
İstanbul Barosu'nun 128. Olağan Genel Kurulu, Haliç Kongre Merkezi'nde yeter sayının sağlanmasının ardından başladı. Başkan İbrahim Kaboğlu açılış konuşmasında baro yönetimine yönelik yargı süreçlerini, avukatların mesleki güvencelerini ve hukuk sistemini eleştirdi.
Haber: Zuhal ÇİLOĞLAN- Kamera: Hakan KAYA
(İSTANBUL) İstanbul Barosu'nun 128. Olağan Genel Kurulu, Haliç Kongre Merkezi'nde başladı. İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu, açılış konuşmasında baro yönetimi hakkında yürütülen yargı süreçlerine, avukatların mesleki güvencelerine ve hukuk sistemine ilişkin eleştirilerini dile getirdi.
İstanbul Barosu'nun 128. Olağan Genel Kurulu, yeter sayısının saat 13.00 itibarıyla sağlanmasının ardından Haliç Kongre Merkezi'nde başladı.
Yapılan oylamayla bir başkan, bir başkan vekili ve iki üyeden oluşan Genel Kurul Başkanlık Divanı seçildi. Divanın oluşmasının ardından Kaboğlu, genel kurul yönetimini divana devretti.
Genel kurul programında yalnızca "saygı duruşu" ifadesinin yer almasına bazı avukatlar itiraz etti. Program akışının "saygı duruşu ve İstiklal Marşı" şeklinde değiştirilmesi için Divan'a öneri sunuldu. Divan Başkanı, önerinin kabul edildiğini açıkladı. Karar, genel kurula katılan avukatlar tarafından alkışlarla karşılandı.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından Milliyetçi Avukatlar Grubu, "Ne mutlu Türk'üm diyene" sloganıyla protestoda bulundu.
Divan başkanının konuşmasının ardından İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu açılış konuşmasını yaptı.
KABOĞLU: "SEÇİMLE GELEN ANCAK SEÇİMLE GİDER"
Konuşmasında son iki yıllık dönemi değerlendiren Kaboğlu, İstanbul Barosu yönetiminin göreve gelmesinden kısa süre sonra soruşturma ve görevden alma davasıyla karşı karşıya kaldığını belirtti. Sürecin, 21 Aralık 2024 tarihli kamuoyu açıklamasının ardından başladığını söyleyen Kaboğlu, baroların hukukun üstünlüğünü savunma görevlerini yerine getirmeleri nedeniyle yargı süreçleriyle karşı karşıya kalmasının avukatların mesleki güvencelerini de ilgilendirdiğini ifade etti.
23 Mart 2025'te Haliç'te düzenlenen ve yaklaşık 8 bin avukatın katıldığını belirttiği buluşmayı hatırlatan Kaboğlu, avukatların burada "Seçimle gelen ancak seçimle gider" mesajını verdiğini söyledi. Genel kurulda sandığın kurulmasını bu ilkenin hayata geçirilmesi olarak değerlendiren Kaboğlu, baro yönetiminin kim tarafından üstlenileceğine genel kurulun karar vereceğini vurguladı.
AVUKATLARIN MESLEKİ GÜVENCELERİNE DİKKAT ÇEKTİ
Son iki yılda avukatların karakollarda, adliyelerde ve haciz mahallerinde saldırılara uğradığını, bazılarının gözaltına alındığını ve tutuklandığını belirten Kaboğlu, avukatların mesleki faaliyetleri nedeniyle hedef gösterilmesine tepki gösterdi. Avukat Hatice Kocaefe'nin yürüttüğü bir icra takibi nedeniyle öldürüldüğünü hatırlatan Kaboğlu, avukatların can güvenliği ve mesleki bağımsızlığının korunması gerektiğini söyledi.
Savunmanın yargılamanın kurucu unsurlarından biri olduğunu belirten Kaboğlu, avukatın müvekkiliyle özdeşleştirilmesinin, mesleki faaliyeti nedeniyle hedef gösterilmesinin ve adliyelerde engellerle karşılaşmasının adil yargılanma hakkını zedelediğini ifade etti.
2017'DEKİ ANAYASAL DEĞİŞİKLİKLERE ELEŞTİRİ
Türkiye'nin anayasal değişim sürecini değerlendiren Kaboğlu, 2007-2017 dönemindeki değişikliklerin iktidar yetkilerini merkezileştirdiğini savundu.
2017'de hayata geçirilen yönetim sisteminin yürütme yetkilerini tek kişide topladığını ve yasama ile yürütme arasındaki denge ve denetleme mekanizmalarını zayıflattığını belirten Kaboğlu, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin yasalarla yarışan bir normatif düzenlemeye dönüştüğünü söyledi.
7249 sayılı Kanun'a da değinen Kaboğlu, düzenlemenin İstanbul, Ankara ve İzmir barolarını bölerek baroların hukukun üstünlüğünü savunma ve avukatların haklarını koruma işlevini zayıflattığını kaydetti.
BARONUN İKİ YILLIK FAALİYETLERİNİ ANLATTI
İstanbul Barosu'nun son iki yıllık çalışmalarına ilişkin bilgi veren Kaboğlu, Avukat Hakları Merkezi'nin yaklaşık 1.500 başvuruyla ilgilendiğini, 450 olaya anında hukuki müdahalede bulunulduğunu ve 60 suç duyurusu yapıldığını belirtti. Kaboğlu, ayrıca 50 soruşturma ve kovuşturma sürecine müdahil olunduğunu, tutuklu avukatlara yönelik ziyaretler gerçekleştirildiğini aktardı.
Emniyetteki avukat görüşme odalarında bulunan kameraların kaldırılması için yürütülen çalışmalara da değinen Kaboğlu, açılan dava sonucunda İstanbul 12. İdare Mahkemesi'nin uygulamanın iptaline karar verdiğini söyledi.
AVUKATLIK MESLEĞİ İÇİN YENİ DÜZENLEME ÇAĞRISI
Konuşmasının sonunda avukatlık mesleğinin korunmasına ilişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi'nin onaylanmasını isteyen Kaboğlu; avukatlık ücretlerinin artırılması, adli yardım ödeneğinin yükseltilmesi ve stajyer avukatlar ile mesleğinin ilk beş yılındaki avukatlar için sosyal destek mekanizmalarının oluşturulması çağrısında bulundu. Kaboğlu, adil yargılanma hakkına ilişkin kapsamlı bir yasal düzenlemenin de hayata geçirilmesini istedi.
İstanbul Barosu'nun 150. yılı dolayısıyla bir armağan kitap çalışması hazırlanmasını öneren Kaboğlu, yeni dönemde sandıktan hangi irade çıkarsa çıksın baronun bağımsızlığının korunmasının bütün avukatların ortak sorumluluğu olduğunu ifade etti. Kaboğlu, konuşmasını "İnsan haklarına dayanan laik ve demokratik cumhuriyet için fikir, kaynaşma ve eylem" çağrısıyla tamamladı.
Daha, hayatını kaybeden avukatların isimleri okundu. Avukatlar, isimleri ayakta dinledi.
Ardından başkan adaylarının konuşmasına geçildi. Her aday için konuşma süresi 20 dakika olarak belirlendi.
İlk olarak Cumhuriyetçi Güç Birliği'nin başkan adayı Av. Prof. Dr. Ümit Kocasakal kürsüye geldi.
(SÜRECEK)






