
Zafer Partisi Sözcüsü Karamahmutoğlu, PKK ile kurulan pazarlık masasının ikinci yılını doldurduğunu savunarak Abdullah Öcalan'a TBMM komisyonunda görev verildiğini öne sürdü. Öcalan'ın bu görevi yeterli bulmadığını belirten Karamahmutoğlu, daha fazla taviz verilmemesini istedi.
(ANKARA) - Zafer Partisi Sözcüsü Azmi Karamahmutoğlu, "Narko terör örgütü PKK ile kurulan pazarlık masası ikinci yılını doldurdu. İki yılın sonunda uyuşturulmuş dimağlar, uyuşturulmuş reflekslerle karşı karşıyayız. Çünkü dün narkoterör örgütü PKK'nın Meclis'teki temsilcisi, siyasi partisi olan DEM Parti'nin İmralı heyetinde bulunan Mithat Sancar'ın açıklamasıyla teyiden öğreniyoruz ki tekrar narko terör örgütünün başı olan hükümlü Abdullah Öcalan hücresinden çıkartılmış, yeni villasına yerleşmiş. Refleks yok, reaksiyon yok. İşte sağlanmak istenen buydu. Bir de bu hükümlüye, hükümlü olduğu için kamu haklarından yoksun olmasına rağmen TBMM'de kurulu olan bir komisyonda görev verildi ve bu eli kanlı katil bu görevi de yeterli bulmuyor, beğenmiyor" dedi.
Karamahmutoğlu, partisinin genel merkezinde yaptığı açıklamada, "AK Parti'nin iş başında bulunduğu 25 yıl boyunca kamu kaynakları marifetiyle Türkiye'de milyonerler yaratan bir hükümet partisiyken, artık son yıllarında milyarderler yaratmaya başladığını" söyledi. Fakat bu milyarderleri yaratmanın koşulunun, yoksulluk ve açlık sınırının altında yaşayanların sayısının artmasıyla alakalı olduğunu ifade eden Karamahmutoğlu, şöyle devam etti:
"Yoksulluk ve açlık sınırının altında yaşayanların sayısı arttıkça AKP siyaset elitinden seçilen milyarderlerin sayısı da artıyor. Bu yeni türedi zenginler hep AK Parti mahallesindeki dar bir çevreden çıkıyor. Sermaye transferleri, sermaye birikimleri hep AK Parti'deki bir siyaset zümresinin elinde toplanıyor. Bunlar, suçtan elde edilen gelirle haksız zenginleşme sağlayan siyasal ayaktır. Ortada suç örgütleri vardır. Suçtan elde edilen gelirle zenginleşmeler vardır, haksız zenginleşme vardır. Bu haksız zenginleşme, yeni türedi milyarderler, işin siyasal ayağıdır. Fakat biz vatandaşlar, saklanan isim listeleri sebebiyle fon borsa yolsuzluğundaki soruşturmalarda bu siyasi ayağı hala görebilmiş değiliz. Yani bunu sadece iktidar partisi elinde tutabiliyor değil.
"SUÇLULAR SADECE GÖREVDEN ALABİLİYOR AMA YARGIYA TESLİM EDEMİYOR"
İktidar partisinin dışında bazı yerlere de konuşulduğu gibi bazı muhalefet partilerine de bu liste ulaşabildiği halde yine de bu listedeki isimleri öğrenebilmiş değiliz. Bu siyasi ayakla ilgili söyleyebileceğim şey, tıpkı Fethullahçı terör örgütü soruşturmalarındaki tıkanma gibi. Nasıl ki AK Parti, Fethullahçı casusluk örgütünün siyasal ayağını açığa çıkartamadı, üzerine giremedi, işte borsa vurgununda da siyasi ayaktaki soyguncuları açık edemiyor. İsimlerinin yazılı olduğu listeyi açıklamıyor. Nitekim artık gizlenemez hale, kurban verecek olduğunda da AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya örneğinde olduğu gibi sadece parti görevinden alabiliyor fakat yargıya teslim edemiyor.
"AK PARTİ 2002 YILINDA ADETA BİR DARÜLHARP ÜLKESİNİ YAĞMALAR GİBİ İŞE GİRİŞMİŞTİ"
Oysa bir röntgen filmini çıkardığımızda, AK Parti'nin ilk günden bu yana farklı bir serencam görüyoruz. AK Parti 2002 yılında iş başına geldiğinde adeta işgal edilen bir darülharp ülkesine, Türkiye'ye böyle bakarak, adını da sosyolojik tanımlamalarla 'çevrenin merkeze hakimiyeti' diye koyarak, adeta bir darülharp ülkesini yağmalar gibi işe girişmişti. Darülharp ülkesi olarak gördükleri Türkiye'nin kamu kaynakları, Cumhuriyet'in birikimleri, zenginlikleri bittikten sonra, kamuya ait zenginlikleri bittikten sonra bu kez doğrudan birer birer, birey birey vatandaşların soyulmasına sıra geldi. ve galiba 25 yılın sonunda, çeyrek asrın sonunda Cumhuriyet Türkiyesinin sonuna gelmiş olduklarına inanıyor olmalılar ki bu kez de tasfiye eder gibi bir talanın, yağmanın içerisine girmiş vaziyetteler. Tıpkı 1990'ların başındaki tasfiye edilen SSCB'nin yağmalanması gibi haraç mezat tasfiye edilir halde olduğunu görüyoruz Türkiye'nin. Fakat çok uzun süre kalmadı, en geç 1,5 yıl sonra yapılacak genel seçimde Türkiye Cumhuriyeti devletinin tasfiyesinin mümkün olmadığını, 25 yılda yangın yerine çevirdiğiniz Türkiye'nin sandıktan küllerinden yeniden doğacağını AK Parti'ye ve onun altın çocuklarına bu fakirleştirdiğiniz halk gösterecektir.
"KENARA ÇEKİLEREK KAÇAMAZSINIZ"
Borsa fon krizi, hükümet partisi AK Parti ile muhalefet partileri arasındaki bir mesele değildir. Tarihin en büyük soygunu, yolsuzluğu olan fon borsa yolsuzluğu, hükümet partisi AK Parti ile doğrudan halk, vatandaş arasındaki bir sorundur, meseledir. Dolayısıyla kenara çekilerek kaçamazsınız. Çalan, soyan, vurgunculuk yapan hesap verecek. Yetmez, soyguncuyu azmettirenler de hesap verecek. Soyguncuya yardım ve yataklık yapanlar da hesap verecek. Soyguncunun hamisi, abisi de hesap verecek. Bu soyguna vakıf olanlar, vakfedilmiş vurgunculuğun hesabını vermeyecek mi? Verecek. Zafer Partisi, vakfedilmiş vurgunculuğun hesabını sormak için sandıktan çıkacak.
"BUNDAN SONRA DAHA FAZLA TAVİZ VERİMEMELİ"
Zafer Partili Karamahmutoğlu, Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin de değerlendirmede bulundu. Karamahmutoğlu, şunları söyledi:
"Narko terör örgütü PKK ile kurulan pazarlık masası ikinci yılını doldurdu. İki yılın sonunda uyuşturulmuş dimağlar, uyuşturulmuş reflekslerle karşı karşıyayız. Çünkü dün narko terör örgütü PKK'nın Meclis'teki temsilcisi, siyasi partisi olan DEM Parti'nin İmralı heyetinde bulunan Mithat Sancar'ın açıklamasıyla teyiden öğreniyoruz ki tekrar narko terör örgütünün başı olan hükümlü Abdullah Öcalan hücresinden çıkartılmış, yeni villasına yerleşmiş. Refleks yok, reaksiyon yok. İşte sağlanmak istenen buydu. İki yılın sonunda geldiğimiz aşama buydu. ve bir de bu hükümlüye, hükümlü olduğu için kamu haklarından yoksun olmasına rağmen TBMM'de kurulu bir komisyonda görev verildi. ve bu eli kanlı katil bu görevi de yeterli bulmuyor, beğenmiyor. Daha fazlasını, daha büyüğünü istiyor. Yani şımartmaya başladığınızda bu şımarıklığın küstahlığa dönüşeceğini ve bu küstahlığın nerede duracağını kestiremezsiniz. Bu yüzden en başından itibaren narko terör örgütüyle kurulan pazarlık masasına, müzakereye itiraz etmiştik. Şimdi daha iyi anlaşılacağı umuduyla en azından bundan sonra daha fazla taviz verilmemesi ve verilenlerin de geri alınması için bir siyaseti, hükümeti oluşturan Cumhur İttifakı'nı oluşturan partilere teklif ediyoruz."
"TÜRK MİLLİYETÇİLERİ BÜYÜK EMEKLERLE TÜRK DÜNYASINI BUGÜNLERE GETİRDİK"
Karamahmutoğlu, Azerbaycan ile yaşanan sorunlara da değinerek şunları kaydetti:
"Bu arada Türk medyasında haberlere pek yansımayan İstanbul'daki bir başkonsolosluğun, kardeş ülke Azerbaycan'ın İstanbul Başkonsolosluğu'nun önünde adeta rutin hale gelen protestoların olduğunu kamuoyunun dikkatine sunmak istiyorum. Zihin dünyalarında millet, milliyet ve milliyetçilik olmayan, milletüstü bir yapılanmaya kendilerini adamış siyasal ümmetçi, siyasal İslamcı kafaların kardeş Azerbaycan'ın İstanbul'daki başkonsolosluğunun önünde sürekli protestoları var. Fakat kamuoyunun gündemine pek getirilmiyor. AKP hükümetine hatırlatmak istiyorum ve onu oluşturan bütün alt siyasal gruplara şunu hatırlatmak istiyorum: Biz Türk milliyetçileri, özellikle Türklüğün varlığını ve Türk coğrafyası tanımlamasını sadece Türkiye Cumhuriyeti'nin siyasal sınırlarıyla çizili tutmayan Türk milliyetçileri, büyük emeklerle Türk dünyasını bugüne getirdik. Büyük çabalarla. Esir Türk'ün hürriyet mücadelesine dair tek bir sözü olmayan, siyasal geçmişlerinde esir Türk'ün hürriyet mücadelesine dair tek bir eylemi olmayanların bugünkü elde edilmiş Türklüğün, Türk dünyasının kazanımlarını böyle bol keseden, hoyratça bir mirasyedi gibi harcaması belki buradan bakınca anlaşılabilir. Fakat Türk dünyasının şu günkü elimizde bulunan imkan ve fırsatlarını bir mirasyedi edasıyla bu siyasal ümmetçi zihniyete harcatmamalıyız. Bu sebeple sadece Azerbaycan için değil, güncel olduğu için Azerbaycan diyoruz, yarın aynı hareketin Türk birliğini dinamitlemek için başka Türk toplulukları veya devletleriyle de yaşanabileceğini, yaşatılabileceğini gözeterek söylemek istiyoruz ki Türk dünyasıyla ilişkileri Türk milliyetçilerine bırakın."




