İçeriğe geç

Kobani önerisinde Tanrıkulu, Demirtaş'ın siyaseten tutuklu olduğunu savundu

TBMM Genel Kurulu'nda Yeni Parti'nin Kobani davasına ilişkin Meclis araştırması önerisi görüşüldü. Tanrıkulu, Demirtaş ve Yüksekdağ'ın siyaseten tutuklu olduğunu savundu; İYİ Parti,…

6 dk okuma0 okunma
Kobani önerisinde Tanrıkulu, Demirtaş'ın siyaseten tutuklu olduğunu savundu
Fotoğraf: Haberler.com
Paylaş
Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle
Kobani önerisinde Tanrıkulu, Demirtaş'ın siyaseten tutuklu olduğunu savundu
04.11.2026 - 20:13
Güncelleme: 04.11.2026 - 20:15

TBMM Genel Kurulu'nda Yeni Parti'nin Kobani davasına ilişkin Meclis araştırması önerisi görüşüldü. Tanrıkulu, Demirtaş ve Yüksekdağ'ın siyaseten tutuklu olduğunu savundu; İYİ Parti, CHP ve DEM Parti vekilleri AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmamasını eleştirdi.

(TBMM) - YENİ Parti'nin, Kobani davasının hukuki ve anayasal boyutlarının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanmasındaki sorunların ve kamu kurumlarının sorumluluklarının araştırılması amacıyla verdiği Meclis araştırması önerisi üzerine konuşan Yeni Parti Diyarbakır Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu, Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve diğer siyasetçilerin hukuken değil, siyaseten tutuklu olduklarını savundu. Tanrıkulu, "Selahattin Demirtaş 43 yaşında hapse girmiştir, bugün 53 yaşındadır ve bu Parlamento onun özgürlüğünü çalmıştır" dedi. İYİ Parti İstanbul Milletvekili Buğra Kavuncu, CHP Tokat Milletvekili Kadim Durmaz ve DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Serhat Eren de AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmamasını eleştirdi.

TBMM Genel Kurulu'nda Yeni Parti Diyarbakır Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve YENİ Partili milletvekilleri tarafından verilen, Kobani davasının hukuki ve anayasal boyutlarının incelenmesi, AİHM kararlarının uygulanmasındaki sorunların ve kamu kurumlarının sorumluluklarının araştırılması ile uluslararası yükümlülükler doğrultusunda gerekli hukuki ve kurumsal tedbirlerin belirlenmesi amacı taşıyan Meclis araştırması önerisi görüşüldü

TANRIKULU: HUKUKEN DEĞİL, SİYASETEN TUTUKLUDURLAR

Önerinin gerekçesini açıklayan Yeni Parti Diyarbakır Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu, Kobani davasının siyasi bir dava olduğunu belirterek, Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve davada yargılanan, halen tutuklu bulunan siyasetçilerin "hukuken değil, siyaseten tutuklu" olduklarını söyledi.

Tanrıkulu, şöyle konuştu:

"En başta söyleyeyim değerli arkadaşlar, yani sonuçta 'Kobane davası' olarak siyasi tarihimize geçmiş olan bu dava bir siyasi davadır. Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve o dönem yargılanan ve halen tutuklu olan siyasetçiler hukuken değil, siyaseten tutukludurlar. Türkiye'nin Kürt meselesinin siyasi rehinesi olarak şu ana kadar cezaevindeler ve o şekilde tutulmaktalar. Neden diyeceksiniz; burada, yani bu sıralarda, AK Parti sıralarında avukat olan, hukukçu olan herhangi bir hukukçuya soralım: Yani on yıldır hakkında kesinleşmiş bir mahkümiyet kararı olmadan cezaevinde tutulan kim var, kimler var? Değerli arkadaşlar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları var, hem de birden fazla karar var; o kararlara rağmen cezaevinde tutulan kimler var? Dolayısıyla Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve arkadaşlarının sonuçta siyasi bir iradenin talebi doğrultusunda dokunulmazlıkları kaldırılmıştır bu Meclis tarafından, gözaltına alınmışlardır ve tutuklanmışlardır ve yine tahliyesi de sonuçta siyasi iradeyle olacaktır. O nedenle siyasetin konuşulduğu bu yerde bunları konuşmalıyız."

Kobani davası kapsamında yürütülen soruşturmaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Tanrıkulu, Demirtaş ve arkadaşlarının soruşturmaya sonradan dahil edildiğini ileri sürdü. Tanrıkulu, "Kobane kumpas davası denilen soruşturmaya, şu anda Yargıtay üyesi olan başsavcının doğrudan doğruya kumpasıyla Selahattin Demirtaş ve arkadaşları o soruşturmaya dahil edildiler. Haklarında böyle bir soruşturma yok. 20 Mayıs 2016'da kaldırılmış dokunulmazlıklar ama Kobane davası geldiği zaman ve tutuklanması gerektiğine karar verildiği zaman böyle bir soruşturmaya dahil edildiler" dedi.

"AYNI MAHKEME KARARI, ANAYASA MAHKEMESİ HALA İNCELEMEDİ"

Tanrıkulu, Selahattin Demirtaş ile Sırrı Süreyya Önder'in aynı mahkemede yargılandığını, aynı gün ceza aldıklarını ve kararların aynı gün kesinleştiğini belirterek, iki isim için yapılan Anayasa Mahkemesi başvurularının farklı sonuçlandığını söyledi.

Tanrıkulu, şunları kaydetti:

"Rahmetli Sırrı Süreyya Önder ile Selahattin Demirtaş aynı mahkemede yargılandılar, ben de izledim, aynı mahkemede, aynı gün ceza aldılar, aynı gün. Aynı gün cezaları kesinleşti ve aynı gün avukatları Sırrı Süreyya Önder ile beraber Demirtaş için Anayasa Mahkemesine başvurdular. Sırrı Süreyya Önder'le ilgili olarak Anayasa Mahkemesi kararını verdi ve Sırrı Süreyya Önder -rahmetli- Kocaeli'nden tahliye oldu. Bakın, aynı mahkeme kararı. Şimdi, burada hukukçuların vicdanına sesleniyorum: Anayasa Mahkemesi henüz Selahattin Demirtaş'la ilgili olarak, bu başvuruyla ilgili olarak dosyayı incelemedi ya! Hangi hukuk, hangi Anayasa?"

Demirtaş'ın 43 yaşında cezaevine girdiğini ve bugün 53 yaşında olduğunu söyleyen Tanrıkulu, Meclis'in dokunulmazlıkların kaldırılması kararını eleştirdi. Tanrıkulu, "Bu Parlamento onun özgürlüğünü çalmıştır. Yarın öbür gün gerçek bir demokrasiye kavuştuğumuzda böyle kişisel özürlerle olmaz. Bu Parlamento, o hukuka aykırı, Anayasa'ya aykırı Parlamento kararı nedeniyle, burada, kamusal bir özür yasası çıkarmak zorundadır çünkü burada Anayasa ihlal edilmiştir" ifadelerini kullandı.

AİHM'in Demirtaş kararıyla Türkiye'yi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 18'inci maddesinden mahküm ettiğini belirten Tanrıkulu, bunun siyasetçilerin siyasi saiklerle tutuklandığına ilişkin bir karar olduğunu savundu. Tanrıkulu, "Bu sürecin güveni bakımından bile ama o yargıya bu güven bakımından bile bir adım attırmıyorsunuz. Neden incelemiyor istinaf mahkemesi, neden? Neden? Neden? Bunun bir izahı var mı? Tahliye talebi var, karar vermiyor, olumlu veya olumsuz" diye konuştu.

KAVUNCU: TÜRKİYE'DE HUKUK VE ADALET ZEMİNİ KALMAMIŞTIR

İYİ Parti İstanbul Milletvekili Buğra Kavuncu, yargı kararlarına uyulmamasının kabul edilemeyeceğini belirterek, Türkiye'de hukuk ve adalet zemininin kalmadığını savundu.

Kavuncu, şöyle konuştu:

"Yargı kararlarını eleştirebilirsiniz, bazı kararlar hoşunuza gitmeyebilir ama yargı kararlarına uymamak, verilen kararlara riayet etmemek kabul edilemez ya da yargının tarafsız davranmaması, bu da kabul edilemez. Onun için söylüyorum, aslında biz bu konuları tartışacak zemini maalesef sizlerin iktidarında zaten kaybettik. Ne bu davada ne İBB davasında ne fon davasında -hepsini dahil ediyorum buna- hukukun, adaletin olmasını geçtim, Türkiye'de maalesef hukuk ve adalet zemini kalmamıştır"

DURMAZ: MAHKEME KARARLARININ BAĞLAYICILIĞI TAKDİRE BIRAKILAMAZ

CHP Tokat Milletvekili Kadim Durmaz, hukuk devleti olmanın yalnızca kanun yapmak anlamına gelmediğini, Anayasa'ya, mahkeme kararlarına ve uluslararası sözleşmelere uymayı gerektirdiğini söyledi.

Durmaz, Anayasa'nın 90'ıncı maddesine işaret ederek, temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası antlaşmalarla kanunlar arasında uyuşmazlık olması durumunda uluslararası anlaşma hükümlerinin esas alınması gerektiğini belirtti. AİHM ve Anayasa Mahkemesi'nin hak ihlali kararlarının uygulanmamasının hukuk güvenliği sorunu yarattığını ifade eden Durmaz, şöyle konuştu:

"Buradan soruyorum: Gazi Meclisimizin onayladığı uluslararası sözleşmeler ve Anayasa'mızın açık hükümleri ilgili kamu kurumları tarafından hangi gerekçelerle uygulanmamaktadır? Mahkeme kararlarının bağlayıcılığı kurumların veya siyasi makamların takdirine bırakılamaz, bırakılmamalıdır."

Durmaz, Anayasa Mahkemesi'nin Can Atalay ve Enis Berberoğlu kararları ile AİHM'in Selahattin Demirtaş hakkındaki ihlal kararlarının demokratik temsil ve temel haklarla ilgili olduğunu belirterek, "Hukuk kişinin kimliğine, düşüncesine veya siyasi görüşüne göre değişmez ve değişmemelidir. Bizim savunduğumuz adalet yalnızca bizimle aynı düşünceler için değil herkes için olmalıdır" dedi.

EREN: BERAAT ETTİLER AMA ÖZGÜR KALAMADILAR

DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Serhat Eren, 4 Kasım 2016'da HDP'nin eski eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile 12 milletvekilinin gözaltına alınmasının üzerinden 10 yıl geçtiğini belirterek, dokunulmazlıkların kaldırıldığı 20 Mayıs 2016 tarihli Meclis oturumunu hatırlattı.

Eren, "O gün iktidar vekilleri birlikte fotoğraf çekti. 'Neyin zaferini kutladınız?' diye soruyoruz bugün. Bir siyasi partinin eş genel başkanlarının tutuklanmasını mı kutladınız? Milyonlarca oy alan bir siyasi partinin genel merkezinin polis zoruyla basılmasını mı kutladınız? Seçilmiş milletvekillerinin evlerinin basılmasını mı kutladınız? Sizin bu kutlamanız, bu zafer naralarınız bu ülkenin on yıllık kaotik sürecine mal oldu" diye konuştu.

Kobani davasında yargılanan siyasetçilerin beraat ettiklerini ancak özgür kalamadıklarını savunan Eren, "Yıllar sonra hakikat ortaya çıktı, bu kumpas davasından arkadaşlarımız beraat ettiler. Beraat ettiler ama özgür kalamadılar. Bu dosyada, bakın, 5 defa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi siyasi saiklerle siyasetçileri susturmak için bu kararın verildiğini ortaya koydu. İktidar 'Hamlemizi yaparız' dedi, talimatı alan yargı arkadaşlarımızı tutsak etmeye devam ediyor" ifadelerini kullandı.

Dosyanın bir yılı aşkın süredir istinafta beklediğini ve tahliye talebine yanıt verilmediğini söyleyen Eren, "Kesinleşmiş mahkümiyet kararı yok, on yıllık bir tutsaklık var. Bunun adı rehin politikasıdır" dedi.

Eren, barış ve demokratikleşme sürecinin samimiyetinin atılan adımlarla ölçüleceğini belirterek, "Kobani kumpas davasında hukukun gereğinin yerine getirilmesi barış ve demokratik toplum sürecinin önemli güvencelerinden biri olacak. Bunun için çerçeve yasa gerekmiyor, MGK onayı gerekmiyor" diye konuştu.

Bu haberde bir hata mı var? Düzeltme talebinde bulunun.

Yorumlar

Yorumlar moderatör onayından sonra yayımlanır. Hakaret, reklam ve kişisel veri içeren yorumlar yayımlanmaz.

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.

Bunlar da ilginizi çekebilir