
Annesiyle birlikte şüpheli şekilde yaşamını yitiren 5 yaşındaki kızına cinsel istismar suçlamasıyla yargılanan Şengüler'in beraatına karar verildi. Savcılığın beraat talebine karşı savunma için süre verilmemesine tepki gösteren avukatlar salonu terk etti.
Haber: Beril KALELİ
(İSTANBUL) 7 ay önce annesi Fatma Nur Çelik ile birlikte şüpheli bir şekilde yaşamını yitiren Hifa İkra Şengüler'e cinsel istismarda bulunduğu suçlamasıyla yargılanan Ayhan Şengüler'in beraatına karar verildi. Avukatlar, savcılığın Şengüler hakkında beraat talebine karşı savunma için süre taleplerini reddeden mahkeme heyetine salonu terk ederek tepki gösterdi. Avukat Müjde Tozbey, "5 yaşındaki kızın duruşma salonunda onlarca erkeğin içinde 'Hadi kızım baban sana neler yaptı' diye anlattıran başkan ve heyet bugün bize 'Size savunma yapmanız için süre vermiyorum. Bugün ya savunma yaparsınız ya da ben kararımı veririm' dedi. Bu kadar avukat, bu kadar insan, biz niye buradayız? Hadi hukukçuluğumuz tanınmadı. 5 yaşındaki kıza karşı da mı vicdan azabı duymuyorsunuz?" diye sordu. Kadın dernekleri ve siyasiler de karara tepki gösterdi.
Ayhan Şengüler'in, geçtiğimiz Mart ayında annesi Fatma Nur Çelik ile birlikte şüpheli bir şekilde yaşamını yitiren Hifa İkra Şengüler'e cinsel istismarda bulunduğu suçlamasıyla yargılandığı davanın görülmesine bugün Kartal Adliyesi'nde devam edildi.
KADINLAR ADLİYE ÖNÜNDE FATMA NUR VE HİFA İÇİN BİR ARAYA GELDİ
İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nce görülen davada durşma öncesi, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, Kadın Cinayetlerine Karşı Feministler, Türkiye İşçi Partisi (TİP), Emek Psrtisi (EMEP) ve Emekçi Hareket Partisi'nden (EHP) kadınlar adliye önünde "İstismar görmezden gelindi, failler korundu; Ayhan Şengüler Tutuklansın" yazılı pankart açarak basın açıklaması gerçekleştirdi.
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu İstanbul Temsilcisi Bahar Uluçay tarafından okunan açıklamada, "Tarikatların ve cemaatlerin devlet kurumları üzerindeki etkisinin, kadınların ve çocukların yaşam hakkının önüne geçirilmesini kabul etmiyoruz. Fatmanur ve Hifa İkra'nın ölümlerinin şüpheli niteliği bütün yönleriyle aydınlatılmadan, Ayhan Şengüler çocuk istismarından tutuklanmadan, tüm sorumluluklar ortaya çıkarılmadan ve adalet sağlanmadan bu mücadelenin peşini bırakmayacağız." denildi. Açıklamanın ardından avukatlar duruşma için adliyeye girdi.
BAROLARIN VE KADIN DERNEKLERİNİN KATILMA TALEPLERİ REDDEDİLDİ
İzleyicisiz gerçekleştirilen duruşmaya kadın derneklerinden ve barolardan avukatları ısrarları sonucu girebildi. katılımıyla gerçekleşen "Çocuğun zincirleme şekilde nitelikli cinsel istismarı" suçlamasıyla tutuksuz yargılanan ve önceki duruşmalara katılmayan sanık Ayhan Şengüler de salonda hazır bulunudu. Mirasçılar olarak mahkemenin tebligatta bulunduğu Fatma Nur Çelik'in aile ise duruşmaya katılmadı. Kadın dernekleri ve baroların davaya katılma talepleri de mahkeme başkanı tarafından reddedildi.
Duruşmada mütalaasını açıklayan savcı Şengüler'in beraatını talep etti. Mütalaaya karşı savunma yapmak için süre talepleri mahkeme heyeti tarafından reddedilen müşteki avukatları, heyeti protesto amacıyla salonu terk etti.
Duruşmadan ayrılan avukatlar adliye önünde açıklama yaptı. Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği Türkiye Genel Başkanı avukat Müjde Tozbey duruşmada yaşananları değerlendirdi.
TOZBEY: SAVCILIK TARAFINDAN İSTİSMARCI BABA HAKKINDA BERAAT TALEP EDİLDİ; GEREKÇE: 1,5 YIL SONRA ŞİKAYETÇİ OLMUŞLAR, ÇOCUĞUN İSTİSMARA UĞRADIĞI SIRADA YANINDA TANIĞI YOKMUŞ
Tozbey savcılığın beraat talebine ilişkin "Gerekçe olarak şu söylendi: 'Bir buçuk yıl sonra şikayetçi olmuşlar'. Bir buçuk yıl sonra şikayetçi oldukları gibi çocuğun istismara uğradığı sırada tanığı yokmuş. Bu nedenle de babanın beraat etmesi gerektiği söylendi. Oysa ki hiçbir istismarcı çocukları istismar ederken yanında tanık bulundurmaz. Ayrıca ceza zaman aşımı 20 yıldır. Bir buçuk yıl sonra ister şikayetçi olur ister şikayetçi olmaz ama hiçbir yargı kurumu bunu söyleyemez. Oysa ki açıktı. Hifa İkra annesinin öldürülme korkusuyla şikayetçi olmadığı, yaşadığı her şeyi başta anlatmadı. Sonra doktorlara anlattı ve doktorların beyanlarıyla, raporlarıyla Hifa için dava açıldı. Ama bugün savcılık beraat talebinde bulundu." ifadelerini kullandı.
Baro ve kadın derneklerinin davaya katılım talebinin reddedilmesine ve mütalaaya karşı savunma için süre vermeyen mahkemeye tepki gösteren Tozbey, "5 yaşındaki kızın duruşma salonunda onlarca erkeğin içinde 'Hadi kızım baban sana neler yaptı' diye anlattıran başkan, aynı başkan ve aynı heyet bugün bize 'Size savunma yapmanız için süre vermiyorum. Bugün ya savunma yaparsınız ya da ben kararımı veririm' dedi. Bu kadar avukat, bu kadar insan, bu kadar baro, bu kadar muhalif partiler, biz niye buradayız? Ne işe yarıyoruz? Okuduğumuz hukuk üniversiteleri ne işe yarıyor? Hadi hukukçuluğumuz tanınmadı. 5 yaşındaki kızı duruşma salonunda dinlerken utancınız da mı olmadı? Ona karşı da mı vicdan azabı duymuyorsunuz?" diye sordu. Tozbey şöyle konuştu:
"Mahkeme heyeti 'Herkes mütalaaya karşı beyanda bulunsun' dedi. Ama mütalaaya karşı beyanda bulunmak için süre de vermeyeceğim, onu da reddediyorum dedi. Yani 'Bugün beraat kararımı açıklayacağım; siz burada onlarca avukat, onlarca kurum istediğinizi yapın, ben de istediğimi yaparım' dedi.
Biz tüm kurumlar olarak duruşma salonunu alkışlayarak protesto ettik. ve dedik ki 'Kararınızı başınıza alın, çalın. Duvara, duvarlara okuyun o beraat kararınızı'. Biz sizin niyetinizi biliyoruz. Hifa'yı 5 yaşında bu duruşma salonunda dinlettiren, bir sürü erkeğin içinde, 'Hadi kızım anlat' diyen heyet bugün bize 'Size süre vermiyoruz' diyerek beraat kararını onaylayacak, bizi de konu mankeni olarak kullanacak. Bizi kullanmanıza izin vermeyeceğiz. Biz heyetinizi reddediyoruz dedik ve duruşma salonunu terk ettik.
"HİFA'YI UNUTMAYACAĞIZ"
Ama sanılmasın ki biz bugün terk ettik ve bir daha gelmeyeceğiz. Türkiye tarihi bugün Gülistan Doku'yu unutmadı, Rojin'i unutmadı. Fatmanur ve Hifa'yı da unutmayacak. Biz de unutturmayacağız. Yine, itirazlarımızda bulunduğumuz gibi, sadece mahkeme salonlarında değil, her yerde, alanlarda, barolarımızda, evlerimizde mahallelerimizde Hifa ve Fatmanur için adaletin sağlanması için mücadele etmeye devam edeceğiz. İstinaf duruşmalarına da katılacağız, Yargıtay duruşmalarına da katılacağız. And içiyoruz, boyun eğmiyoruz, ağlamaya devam edeceğiz ama asla mücadelenizi bırakmayacağız."
Tozbey ayrıca, Mahkemenin, Fatma Nur ve kızının ölümünün ardından vermiş oldukları özel vekaletnamelerin geçersiz hale gelmesi nedeniyle anne kızın savunmak üzere dernek ve baroların katılma taleplerini reddederek Fatmanur ve Hifa'nın mirasçılarına tebligat yapmasına tepki gösterdi. Tozbey şöyle konuştu:
"Bugün duruşmada tüm kurumlar olarak katılım talebinde bulunduk. Özellikle katılım talebinin sebebi şu: Mağdurlar kendini savunamayacak durumdalarsa mutlaka avukatları bulunmalı. Fakat Fatma Nur ve Hifa bugün olmadıkları için, onların verdiği özel vekaletname maalesef geçersiz hale geldi. Bu nedenle de Fatma Nur ve Hifa'nın mirasçılarına, yani anne babalarına tebligat yaptı mahkeme.
Fakat biz şunu söyledik: Fatma Nur'un anne babasına tebligat yapılması doğru değil. Çünkü Fatma Nur'un tecavüze maruz kalmasından sonra tecavüzcüsü ile evlendirilmesine karar veren ve buna sebep olan Fatma Nur'un kendi anne babası. Diğer taraftan Hifa babası tarafından cinsel istismara uğrayınca, yine bu cinsel istismarın üstüne örtmeye çalışan Fatma Nur'un anne babası. Bu nedenle onlara tebligat yapılmasının bir anlamı yok. Zaten gelip şikayetçi de olmayacaklar. Yani Fatma Nur'la Hifa'nın hakkını savunmayacaklar.
Ama biz, önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği olarak, barolar ve kadın örgütleri olarak ilk günden itibaren hep yanlarında olduk. Acılarıyla, manevi olarak hep destek olduk. Hukuki destek sunduk, psikiyatri desteği sunduk. Dostluğumuz var, ortak bir yaşanmışlığımız var ve Fatma Nur ve Hifa hayattayken sadece bize güveniyorlardı. Bu nedenle de bizim katılım talebimizin kabul edilmesi gerekiyordu. Ancak mahkeme maalesef katılım talebimizi reddettiği gibi özel vekaleti olan avukatların mütalaaya dair beyan vermek için süre talep ettiler, bu süre talebini de reddettiler. Bu nedenle her talebimizin reddedilmesi, doğal olarak bizim duruşma salonunda artık etkisiz eleman konumuna sebep oldu."
MAHKEME ŞENGÜLER'İN BERAATINA KARAR VERDİ
Mahkeme ise sanık Şengüler'in beraatına karar verdi. Kadın dernekleri ve siyasiler karara tepki gösterdi.
Kadın Cinayetlerine Karşı Feministler karara sosyal medya üzerinden yaptıkları açıklamayla tepki gösterdi. Açıklamada, "Fail Ayhan Şengüler bir gün bile tutuklu kalmadı ve bugün beraat etti. Belli ki dillerinden düşürmedikleri ailede çocuk istismarcıları, tecavüzcüler, katiller meşru. Bu dava beraatle sonuçlandı ama biz erkek şiddetinden uzak, özgür, eşit bir düzen için mücadeleye devam edeceğiz."
"BUGÜN; CİNSEL İSTİSMAR FAİLİ, FATMA NUR VE HİFA'NIN ÖLÜMÜNÜN BAŞ ŞÜPHELİSİ HAKKINDA BERAAT KARARI VERİLDİ"
Rojin Kabaiş İçin Adalet Komisyonları da karara ilişkin sosyal medya üzerinden karara ilişkin paylaşımda bulundu. Anne kızın şüpheli ölümüne dikkat çekilen paylaşımda şöyle denildi:
"Fatma Nur Çelik, kızı Hifa İkra için başladığı adalet nöbetini sürdürürken ikisi de şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi. Bugün cinsel istismar faili, Fatma Nur ve Hifa'nın ölümünün baş şüphelisi Ayhan Şengüler hakkında beraat kararı verildi. Ayhan Şengüler tutuklansın"
NAZLIAKA: SAVCILIĞIN BERAAT TALEBİNİN GEREKÇESİ OKUNURKEN DUYDUKLARIMA İNANAMADIM
Duruşmayı salonda takip eden Aylin Nazlıaka karara ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Savcılığın beraat talebinin gerekçesi okunurken salondaydım. Duyduklarıma inanamadım" ifadelerini kullandı. Nazlıaka'nın açıklamasında şöyle dedi:
"Zeytinburnu sahilinde şüpheli şekilde ölü bulunan Fatma Nur Çelik'in ve kızı Hifa İkra'nın yarım kalan adalet mücadelesini sürdürmek için duruşma salonundaydık. Ancak mahkeme, davaya katılma taleplerini reddetti. Mütalaaya karşı beyanda bulunmak için süre istendi, reddedildi. Hakimin reddi talep edildi, bu talep de kabul edilmedi. Bunun üzerine avukatlarla birlikte duruşmayı protesto ederek salonu terk ettik. Biz salondan ayrıldıktan sonra mahkeme heyeti beraat kararı verdi.
Savcılığın beraat talebinin gerekçesi okunurken salondaydım. Duyduklarıma inanamadım. Anne ve kızının olaydan 1,5 yıl sonra şikayetçi olması ve çocuğun istismara uğradığı sırada tanık bulunmaması gerekçe gösteriliyordu. Soruyorum: Bir çocuğun yaşadıklarını anlatabilmesi için geçen süre, onun sesini değersiz kılar mı? Cinsel istismar gibi çoğunlukla kapalı kapılar ardında gerçekleşen bir suçta, çocuktan tanık göstermesi nasıl beklenebilir? Çocukların üstün yararını gözetmek, onları ikincil örselenmeden korumak ve adalete erişimlerini sağlamak hukuk devletinin temel sorumluluğudur."






