Türkiye'nin NATO Temsilcisi Basat Öztürk, Karadeniz'de sivil mal taşıyan ticari gemilerin hedef alınmasını önlemek için Rusya ve Ukrayna ile geçici, kısmi ateşkes için çalıştıklarını söyledi. Öztürk, bunun enerji, gıda ve gübre arzında krize yol açabileceği uyarısında bulundu.
Türkiye'nin NATO Nezdinde Daimi Temsilcisi Büyükelçi Basat Öztürk, Karadeniz'de sivil mallar taşıyan ticari gemilerin hedef alınmasını önlemek amacıyla geçici ve kısmi bir ateşkes sağlanması için Rusya ve Ukrayna ile çalıştıklarını söyledi.
Öztürk, NATO Genel Sekreter Yardımcısı Radmila Shekerinska ile birlikte, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ve Avrupa İş Zirvesi (EBS) işbirliğiyle Brüksel'de düzenlenen Türkiye-AB İş Zirvesi kapsamındaki "NATO ve Avrupa: Ankara Zirvesinin Ardından Güvenlik Mimarisi" başlıklı oturumda konuştu.
Türkiye'nin 1952'den bu yana ittifakın üyesi olduğunu hatırlatan Öztürk, NATO'nun Soğuk Savaş'taki başarısının temelinde müttefikler arasındaki birliğin bulunduğunu vurguladı ve Ankara Zirvesi'nin bu birliği pekiştirdiğini söyledi.
Öztürk, 32 müttefikin devlet ve hükümet başkanları düzeyinde Ankara'da bir araya geldiğini, zirve kapsamındaki görüşmelere NATO'nun farklı bölgelerdeki ortaklarının da katıldığını belirtti.
Zirve öncesinde düzenlenen savunma sanayisi forumunun önemine işaret eden Öztürk, bir günde yaklaşık 50 milyar dolarlık sözleşmeye imza atıldığını ve savunmaya ayrılan kaynakların somut kabiliyetlere dönüştürülmesi gerektiğini ifade etti.
Öztürk, Türkiye'nin İttifak'a katkılarına ilişkin şunları kaydetti:
"İttifak ancak bu kolektif kabiliyet paketlerinin her bir müttefik tarafından uygulanması halinde başarılı olabilir. Bu kapsamda Türkiye'nin NATO'nun ikinci büyük ordusuna sahip olduğunu örnek olarak gösterebilirim. Ancak bu aynı zamanda kabiliyetlerle donatılmış bir ordudur. Harekat ve misyonlara katkı bakımından dördüncü, ortak bütçelere katkı bakımından yedinci, kendisine tahsis edilen kabiliyet hedefleri bakımından altıncı sıradayız. Türkiye, tüm bu alanlarda önemli kabiliyet ve deneyime sahiptir."
Türkiye'nin bazı müttefiklerin Soğuk Savaş sonrasında yararlandığı barış ortamının sağladığı rahatlığı yaşamadığını belirten Öztürk, karşı karşıya kaldığı tehditlerin ülkenin hazırlık düzeyini ve etkinliğini artırdığını söyledi.
Öztürk, Türkiye'nin ittifak içindeki yük paylaşımının yeniden dengelenmesine katkı sunacağını, bunun NATO bünyesinde gerçekleşmesi gerektiğini vurguladı.
Büyükelçi, Ankara Zirvesi'nde mükerrer yapılara yol açacak, ittifakın bütünlüğünü zayıflatacak veya bağlarını koparacak girişimlerden kaçınılması konusunda mutabık kalındığını ifade etti.
Türkiye'ye yönelik tehditlerin yalnızca Karadeniz'den kaynaklanmadığını söyleyen Öztürk, Basra Körfezi, Babülmendep Boğazı ve Orta Doğu'daki gelişmelerin de enerji arzı ve bölgesel güvenlik üzerinde etkileri bulunduğunu dile getirdi.
Öztürk, Türkiye'nin Suriye'de kendi kapasitesi ve imkanlarıyla istikrara katkı sağladığını, bazı müttefiklerle bu alandaki işbirliğinin de güçlendiğini belirtti.
Karadeniz'de hem Rusya'nın hem de Ukrayna'nın gemileri hedef aldığını ifade eden Öztürk, bu durumun enerji, gıda ve gübre arzında birden fazla krize yol açabileceği uyarısında bulundu.
Öztürk, Türkiye'nin Karadeniz'deki yaklaşımına ilişkin, şunları kaydetti:
"Karadeniz'de Montrö Sözleşmesi'ni uygulayarak bölgeyi mümkün olduğunca istikrarlı tutuyoruz. 24 Şubat'tan üç gün sonra boğazları kapattığımızı hatırlayın. Buna 'özel askeri operasyon' deniliyordu ancak biz bunu savaş hali olarak tanımladık ve savaşan tarafların gemilerine boğazları kapattık. Bu da Karadeniz'in gerçek bir savaş alanına dönüşmesini önledi. Gemiler her iki tarafça da hedef alınıyor ve bu yanlış. Sivil mallar taşıyan ticari gemilerin hedef alınmamasını sağlamak amacıyla geçici, kısmi bir ateşkese ulaşmak için her iki tarafla çalışıyoruz. Türkiye'nin aracılık ettiği Karadeniz Tahıl Anlaşması'nı hatırlayın. İyi işledi ve dünyada bir gıda krizini önledi. Bunu yeniden yapabiliriz. Bu arada Karadeniz'i gece gündüz, her dakika, her saat izliyoruz. Karadeniz'e ilişkin tanımlanmış deniz ve hava resminin yüzde 70'i Türkiye tarafından müttefiklere sağlanıyor. En uzun kıyı şeridine ve en büyük deniz kuvvetleri kapasitesine sahibiz, durumu izliyoruz. Bu konuda Karadeniz'deki müttefiklerimiz Romanya ve Bulgaristan ile yakın çalışıyoruz."

