İçeriğe geç

Osmancık Karası üzümü milli gen havuzuna kaydedildi, coğrafi işaret başvurusu yapıldı

Çorum'un Osmancık ilçesinde yüzyıllardır yetiştirilen Osmancık Karası üzümünün gen haritası çıkarıldı; üzüm milli gen havuzuna yeni çeşit olarak kaydedildi. Pekmez üretimine uygun…

3 dk okuma0 okunma
Paylaş
Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle
20.10.2026 - 10:17
Güncelleme: 20.10.2026 - 10:22
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Çorum'un Osmancık ilçesinde yüzyıllardır yetiştirilen Osmancık Karası üzümünün gen haritası çıkarıldı; üzüm milli gen havuzuna yeni çeşit olarak kaydedildi. Pekmez üretimine uygun bulunan üzüm için coğrafi işaret tescili amacıyla Türk Patent ve Marka Kurumuna başvuru yapıldı.

Çorum'un Osmancık ilçesinde yüzyıllardır yetiştirilen Osmancık Karası üzümünün genetik özellikleri incelendi. Türkiye'deki diğer üzüm çeşitlerinden farklı olduğu belirlenen üzüm, yeni bir çeşit olarak milli gen havuzuna kaydedildi. Yüzde 77,7 şıra oranı sayesinde pekmez yapımına oldukça uygun olduğu tespit edilen üzümün coğrafi işaret alması için çalışmalar sürüyor.

Osmancık ilçesinde yüzyıllardır yetiştirilen Osmancık Karası üzümünün genetik özellikleri bilimsel çalışmalarla belirlendi. Osmancık Kaymakamlığı, Ankara Üniversitesi ve Tekirdağ Bağcılık Araştırma Enstitüsü iş birliğiyle yürütülen çalışmalarda, üzümün gen haritası çıkarıldı. Türkiye'deki diğer üzüm çeşitlerinden genetik olarak farklı olduğu tespit edilen Osmancık Karası, yeni bir çeşit olarak milli gen havuzuna kaydedildi.

Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesi'nde de Osmancık'ın sulu ve lezzetli üzümlerinden söz edilirken, bu üzümün Osmancık Karası olabileceği değerlendiriliyor. Hitit Üniversitesi iş birliğiyle yapılan analizlerde, üzümün yüzde 77,5 şıra oranına sahip olduğu ve pekmez üretimine oldukça uygun bulunduğu belirlendi. Üzümün coğrafi işaretle tescillenmesi için Türk Patent ve Marka Kurumuna başvuru yapıldı.

Osmancık Karası üzümünün yetiştiriciliği, ilçeye bağlı Kargı köyünde geleneksel yöntemlerle sürdürülüyor. Köyde yaşayan Cengiz Kargı ile 93 yaşındaki annesi Safiye Kargı, yaklaşık 150 yıllık aile bağlarında üzüm yetiştirerek bağcılık ve pekmez kültürünü yaşatmaya devam ediyor. Konik ve sık salkımlı yapıya sahip olan Osmancık Karası, ince kabuğu, bol suyu ve geç olgunlaşmasıyla biliniyor. Özellikle pekmez yapımında tercih edilen üzümler, hasadın ardından yörede "şınavat" adı verilen geleneksel düzeneklerde ezilerek şırası çıkarılıyor. Pekmez toprağıyla durultulan şıra, kazanlarda kaynatılarak pekmeze dönüştürülüyor.

"Türk Patent Kurumu'na coğrafi tescil başvurusunda bulunduk"

Osmancık Kaymakamı Furkan Duman, ilçenin önemli tarımsal değerlerinden biri olan üzümün bilimsel çalışmalarla yeni bir çeşit olarak kayıt altına alındığını belirtti. Duman, "Osmancık Karası, ilçe merkezimizde ve köylerimizde yetişen oldukça değerli bir ürün. Yüzyıllardır bu bölgede yetişen bir üzüm çeşidimiz. Hatta Evliya Çelebi, Seyahatnamesi'nde buranın sıcak olması nedeniyle sulu ve lezzetli bir üzüm çeşidinin yetiştiğinden söz eder. Biz de bunun Osmancık Karası üzümü olduğu kanaatindeyiz. Bu sebeple Osmancık Kaymakamlığı, Tekirdağ Bağcılık Araştırma Enstitüsü ve Ankara Üniversitesi iş birliğiyle bu üzümümüzün gen haritasını ortaya çıkarmaya çalıştık. Çalışmamız neticesinde Osmancık Karası üzümünün Türkiye'deki binlerce üzüm çeşidinin hiçbirine girmediğini gördük. Bu nedenle yaptığımız çalışma sonucunda üzümümüzü yeni bir üzüm çeşidi olarak Milli Gen Havuzu'na kaydettirdik. Bunun yanı sıra Osmancık Karası üzümü için Türk Patent ve Marka Kurumuna coğrafi işaret tescili başvurusunda bulunduk. Şu anda çalışmalarımız devam ediyor. Üzümün pekmez üretimi için de oldukça uygun ve verimli olduğu sonucuna vardık. Bu anlamda, Osmancık Karası üzümümüz için coğrafi işaret tescilini aldıktan sonra pekmezimiz için de coğrafi işaret başvurusunu inşallah yapacağız" dedi.

"80 yıl önce, bir tevekten 50 kilo üzüm veriyormuş"

Üzüm bağlarının geçmişte çok daha geniş alanlara yayıldığını anlatan üretici Cengiz Kargı, "150 yıllık bağlarımız var. Biz en az 150 yıldır bu üzümün yetiştirildiğini biliyoruz. Pekmezlik, şıralık bir üzüm çeşidi. Şıra oranı da oldukça yüksek. Bu üzümle ilgili olarak her bağda 5-10 dönümlük alanlar bulunuyordu. Burada belki 2 bin, 3 bin dönüm üzüm bağı vardı. Ancak şu anda o kadar bağ kalmadı. Şimdi pekmezi köyde yapıyoruz ama eskiden bağlarda yapılırmış. 80 yıl önce bir tevekten 50 kilo üzüm elde ediliyormuş." şeklinde söyledi.

"30 gün üzüm kaynatırdık"

Gençlik yıllarında ailesiyle birlikte bağlarda uzun süre pekmez kaynattıklarını anlatan 93 yaşındaki Safiye Kargı ise geçmişte pekmezin önemli bir tüketim ürünü olduğunu ifade etti. Kargı, " Bağlarda pekmez kaynatıyorduk. Benim zamanımda, gençliğimde pekmez çok kıymetliydi. Bağda gecekondumuz vardı. 30 gün boyunca üzüm kaynatırdık. Bizim zamanımızda böyle bilgiler yoktu. Şimdiki gençler daha bilgili. Gençler pekmezi taslarla yiyip içiyorlardı. Şimdi ise pekmez yenmiyor, satılıyor. Eskiden üzüm de pekmez de satılmazdı. Şimdi ise satılıyor. Artık çeşit çeşit üzüm var" ifadelerine yer verdi.

Bu haberde bir hata mı var? Düzeltme talebinde bulunun.

Yorumlar

Yorumlar moderatör onayından sonra yayımlanır. Hakaret, reklam ve kişisel veri içeren yorumlar yayımlanmaz.

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.

Bunlar da ilginizi çekebilir