin en zor günlerinde yanında olmuş, savaşta yaralananın, depremde afetzedenin, hastanede kan bekleyen yurttaşın, selde evini kaybetmiş insanın yardımına koşmuş yüz elli sekiz yıllık bir insani yardım geleneğinin geleceğini konuşuyoruz. Çünkü Kızılay sıradan bir kurum değil, milletimizin ortak vicdanıdır" diye konuştu.

Kızılay'ın herhangi bir siyasi partiye veya kişiye ait olmadığını vurgulayan Durmaz, "Bu tarih bize çok önemli bir sorumluluk yüklemektedir: Kızılay, herhangi bir siyasi partinin, iktidarların ya da bir kişinin kurumu değil Kızılay, 86 milyonun ortak değeridir" ifadelerini kullandı.

Türk Kızılay'ının hukuki statüsünün müstakil bir kanunla düzenlenmesini doğru bulduklarını belirten Durmaz, yetkilerin kullanım biçiminin ve denetim mekanizmalarının da düzenlenmesi gerektiğini söyledi.

Durmaz, "Ancak böylesine köklü bir kuruma kanun yaparken yalnızca yetkileri değil bu yetkilerin nasıl kullanılacağını, kim tarafından denetleneceğini ve topluma nasıl hesap verebileceğini de düzenlemek zorundayız çünkü yetkinin olduğu yerde sorumluluk, kamu kaynağının olduğu yerde denetim, insani yardımın olduğu yerde de tarafsızlık olmazsa olmazımızdır" dedi.

DEM PARTİLİ DÜŞÜNMEZ: KIZILAY'A DAHA FAZLA AYRICALIK DEĞİL, DAHA FAZLA DENETİM GEREKİR

Dem Parti Grubu adına konuşan Hakkari Milletvekili Onur Düşünmez, teklifin yalnızca Kızılay'ın hukuki statüsünü düzenleyen bir metin olarak değerlendirilemeyeceğini, kurumun görev ve yetkilerini genişlettiğini ve yeni bir hukuki alan açtığını söyledi.

Genel Kurul'daki katılımın düşüklüğünü de eleştiren Düşünmez, "Yalnız 3 arkadaş oturuyor iktidar sıralarında, 3 arkadaşa konuşacağım. Öyle bir konuşmayı da açıkçası içime sindiremiyorum çünkü Kızılay gibi önemli bir kurumun kanununu yapıyoruz ama ciddiyetimiz 3 kişi" dedi.

Kızılay'ın bağımsızlık, tarafsızlık ve gönüllülük anlayışından uzaklaştırıldığını savunan Düşünmez, kurumun ticari faaliyetlerinin ve yönetim yapısının denetlenmesi gerektiğini belirtti. Düşünmez, 2019 yılında "Kızılay Yatırım Holding" adıyla kurulan yapı üzerinden çadır fabrikalarından maden suyu tesislerine, lojistik şirketlerinden sağlık kuruluşlarına ve gayrimenkul şirketlerine kadar uzanan bir ticari düzen kurulduğunu ifade ederek bu faaliyetlerin nasıl denetlendiğini sordu.

Kamu yararına çalışan bir kurumun daha fazla ayrıcalığa değil, daha fazla denetime ihtiyacı olduğunu belirten Düşünmez, "Kamu yararına çalışan bir kuruma daha fazla ayrıcalık değil, daha fazla denetim gerekir. Kamu yararı statüsünün karşılığı şeffaflık ve halkın parasının hesabını verebilmektir çünkü kamu kaynakları yönetenlerin değil, halkındır" diye konuştu.

KAN HİZMETLERİNDEKİ ÖDEMELERİ ELEŞTİRDİ

Düşünmez, Kızılay'ın kan hizmetleri kapsamında hastanelerden alması gereken ödemelere ilişkin düzenlemeyi de eleştirdi. Halkın gönüllü olarak bağışladığı kanların test ve hazırlık işlemlerinin ardından devlet ve üniversite hastanelerine teslim edildiğini, hastanelerin de taşıma ve test masraflarını belirlenen fiyatlar üzerinden Kızılay'a ödemekle yükümlü olduğunu belirtti.

Hastanelerin borçları nedeniyle Kızılay'ın alacaklarını tahsil edemediğini, yeni düzenlemeyle bu alacakların Sosyal Güvenlik Kurumu'nun hastanelere yapacağı ödemelerden doğrudan tahsil edilmesinin öngörüldüğünü söyleyen Düşünmez, "Başka bir yaşam için halkın verdiği kan üzerinden hesap yapıldığı yetmiyormuş gibi şimdi alacak derdine düşmüşler. 'Hastanenin borcu niye var? Bunu halledelim' diyen var mı? Yok. Hastaların ve hastanelerin kan temini sorununa dair bir çözüm getiriliyor mu? O da yok" dedi.

Düzenlemenin hastanelerin üzerindeki yükü artırabileceğini savunan Düşünmez, Kızılay'ın finansal açıklarının hastanelerin bütçesinden değil, doğrudan genel bütçeden karşılanması gerektiğini belirterek "Kan tedariki başta olmak üzere hiçbir sağlık hizmeti kar amacı güdülmeden sunulması gereken temel bir kamusal haktır. Kızılay'ın finansal açıkları kamu hastanelerinin sırtından değil, şeffaf, denetlenebilir ve doğrudan merkezi bütçe ödenekleriyle çözülmelidir" ifadelerini kullandı.

6 ŞUBAT DEPREMLERİNDEKİ ÇADIR SATIŞINI HATIRLATTI

Kızılay'ın 6 Şubat depremlerindeki çadır satışını da eleştiren Düşünmez, depremzedelerin barınma ihtiyacının karşılanması gereken bir dönemde çadırların ticari işlem konusu yapılmasının toplumun kuruma duyduğu güveni sarstığını söyleyerek "6 Şubatta soğukta binlerce insan yaşam mücadelesi verirken 'Buradan nasıl kar ederiz' hırsıyla hareket edildi ve depremzedelere çadır satıldı. Bu halk yapılan bu gözü dönmüşlüğü asla unutmayacaktır" dedi.

Kızılay'ın afetlerde toplumun her kesiminin güven duyduğu bir kurum olması gerektiğini belirten Düşünmez, kurumun kamuoyundaki imajının sorgulanması gerektiğini ifade ederek "Peki, bugün sokağa çıkıp 'Kızılay Derneği' denildiğinde insanların aklına ne geliyor? Güven mi, şeffaflık mı yoksa 6 Şubat depremlerinde satılan çadırlar, 'huzur hakkı' adı altında verilen maaşlar, derneğe ait taşınmazların komik rakamlara satılması ya da 'Verdiğim kan nereye gidiyor?' gibi konular mı?" diye konuştu.

Kızılay'ın iştirakinin Ahbap'a çadır satmasına ilişkin süreci de hatırlatan Düşünmez, "İnsanlar enkaz başında, soğukta ve açıkta çadır beklerken Kızılay'ın iştiraki Kızılay Çadır ve Tekstil AŞ'nin Ahbap'a 2.050 çadırı 46 milyon lira karşılığında sattığı ortaya çıktı, bu satış dönemin Kızılay Genel Başkanı tarafından da doğrulandı. Barınmanın hayati bir ihtiyaç olduğu, insanların yaşam mücadelesi verdiği bir felaketin ortasında çadırların ticari işlem konusu yapılması toplumun Kızılay'a duyduğu güveni ağır biçimde sarstı" ifadelerini kullandı.

Teklifin tümü üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasının ardından maddelere geçilmesi oylamaya sunuldu ve kabul edildi. Genel Kurul, kanun teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri görüşmek üzere 15 Ekim Perşembe günü saat 14.00'te toplanmak üzere kapandı.

Bu haberde bir hata mı var? Düzeltme talebinde bulunun.

Yorumlar

Yorumlar moderatör onayından sonra yayımlanır. Hakaret, reklam ve kişisel veri içeren yorumlar yayımlanmaz.

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.

Bunlar da ilginizi çekebilir