- "İletişim Başkanlığı olarak hakikatin görünür kılınması amacıyla var gücümüzle çalışıyoruz. Dezenformasyonla Mücadele Merkezimiz, sahte içeriklerin hızlıca tespit edilmesi ve doğru bilgilendirmenin yapılabilmesi için bütün kamu kurumlarımızla birlikte çalışıyor" "Asıl amacımız, Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda sağlıklı iletişimi güçlendirmek ve ülkemizin iletişim ekosistemini çok daha güçlü hale getirmektir" "İletişim Başkanlığı olarak gazetecilerin sorunlarını yakından takip ediyor, çalışma şartlarının iyileştirilmesi ve mesleki imkanlarının geliştirilmesi için gayret gösteriyoruz"
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İletişim Başkanlığı olarak hakikatin görünür kılınması amacıyla var güçleriyle çalıştıklarını belirterek, "Dezenformasyonla Mücadele Merkezimiz, sahte içeriklerin hızlıca tespit edilmesi ve doğru bilgilendirmenin yapılabilmesi için bütün kamu kurumlarımızla beraber çalışıyor." dedi.
Duran, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un himayesinde Meclis Tören Salonu'nda düzenlenen Anadolu Ajansı (AA) Haber Ödülleri Töreni'ndeki konuşmasında, Milli Mücadele günlerinde, Gazi Mustafa Kemal'in talimatıyla kurulan AA'nın ilk yıllarda milletin haklı davasını tüm dünyaya anlatmak gibi stratejik bir sorumluluğu üstlendiğini söyledi.
AA'nın, her geçen gün güçlenen içeriği ve yayın çizgisiyle Türkiye'nin en köklü kurumlarından biri haline geldiğini vurgulayan Duran, bugün dünya çapında bir kapasiteye ulaşan Anadolu Ajansı'nın, son yıllarda hem hakikatin sesini güçlü biçimde duyuran hem de Türkiye'de ve dünyada olanları kayıt altına alan güçlü bir hafızaya dönüştüğünü anlattı.
Duran, "106 yıl önce milletimizin haklı davasına ses olmak için yürütülen mücadelenin bugün, dezenformasyona ve manipülasyona karşı hakikatin sesini yüceltmek sorumluluğuyla devam ettiğine canı gönülden inanıyorum." değerlendirmesinde bulundu.
Bu dönemde televizyonun ve yazılı basının yerini büyük ölçüde dijital mecraların aldığına dikkati çeken Duran, mecralar değişse dahi küresel aktörlerin medyayı hala "kitleleri tek tipleştirmenin" bir aracı gibi görmeye devam ettiğini, geçmişte kitle iletişim aracı olarak televizyonların bu yönde bir misyonu bulunduğunu dile getirdi.
Duran, geçmiş dönemlerde televizyonda sunulan bilgilerin kamuoyu tarafından mutlak doğru kabul edildiğini, zaman zaman çıkar çatışmaları ve ideolojik önceliklerin hakikatin kendisi gibi takdim edildiğini aktardı.
Soğuk Savaş'tan sonra tek kutuplu bir dünya kurulurken küresel medyanın, askeri müdahalelerin meşrulaştırılma mecrası olduğunu anlatan Burhanettin Duran, 1991 yılında Körfez Savaşı'nın, taraflı ve tek yönlü biçimde CNN televizyonundan günlerce canlı yayınlandığını kaydetti.
"Öldürenleri naklen ifşa ettiniz"
CNN'in yayınları ile savaş ve ölümün insanların eğlencesi haline getirildiğini söyleyen Duran, "Ekranlarda boy gösteren silah uzmanları ve petrole bulanmış karabatak kurmacası zaten milyonların zihninde başka bir halkın bombalanmasının rızasını oluşturmuştu." dedi.
Savaş sürerken ünlü Fransız düşünür Jean Baudrillard'ın, televizyonlara çıkarak "Bu bir komando seremonisidir." ifadesini kullandığını hatırlatan Duran, Körfez Savaşı'nın, ekran başında izleyenler için bir gösteri olduğunu vurguladı.
İletişim Başkanı Duran, ekranda bu gösteri izlenirken, şehirlerin bombalandığını, izleyicilerin iştahını kaybetmediğini ve uykularının kaçmadığını belirtti.
Savaş döneminde medyanın aktardığı olaylarla toplumları istediği gibi şekillendirdiğini ve dünya çapında istediği algıyı oluşturduğunu ifade eden Duran, şöyle devam etti:
"Peki bu anlattıklarım bugün için hala geçerli mi? İstenen olaylar tek tek bir merkezden ve aktardığım gibi tek yönlü inşa edilebiliyor mu? Benim cevabım, hayır. Clausewitz'in 'Savaş Üzerine' eserini bilirsiniz. O kitapta insanlığın neredeyse neolitikten ateşli silahların icadına kadar benzer yöntemlerle savaştığı anlatılır. Ateşli silahlar, savaş taktiğinin seyrini, mecrasını, sonsuza kadar değiştirmiştir. Ben de benzer bir durumu bugün dijital mecralar için olduğunu düşünüyorum. Bu mecralar, algoritmalara ve teknofaşizme rağmen içerik üretmenin doğasını da geri dönülemez şekilde değiştirmiştir. Körfez Savaşı'nda sahte görüntülerle Bağdat'ın bombalanmasını meşrulaştıran ve kitlelerde rıza oluşturan medya, bugün aynı rızayı Gazze için oluşturamadıysa işte sizlerin, gazetecilerin, Ajansımızın bu mecraları üst düzey kullanılması etkili oldu. Sizler, 7 Ekim'den beri birçok dilde yaptığınız ısrarlı yayınlarla, savaş bölgesindeki varlığınızla, sahadan getirdiğiniz bilgilerle, 'Kanıt, Tanık, Sanık' gibi yayınlarla, hakim bir anlatıyı yerle bir ettiniz. Sizler, ölümü naklen yayınlamadınız, öldürenleri naklen ifşa ettiniz. Uykusu kaçmadan, mağduru ve mazlumu gösteri malzemesi yapan yekpare bir savunma hattını yıktınız. Bugün bu anlatı çeşitlendiyse ve hakikat evlere, kalplere sızdıysa bu, fedakar gazeteciler sayesinde oldu."
"Gazeteciliğin yol gösterici niteliğine her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyoruz"
Duran, yıllarca Gazze'deki hukuksuz ablukayı, Filistin'de hayatı cehenneme çeviren kontrol noktalarını ve kendisine 'Yerleşimci' diyen işgalcileri görmeyenlerin artık hakikati görmeye başladığının altını çizdi.
"Sesi olduğunuz her bir mazlum için gazetecilerimize teşekkür ediyorum." diyen Duran, İsrail'in, Gazze başta olmak üzere Filistin topraklarında katlettiği gazetecileri andı.
Duran, şunları kaydetti:
"İletişim Başkanlığı olarak bizler de hakikatin görünür kılınması amacıyla var gücümüzle çalışıyoruz. Dezenformasyonla Mücadele Merkezimiz, sahte içeriklerin hızlıca tespit edilmesi ve doğru bilgilendirmenin yapılabilmesi için bütün kamu kurumlarımızla birlikte çalışıyor. Bizim nazarımızda dezenformasyondan daha önemli bir konu ise vatandaşlarımızın medya okuryazarlığı refleksini kazanabilmesidir. Bu konuda eğitimlerimiz ve projelerimiz devam ediyor. Asıl amacımız, Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda sağlıklı iletişimi güçlendirmek ve ülkemizin iletişim ekosistemini çok daha güçlü hale getirmektir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın da ifade ettikleri gibi 'Hakikat ile söylenti, gerçekle algı arasındaki sınırın giderek belirsiz hale geldiği bir medya düzeninde gazetecilik, toplum için adeta pusula işlevi görür.' Bu bağlamda gazeteciliğin yol gösterici niteliğine her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyoruz."
Anadolu Ajansı Haber Ödülleri'nin, nitelikli gazeteciliği teşvik etmesi ve mesleki başarıyı takdir etmesi açısından önemli bir işe imza attığını belirten Duran, bu ödüllerin, hakikatin peşinden giden ve meslek ilkelerinden taviz vermeyen gazeteciliğin her zaman destekleneceğine dair bir umudu da diri tuttuğunu vurguladı.
Duran, "İletişim Başkanlığı olarak gazetecilerin sorunlarını yakından takip ediyor, çalışma şartlarının iyileştirilmesi ve mesleki imkanlarının geliştirilmesi için gayret gösteriyoruz. Bu anlayışla gazetecilerimizin ve medya kuruluşlarımızın yanında olmaya ve nitelikli, sorumlu haberciliği her zaman desteklemeye devam edeceğiz. Gazeteciliğin geleceğinin hala parlak olduğunu ve olması gerektiğini düşünmek istiyorum." şeklinde konuştu.
Ödül alan gazetecileri tebrik eden Duran, Haber Ödülleri platformunun oluşturulmasında emeği olanları, jüri üyelerini ve Anadolu Ajansı'nı kutladı.
Burhanettin Duran, himayeleriyle Anadolu Ajansı Haber Ödülleri'ne ev sahipliği yapan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'a teşekkür etti.


