İçeriğe geç

STK'ler, 35 sanıklı Sumud Filosu davasının ilk duruşmasında basın açıklaması yaptı

Gazze'ye insani yardım taşıyan Küresel Sumud Filosu'na silahlı müdahaleye ilişkin, aralarında Netanyahu'nun da bulunduğu 35 sanığın yargılandığı davanın ilk duruşması sürüyor. STK'ler,…

5 dk okuma0 okunma
Paylaş
Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle
23.10.2026 - 17:11
Güncelleme: 23.10.2026 - 17:13
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Gazze'ye insani yardım taşıyan Küresel Sumud Filosu'na silahlı müdahaleye ilişkin, aralarında Netanyahu'nun da bulunduğu 35 sanığın yargılandığı davanın ilk duruşması sürüyor. STK'ler, İstanbul Adalet Sarayı önünde açıklama yaparak İsrail aleyhine slogan attı.

Bazı sivil toplum kuruluşları, Gazze'ye insani yardım taşıyan Küresel Sumud Filosu'na silahlı müdahalede bulunulmasına ilişkin, aralarında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun da bulunduğu 35 sanığın yargılandığı davanın ilk duruşmasına ilişkin basın açıklaması yaptı.

Global Sumud Türkiye, Yeryüzü Avukatları Derneği, Mavi Marmara Özgürlük ve Dayanışma Derneği, İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsani Yardım Vakfı'nın da aralarında bulunduğu bazı sivil toplum kuruluşlarının (STK) temsilcileri, duruşmanın devam ettiği sırada İstanbul Adalet Sarayı önünde bir araya geldi.

"Siyonist katiller hesap verecek", "İsrail yargılanıyor" ve "İsrail hesap verecek, Filistin özgürleşecek" yazılı pankart ve dövizler taşıyan katılımcılar, İsrail aleyhine sloganlar attı.

Yeryüzü Avukatları Derneği Başkanı Avukat Enes Kafadar, yaptığı basın açıklamasında, uluslararası hukuk ve insanlık vicdanı adına tarihi bir ana tanıklık ettiklerini, İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde İsrail'in işlediği ağır suçların hesabını sormak üzere evrensel yargı yetkisi kapsamında açılan davanın ilk duruşmasının görüldüğünü söyledi.

Kafadar, daha önce bu noktaya hiç gelinmediğini, İsrail'in yıllardır süregelen işgal, yerinden etme ve ağır insan hakları ihlalleri ve soykırım eylemlerinin medya manipülasyonuyla yıllarca dünya kamuoyundan gizlendiğini dile getirdi.

Medya manipülasyonları, uluslararası toplumun sessizliği ve İsrail'e sağlanan cezasızlık zırhının İsrail'i her seferinde daha da pervasızlaştırdığına işaret eden Kafadar, "Ancak sosyal mecralarda yayılan gerçeklik, ablukayı kırmaya yönelik girişimler ve vicdan sahibi kitlelerin gücüyle o kalın sansür duvarı yıkıldı ve soykırım tüm dünya kamuoyunun gündemine girdi. Gazze'de işlenen soykırım vicdanlarda derin yaralar açtı, bu yaralar uluslararası toplumun adalet arayışını körükledi ve adalet arayışı daha önce hiç olmadığı kadar güçlü hale geldi." diye konuştu.

Kafadar, bu gelişmeler neticesinde İsrail ve yetkilileri aleyhine hem uluslararası mahkemelerde hem de "evrensel yargı yetkisi" prensibiyle ulusal mahkemelerde peş peşe tarihi davaların açılmaya başlandığını anımsatarak, şunları kaydetti:

"Güney Afrika, Soykırım Sözleşmesi uyarınca Uluslararası Adalet Divanı'na başvurdu, Divan ihtiyati tedbir kararı verdi. Uluslararası Ceza Mahkemesi, Netanyahu ve Gallant hakkında yakalama kararı çıkarttı. Birleşmiş Milletler Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu, Gazze'de soykırım işlendiğini tespit etti. Dünyanın dört bir yanında evrensel yargı yetkisi kapsamında davalar açıldı. İşte bu dava küresel adalet arayışının Türkiye'deki halkasıdır. İçeride görülen dava, yalnızca sivil insani yardım filolarına yönelik haksız müdahalelerin yargılandığı dar kapsamlı bir dava değildir. İddianamede de net bir şekilde ifade edildiği üzere bu eylemler, sivil nüfusa karşı yürütülen sistematik aç bırakma ve yok etme politikasının, yani doğrudan soykırım ve insanlığa karşı suçların açık denize uzanan bir parçasıdır."

İnsani yardım filolarında bulunan ve suçtan zarar gören mağdurların mahkeme heyeti huzurunda ifadelerini verdiklerini, uluslararası hukuku ayaklar altına alan o ağır suçları, maruz kaldıkları eziyetleri tüm ayrıntılarıyla anlattıklarını aktaran Kafadar, yıllardır susturulmaya çalışılan hakikatlerin mahkeme tutanaklarına resmi olarak geçtiğini belirtti.

Kafadar, dernek olarak hem Özgürlük Filosu'na hem Sumud Filosu'na insani yardım misyonunun tüm süreçlerinde destek sağladıklarını, filo misyonlarının hukuki koordinasyonunu ve bağımsız gözlemciliğini gerçekleştirdiklerini, avukatları aracılığıyla mağdurlara alıkonulma, adli tıp, soruşturma ve yargılama süreciyle ilgili destekler sağladıklarını söyledi.

Soruşturmanın açıldığı ilk günden beri dosyaya yön veren birçok kritik delili dosyaya sunduklarını, TİKA Hastanesi saldırısındaki 12 şüphelinin kimlik tespitini sağladıklarını ve adli makamlara ilettiklerini dile getiren Kafadar, açık deniz operasyonunu yöneten Şayetet 13 komandolarını deşifre eden teknik fail raporunu ve İsrail ordusunda savaşan çifte vatandaşların tespitini sağlayarak tüm bu delilleri adli makamlarla paylaştıklarını ifade etti.

Kafadar, "Bu yargılamanın cezasızlık zırhını yıpratması bakımından son derece önemli olduğunu bir kez daha vurgulamak istiyorum. Bu yargılamanın seyri, dünyanın dört bir yanında açılan ve açılacak diğer davalar için son derece güçlü bir hukuki emsal teşkil edecek ve İsrail'in dokunulmazlık zırhına darbe vuracaktır." değerlendirmesini yaptı.

"İnsani yardım koridoru açılana kadar durmayacağız"

Mavi Marmara Özgürlük ve Dayanışma Derneği Başkanı İsmail Songür ise İsrail'in uluslararası sularda insani yardım filolarına müdahalesinin hesabının sorulması gerektiğini belirtti.

İsrail'in yıllardır işlediği suçlar nedeniyle hesap vermediğini dile getiren Songür, "Gazze bir açık hava hapishanesi değildir. Gazze bir soykırım kampıdır ve İsrail bu suçu işleyerek bir soykırımcıya dönüşmüştür." dedi.

Songür, Gazze'ye gıda, temiz su ve ilaç girişine izin verilmediğini, insanların temiz havaya erişiminin de engellendiğini, dünyanın yaklaşık 60 ülkesinden insanın Gazze'ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıktığını, İsrail'in filolara müdahalesinin insan hakları ve uluslararası hukuk açısından sonuçları olması gerektiğini söyledi.

İsrail yönetimine seslenen Songür, "Artık eski dünya yok. Artık dünyanın halkları ayağa kalktı. Artık istediğiniz soykırımı işleyip hiç kimseye hesap vermeden hayatlarınıza devam edemeyeceksiniz. Dünyanın dört bir yanında yerel mahkemelerde ve uluslararası mahkemelerde peşinizde olacağız." ifadelerini kullandı.

Daha büyük filoların hazırlıklarına başladıklarını bildiren Songür, "İnsani yardım koridoru açılana kadar insani yardımlarımız, doktorlarımız, insan hakları gözlemcilerimiz Gazze'ye özgür seyahat edene kadar da durmayacağız." diye konuştu.

Songür, uluslararası kurumların Filistinlilerin haklarının korunması konusunda yetersiz kaldığını vurgulayarak, devletlere ve yetkililere insani yardım filolarına destek olma çağrısı yaptı.

"Zalim Netanyahu ve avanesi yaptıkları zulmün hesabını verecek"

Filistine Destek Platformu Başkanı Osman Nuri Kabaktepe de Sumud Filosu'na yönelik müdahaleye ilişkin açılan davanın İsrail'in Filistinlilere yönelik eylemlerinin hukuki açıdan takip edilmesi bakımından önemli olduğunu belirterek, "Zalim Netanyahu ve avanesi siyonist İsrail Devleti bu yaptıkları zulmün muhakkak hesabını verecek. Biz buna inanıyoruz." ifadelerini kullandı.

İsrail'e karşı uluslararası alanda hukuki girişimlerin arttığını belirten Kabaktepe, "Hukuk, adalet, insan hakları dünya hegemonik güçleri istediğinde örümcek ağına dönüştürülse de dünyanın vicdan sahibi insanları güçlerine hegemonyalarına güvenip hukuku örümcek ağına dönüştürmelerine müsaade etmeyecek." dedi.

Kabaktepe, söz konusu davalara ilişkin süreçlerin takip edileceğini dile getirerek, "Tarih artık İsrail'den ve siyonizmden yana değildir. Bu dava bize bugün bunu gösteriyor." ifadesini kullandı.

Açıklamaların ardından bir süre daha sloganlar atan katılımcılar, daha sonra buradan ayrıldı.

Bu haberde bir hata mı var? Düzeltme talebinde bulunun.

Yorumlar

Yorumlar moderatör onayından sonra yayımlanır. Hakaret, reklam ve kişisel veri içeren yorumlar yayımlanmaz.

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.

Bunlar da ilginizi çekebilir