
Gün ışığı ofsayt kuralı nedir sorusu, futbolda milimetrik ofsayt kararlarına yönelik tartışmaların artmasıyla birlikte futbolseverlerin gündemine yeniden oturdu. Arsene Wenger'in öncülüğünde geliştirilen ve "daylight offside" olarak da bilinen bu uygulama, ofsayt kararlarında hücum oyuncusunun lehine köklü bir değişiklik öngörüyor. Profesyonel düzeyde ilk kez Kanada Premier Ligi'nde test edilen kural, şimdiden bir golün kaderini değiştirmeyi başardı.
Futbolun en çok tartışılan kurallarından biri olan ofsaytta yeni bir dönemin kapısı aralanıyor. VAR teknolojisiyle birlikte topuk, omuz ya da diz farkıyla iptal edilen goller, "gün ışığı" adı verilen alternatif ofsayt kuralını gündemin üst sıralarına taşıdı. Bu kurala göre bir oyuncunun ofsayt sayılabilmesi için rakip savunmacıyla arasında belirgin bir boşluk oluşması gerekiyor. Gün ışığı ofsayt kuralı nasıl işliyor, hangi liglerde uygulanıyor? Tüm detaylar haberimizde…
Gün ışığı ofsayt kuralı, uluslararası literatürde "daylight offside" olarak bilinen alternatif bir ofsayt uygulaması. Kurala adını veren düşünce oldukça basit: Bir hücum oyuncusunun ofsayt sayılabilmesi için, sondan ikinci savunmacıyla arasında "gün ışığının geçebileceği" kadar net bir boşluk bulunması gerekiyor. Yani hücum oyuncusunun vücudu, savunma oyuncusunun önüne tamamen geçmedikçe ofsayt kararı verilmiyor.
Yürürlükteki ofsayt kuralına göre, hücum oyuncusunun gol atmakta kullanabileceği herhangi bir vücut bölümü sondan ikinci savunmacının önündeyse pozisyon ofsayt olarak değerlendiriliyor. Kol ve eller bu hesaplamaya dahil edilmiyor. Bu nedenle bir oyuncunun yalnızca dizinin, omzunun ya da ayak ucunun birkaç santimetre önde olması bile ofsayt kararı için yeterli olabiliyor.
İki kural arasındaki temel fark, ofsayt çizgisinin hangi noktaya göre çekildiği. Klasik kuralda hücum oyuncusunun vücudunun en öndeki bölümü esas alınırken, gün ışığı kuralında durum tam tersine dönüyor. Yeni uygulamada hücum oyuncusu, gol atmasına izin verilen vücut bölümlerinden en az biriyle sondan ikinci savunmacıyla aynı hizada ya da onun gerisinde kaldığı sürece ofsayt sayılmıyor. Böylece milimetrik farklar hücum oyuncusunun aleyhine değil, lehine yorumlanıyor.
Gün ışığı kuralının öncelikli hedefi, VAR döneminde sıkça tartışma yaratan milimetrik ofsayt kararlarının önüne geçmek. Kuralın savunucuları, bu değişiklikle hücum futbolunun teşvik edileceğini, daha fazla golün geçerli sayılacağını ve oyunun daha akıcı hale geleceğini öne sürüyor. Ayrıca yalnızca ekrandaki çizgilerle tespit edilebilen ve çıplak gözle görülemeyen farkların maçların sonucunu belirlemesinin de önüne geçilmesi amaçlanıyor.
Gün ışığı ofsayt kuralı, Arsenal'in efsane teknik direktörü ve FIFA'nın Küresel Futbol Gelişimi Direktörü Arsene Wenger tarafından ilk kez 2020 yılında gündeme getirildi. Öneri, o dönemde VAR'ın topuk farkıyla iptal ettiği goller nedeniyle yükselen tepkilerin ardından tartışmaya açılmıştı. Kural daha sonra İtalya'da alt düzey liglerde sınırlı bir deneme sürecinden de geçti.
Uluslararası Futbol Birliği Kurulu (IFAB), Galler'in Hensol kentinde düzenlenen 140. Yıllık Genel Kurul Toplantısı'nda Kanada Premier Ligi'nin bu kuralı profesyonel düzeyde test etmesine onay verdi. Böylece Kanada Premier Ligi, gün ışığı ofsayt kuralını uygulayan dünyadaki ilk profesyonel lig oldu. Ligde ofsayt kuralının yanı sıra, teknik direktörlere pozisyonları inceletme hakkı tanıyan Football Video Support (FVS) adlı yeni bir sistem de devreye alındı.
Yeni kural, nisan ayında oynanan Pacific FC - Halifax Wanderers maçında ilk kez bir golün kaderini doğrudan belirledi. 2-2 sona eren karşılaşmada Pacific FC forması giyen Alejandro Diaz'ın attığı gol, klasik kurala göre ofsayt sayılması gerekirken gün ışığı uygulaması kapsamında geçerli kabul edildi. Ev sahibi ekibin oyuncuları itiraz etse de hakem kararından geri adım atmadı ve pozisyon futbol tarihine geçti.
Gün ışığı ofsayt kuralı şu an için yalnızca deneme aşamasında bulunuyor ve Türkiye'de Süper Lig dahil hiçbir organizasyonda uygulanmıyor. Kuralın dünya genelinde kalıcı olarak yürürlüğe girip girmeyeceği, Kanada'daki test sürecinden elde edilecek veriler doğrultusunda IFAB'ın vereceği karara bağlı olacak.





