CUMHURİYET TARİHİMİZİN ALTIN SAYFALARINDA YERİNİ ALAN BİR CUMHURİYET KALESİ: NAZİLLİ SÜMERBANK BASMA FABRİKASI
9 Ekim 1937…
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyetimizin ekonomik bağımsızlığının en önemli adımlarından biri olan Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası’nın açılışını bizzat yaptı.
Bu fabrika yalnızca bir üretim tesisi değildi.
Atatürk’ün tasarladığı “sosyal fabrika” anlayışının en önemli örneklerinden biriydi. Fabrika; üretimin yanında işçilerin ve ailelerinin yaşamını destekleyen sosyal ve kültürel imkânlarıyla, dönemi için son derece ileri bir yaşam modeli oluşturdu. Atatürk Ansiklopedisi de Nazilli Basma Fabrikası’nı, üretimin yanında eğitim, spor, sanat ve sosyal yaşamı bir araya getiren modern bir fabrika modeli olarak tanımlıyor.
Fabrika bünyesinde lojmanlar, sosyal tesisler, spor faaliyetleri, kütüphane ve tiyatro gibi imkânlar oluşturuldu. Nazilli’nin ilk sinema ve tiyatro gösterimleri burada yapıldı; fabrikanın elektrik santrali kentin elektrik ihtiyacına da katkı sağladı.
Üretim kapasitesi de döneminin şartlarına göre son derece büyüktü. Fabrika; iplik, dokuma ve basma bölümlerinden oluşuyor, pamuktan kumaşa kadar üretim zincirinin önemli bölümünü kendi bünyesinde gerçekleştiriyordu. 1937’de üretime geçtiğinde 28.236 iğ, 768 dokuma tezgâhı ve basma makineleriyle çalışıyordu.
Ve o unutulmaz açılış…
Nazilli halkı tarafından Atatürk’e 22 ayar altından bir anahtar hazırlanmıştı. Atatürk, bu anahtarla fabrikanın kapısını açtı. Kendisine sunulan altın anahtarı ise yanında götürmeyerek, dönemin Başbakanı Celal Bayar’a teslim etti ve “Altın, milletin hazinesinde durur.” anlayışını ortaya koydu. Bu olay çeşitli tarih kaynaklarında aktarılmaktadır.
Fabrikanın makinelerinin çalışmaya başlaması ise yalnızca bir üretim başlangıcı değildi.
O makinelerin sesi, bağımsızlığını ekonomik kalkınmayla tamamlamak isteyen Cumhuriyet’in sesiydi.
Atatürk’ün fabrikada makinelerin sesini “musiki” olarak nitelendirdiği aktarılır. Bu anlayışın arkasında çok açık bir düşünce vardı:
Üreten Türkiye.
Çalışan Türkiye.
Kendi sanayisini kuran Türkiye.
Ekonomik bağımsızlığını koruyan Türkiye.
Nazilli Basma Fabrikası, Cumhuriyet’in Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı kapsamında kurulan önemli sanayi kuruluşlarından biriydi. Atatürk Ansiklopedisi de Nazilli Basma Fabrikası’nı bu planın önemli eserlerinden biri olarak gösteriyor.
PEKİ SONRA NE OLDU?
1937’de üretime başlayan bu büyük Cumhuriyet yatırımı, 65 yıl boyunca Türkiye ekonomisine hizmet etti.
Ancak 1980 sonrasında özelleştirme düşüncesi gündeme geldi ve nihayet 11 Ocak 2002’de üretim durdu. Fabrika kapandı. Ardından fabrika arazisi ve tesisleri Aydın Adnan Menderes Üniversitesi’ne devredildi. Bugün alan Sümer Kampüsü olarak eğitim amacıyla kullanılmaktadır.
Bugün o fabrikanın bacalarından üretimin sesi yükselmiyor.
Ama Cumhuriyet’in sanayi hafızası hâlâ orada.
Bugün Sümer Kampüsü'nde binlerce öğrenci eğitim görüyor. Fabrikanın tarihini yaşatmak amacıyla Sümerbank desen arşivi ve müze çalışmaları da yürütülüyor.
Biz bugün şunu sormak zorundayız:
Cumhuriyet'in üreten, istihdam yaratan, halkın yaşamına dokunan fabrikaları neden birer birer üretimden çıkarıldı?
Atatürk'ün “Her fabrika bir kaledir” anlayışını yalnızca bir söz olarak değil, bir kalkınma ve bağımsızlık modeli olarak görmek zorundayız.
Çünkü ekonomik bağımsızlık olmadan tam bağımsızlıktan söz etmek mümkün değildir.
ÇEPNİ DERNEKLERİ FEDERASYONU OLARAK GÖREVİMİZ…
Biz Çepni Dernekleri Federasyonu olarak tarihimize yalnızca geçmişin hatırası olarak bakmıyoruz.
Cumhuriyet’in üreten Türkiye idealini, Atatürk’ün sanayi ve kalkınma anlayışını ve bu topraklarda bırakılmış büyük emek mirasını gelecek kuşaklara anlatmayı görev biliyoruz.
9 Ekim 1937’de Atatürk’ün bizzat açtığı Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası, bize bir gerçeği hatırlatıyor:
Bir millet yalnızca fabrikalar kurmaz;
fabrikalarla gelecek kurar.
Bugün bizlere düşen görev, o fabrikaların hikâyelerini anlatmak, Cumhuriyet’in ekonomik mirasını korumak ve “Üreten Türkiye” idealini yeniden hatırlatmaktır.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Cumhuriyet’in sanayileşmesinde emeği geçen tüm devlet adamlarını, mühendisleri, işçileri ve emekçileri saygı, minnet ve rahmetle anıyoruz.
Çünkü o makinelerin sesi yalnızca bir fabrikanın sesi değildi.
O ses, Cumhuriyet’in kalkınma sesiydi.
O ses, halkın refah sesiydi.
O ses, bağımsız Türkiye’nin sesiydi.
🇹🇷 YAŞASIN CUMHURİYET!
🇹🇷 YAŞASIN ÜRETEN TÜRKİYE!
Muhammet Arif Genç
Çepni Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı