- "İsrail'in yaptığı zulümler sebebiyle Gazze'de tıpta uzmanlık eğitimi alma imkanı bulamayan hekimlerin ihtisaslarını Türkiye'de devam edebilmelerini sağlayacak düzenlemeleri Sağlık Bakanlığımızın katkılarıyla hayata geçirmekte olduğumuzu beyan etmek isterim. Ülkemizde yetişecek bu uzman hekimler, Filistin'de sağlık hizmetlerinin yeniden kurulmasında etkin görevler üstleneceklerdir" "Öğrencilerimizin haftalık iş yükünü de bugünün şartlarında yeniden değerlendirmeliyiz. Derslerin kapsamı, sınıfta geçirilen sürenin yanı sıra bireysel çalışma, araştırma ve uygulama faaliyetleriyle birlikte ele alınmalıdır. Öğretim ortamlarını çeşitlendirerek öğrencinin araştırmasına, denemesine, tartışmasına ve üretmesine daha fazla alan açmalıyız"
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Erol Özvar, " İsrail'in yaptığı zulümler sebebiyle Gazze'de tıpta uzmanlık eğitimi alma imkanı bulamayan hekimlerin ihtisaslarını Türkiye'de devam edebilmelerini sağlayacak düzenlemeleri Sağlık Bakanlığımızın katkılarıyla hayata geçirmekte olduğumuzu beyan etmek isterim. Ülkemizde yetişecek bu uzman hekimler, Filistin'de sağlık hizmetlerinin yeniden kurulmasında etkin görevler üstleneceklerdir." dedi.
Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) 2026-2027 Akademik Yılı Açılış Töreni, YÖK Başkanı Erol Özvar'ın katılımıyla üniversitenin kongre ve kültür merkezinde gerçekleştirildi.
Özvar, burada yaptığı konuşmada, törene katılmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, yeni akademik yılın hayırlı olmasını diledi.
YTÜ'nün Türkiye'nin köklü üniversitelerinden olduğunu belirten Özvar, üniversitelerin asli faaliyetlerini, toplumun meselelerine karşı taşıdıkları sorumlulukla birlikte yerine getirmesi gerektiğini söyledi.
Özvar, bilimsel ve teknik birikimin toplumsal hayatta karşılık bulmasının bu sorumluluğun temeli olduğunu vurgulayarak, bu sebeple üniversitelerin ülke gündemine duyarlı olması ve çözüm arayışlarında görev üstlenmesi gerektiğine dikkati çekti.
"Terörsüz Türkiye" hedefini ülkenin huzur ve güvenliğini tahkim edecek, milli birlik ve kardeşliği pekiştirecek, toplumsal dayanışmayı ve iktisadi kalkınmayı destekleyecek bir adım olarak değerlendirdiklerini ifade eden Özvar, üniversitelerin bilimsel birikimleri ve kurumsal imkanlarıyla bu süreçte inisiyatif alması gerektiğinin altını çizdi.
İsrail'in Filistin halkına acımasız saldırılar gerçekleştirdiğini, bu saldırılarda Gazze'de sadece ibadathaneler değil üniversiteler, kiliseler ve bütün yapıların yıkıldığını anlatan Özvar, bölgede yükseköğretim hayatının yerle bir edildiğini kaydetti.
Özvar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın zulme ve haksızlığa uğrayanların haklarını savunmak için yürüttüğü mücadeleyi Gazze özelinde YÖK olarak desteklediklerini vurguladı.
Gazze'de gerçekleşen yıkımın etkilerini azaltmak için ülkelerinde eğitimlerini sürdüremeyen Filistinli öğrencilerin Türkiye'deki üniversitelerde öğrenim görmelerini kolaylaştıran önlemler aldıklarını aktaran Özvar, Filistinli akademisyenlere de imkanlar ölçüsünde kurumlarda çalışma ve araştırma ortamları sağlamaya gayret ettiklerini söyledi.
YÖK Başkanı Özvar, şöyle devam etti:
"İsrail'in yaptığı zulümler sebebiyle Gazze'de tıpta uzmanlık eğitimi alma imkanı bulamayan hekimlerin ihtisaslarını Türkiye'de devam edebilmelerini sağlayacak düzenlemeleri Sağlık Bakanlığımızın katkılarıyla hayata geçirmekte olduğumuzu beyan etmek isterim. Ülkemizde yetişecek bu uzman hekimler, Filistin'de sağlık hizmetlerinin yeniden kurulmasında etkin görevler üstleneceklerdir. Ülkemizde edinecekleri bilgi ve tecrübe ile bu hekimlerin, çok sayıda mağdur ve mazlumun nitelikli sağlık hizmetlerine erişmesine vesile olacaklarına canıgönülden inanıyorum."
"Bu potansiyel gizli gizli çalışılarak araştırılmamalı"
Günün ihtiyaçlarını karşılayabilen ve bilimsel üretimiyle değişimin yönünü belirleyebilen bir yükseköğretim sistemi oluşturmayı hedeflediklerini belirten Özvar, üniversitelerin, birikimlerini yeni meseleler etrafında harekete geçirmelerini ve ortaya çıkan ihtiyaçlara özgün çözümler üretmelerini beklediklerini kaydetti.
Özvar, son yıllarda yapay zeka, veri analitiği, siber güvenlik, dijital sağlık ve tarımda akıllı üretim sistemleri gibi alanlarda çok sayıda yeni lisans ve ön lisans programını hayata geçirdiklerini vurguladı.
Lisans eğitiminde müfredatların ve ders yapılarının sadeleştirilmesini beklediklerini dile getiren Özvar, "Öğrencilerimizin haftalık iş yükünü de bugünün şartlarında yeniden değerlendirmeliyiz. Derslerin kapsamı, sınıfta geçirilen sürenin yanı sıra bireysel çalışma, araştırma ve uygulama faaliyetleriyle birlikte ele alınmalıdır. Öğretim ortamlarını çeşitlendirerek öğrencinin araştırmasına, denemesine, tartışmasına ve üretmesine daha fazla alan açmalıyız." dedi.
"Üniversitelerimizden bu dönem beklediğimiz en önemli faaliyet, öğretim elemanlarına yönelik yapay zeka kullanımına dair düzenli seminerler ve eğitimler düzenlemeleri ve farklı disiplinler için açık kullanım rehberleri hazırlamalarıdır." diyen Özvar, Yükseköğretim Kurulunun yayımladığı yapay zeka kullanımına ilişkin etik rehberin bu çalışmalar için yol gösterici bir çerçeve sunduğuna işaret etti.
Özvar, öğrencilerin ve akademisyenlerin yapay zeka tecrübe ve öğretim süreçlerini daha akademik, daha disiplinli ve daha üretken bir çerçeveye taşıması gerektiğini dile getirerek, "Muazzam bir potansiyel var, bu potansiyel gizli gizli çalışılarak araştırılmamalı. Tam aksine bunu açığa vurmak, şeffaflığa taşımak gerekir diye düşünüyorum." diye konuştu.
"Artık ders içerikleri çok standart, her yerde ulaşılabilir"
Akademisyenlere, "Derslerin içeriğini ve işlenişini yenilerken ölçme ve değerlendirme yöntemlerimizi de aynı dikkatle gözden geçirmeliyiz. Öğrencinin bilgisini nasıl kullandığını, bir problemi hangi adımlarla çözdüğünü ve sonucunu hangi gerekçelerle savunduğunu görebilmeliyiz." diye seslenen Özvar, sınavların biçimi ve içeriğinin öğrencinin çalışma alışkanlıklarını doğrudan etkileyeceğine dikkati çekti.
Özvar, ikinci öğretimin kaldırıldığı, kontenjanların ve öğrenci sayılarının daha makul seviyelere geldiği günümüzde, çoktan seçmeli sınavların giderek yaygınlaşmasını yükseköğretimin niteliği bakımından sorunlu bulduğuna değinerek, "Öğrencinin düşünme sürecini ve gerekçelendirme yeteneğini ortaya koyan yöntemlere daha geniş yer verilmesini bekliyoruz." şeklinde konuştu.
Dersin sınıfta başlayıp sınıfta biten bir süreç olmadığının altını çizen Özvar, şöyle konuştu:
"Bu ilk, orta, lise seviyelerinde olabilir, hatta bugün bile ortaöğretimde bu anlayış yavaş yavaş terk edilmeye başladı. Artık sınıfın ötesine mutlaka derslerimizin geçmesi gerekir. Ders sadece sınıfta başlıyor ve sınıfta bitiyorsa o ders eksiktir. Hele hele artık ne verebileceğimizi artık tasavvur edelim. Öğrencilerimizin elinde akıllı telefonlar, içinde bir sürü yapay zeka enstrümanları ve araçları var. O araçlarla dünyanın en iyi üniversitelerinin o ilgili programdaki müfredatına ders esnasında ulaşabiliyor mu, ulaşıyor. Verdiğiniz hangi ders ise o dersin bir benzerini veya seminer içeriklerini o anda görüntüleyebiliyor mu, görüntülüyor. Düşünün, bizim vereceğimiz standart dersler sadece sınıfta kalıyorsa ve öğrencilerimiz akıllı telefonlarla sizin ve bizim verdiğimiz dersleri telefondan diğer ders içerikleriyle mukayese ediyorsa bizim bilgi monopolimizin veya tekelimizin kıymeti kaldı mı? Bunu düşünmemiz lazım."
Özvar, "Buna rağmen hocalarımızın hiç şüphe yok ki öğrencilerimize vereceği o kadar şey var ki, mesele onları keşfetmek ve keşfettiklerimizi öğrencilerle paylaşmamız gerekiyor. Yapay zekanın belki şu an için veremeyeceği şeylerden bir tanesi hocalarımızın kendisine mahsus, biricik, müstesna tecrübe veya deneyimidir. İşte buradan yola çıkmamız gerekiyor. Artık ders içerikleri çok standart, her yerde ulaşılabilir. O zaman bunu hakikaten ciddi bir şekilde düşünmemiz gerekiyor. Bu her program için geçerli." ifadelerini kullandı.
" Lisans eğitiminde 70-80 ders alan bir öğrenci hangi alanda derinlik sahibi olabilir?"
Özvar, öğrencinin hocasıyla beraber yapmaya başladığı anda öğrenmeye başladığını belirterek, bu yöntemle öğrenilen bilginin asla unutulmadığını ifade etti.
Dersliklerdeki öğrenci sayılarının azaldığını, artık uygulamaya daha fazla zaman ayırabilecek bir konuma ulaşıldığı aktaran Özvar, şunları kaydetti:
"Artık uygulamaya daha fazla zaman ayırabileceğimiz bir averajdan, vasattan söz ediyorum. Bu bakımdan Yıldız Teknik Üniversitesi diğer üniversitelerimizle beraber öncülük edebilir. Evet bu bir mesai alacak, şüphe yok. Biraz zaman ayıracağız, tekrardan alışkanlıklarımızı düşünmemiz gerekecek ama biz bunu yapmazsak yarın öbür gün dershanelerde, derslikte, sınıfta öğrenci bulamayabiliriz. Bunu lütfen hesaba katın. O günler gelmeden mutlaka tedbir veya önlemi almalıyız. Bunun hazırlıklarını şimdiden yapmalıyız. Bütün hocalarımız haklı olarak diyor ki 'Benim dersim olmazsa olmaz.' Elbette bütün derslerimiz kıymetli ama bu kadar çok sayıda dersle öğrenci nereye gidecek? Lisans eğitiminde 70-80 ders alan bir öğrenci hangi alanda derinlik sahibi olabilir? Avrupa'da ortalama lisans eğitiminde bir mühendisin aldığı ders sayısı 25-30 civarında, bilemediniz 35, yoktur bile. Artık hocaya göre dersten derse göre hoca. Bunları düşünmemiz lazım."
Özvar, aynı konunun yüksek lisans ve doktora için de geçerli olduğunu ifade ederek, "O konuda da gerekli düzenlemeleri yaptık, göreceksiniz yönetmelik değişikliğini. Doktora asgari ders sayılarında da bazı tedbirler alıyoruz. Birtakım dersler birleştirilebilir, aslolan temalar, konular yani. Hocaların kendi namına kitaplarını endeksleyerek lisans düzeyinde ders açmaları da ayrıca üzerinde düşünülmesi gereken bir durum. Lisansta standart bilgiler var. Bizim bunları verip devam etmemiz gerekiyor." dedi.
YÖK Başkanı Özvar, öğrenciyi çok dersle meşgul etmek yerine, daha az dersle uygulamaya, araştırmaya ve proje geliştirmeye yöneltmenin daha doğru bir yöntem olduğunu sözlerine ekledi.
Programda, YTÜ Rektörü Prof. Dr. Eyüp Debik de konuşma yaptı. Tören sonunda Debik, YÖK Başkanı Özvar'a hediye takdim etti.





