İçeriğe geç

Hatem Bazian küresel İslamofobinin altı bölgede yapısal olarak işlediğini analiz etti

Hatem Bazian, küresel İslamofobinin birbiriyle bağlantılı altı bölgede yapısal işlediğini analiz etti. 2025'te örtük ve açık İslamofobi arasındaki çizginin kalktığını, tetikleyici…

7 dk okuma0 okunma
Paylaş
Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle
06.11.2026 - 14:46
Güncelleme: 06.11.2026 - 14:47

Hatem Bazian, küresel İslamofobinin birbiriyle bağlantılı altı bölgede yapısal işlediğini analiz etti. 2025'te örtük ve açık İslamofobi arasındaki çizginin kalktığını, tetikleyici olayın toplu cezalandırmaya anlık dönüştüğünü vurguladı.

Kaliforniya Üniversitesi Öğretim Görevlisi, İslamofobi Araştırma ve Belgeleme Projesi (IRDP) kurucusu, İslamofobi Çalışmaları ve Araştırma Derneği Başkanı ve Islamophobia Studies Journal Editörü Hatem Bazian, küresel İslamofobi'nin kendini gösterdiği alanları ve bu alanların birbirini nasıl beslediğini AA Analiz için kaleme aldı.

***

2025 yılının en belirleyici özelliği, örtük ve açık İslamofobi (Müslüman karşıtlığı) arasındaki çizginin ortadan kalkmasıydı. Örtük ya da üstü kapalı İslamofobi, sarsılmaz bir ön kabul üzerine inşa edilmiştir. Bu ön kabul, filmler, haber bültenleri, televizyon yorumcuları ve Müslümanları sorunlu birer özne olarak ele alan kitaplar aracılığıyla zihinlere işlenir. Bu süreçte İslam, yalnızca şiddet yanlısı, geri kalmış ve baskıcı bir din olarak resmedilirken, Müslümanların sözde despotluğu ve ilerleme kaydedemeyişleri sürekli ön plana çıkarılır. Dolayısıyla örtük İslamofobi, yüzyıllar süren Oryantalist bilgi üretimiyle inşa edilen, 2001'den bu yana ise "Terörizmle Savaş" politikaları ve İslam dünyasındaki askeri müdahalelerle sürekli diri tutulan İslamofobik toplumsal hafızaya kazınmış imgelerin, şüphelerin ve varsayımların birikimidir.

Açık İslamofobi ise "söze ve eyleme dökülen" kısımdır. İslam ve Müslümanlarla ilgili her şeye karşı saplantı, Müslümanları suçlu ilan eden ve temel haklarının ihlaline zemin hazırlayan kongre ve parlamento oturumları bunun birer parçasıdır. Gözetleme programları, yargısız infazlar, askeri harekatlar, işkence, İHA saldırıları ve tüm bunları meşrulaştıran politikalar, özünde "Müslüman" dendiğinde bizzat gördüğümüz ve tanık olduğumuz uygulamaların doğrudan kendisidir. Kısacası açık İslamofobi, zihinlerdeki o örtük İslamofobi'nin medyada, hukukta, siyasette, söylemde ve şiddet eylemlerinde somutlaşmasıdır. 2025 yılının gözler önüne serdiği asıl gerçek, yalnızca açık düşmanlığın artması değil, bu düşmanlığın harekete geçme süresinin kısalmasıdır. Tetikleyici bir olay ile toplu cezalandırma arasındaki süreç artık neredeyse anlık işlemektedir.

Avustralya bunun en çarpıcı örneğini sunuyor. 14 Aralık 2025'te Sidney'deki Bondi Plajı'nda düzenlenen saldırıda, orada bulunan bir Müslüman araya girerek saldırganı etkisiz hale getirmişti. Ancak yetkililerin olayı "antisemitik terörizm" olarak tanımlamasıyla birlikte, günde bir-iki olan İslam karşıtı vakalar bir anda on sekize fırladı ve henüz yirmi dört saat bile geçmeden bir Müslüman mezarlığına domuz kafaları atıldı.

İslamofobik toplumsal hafızanın harekete geçmek için hiçbir kanıta ihtiyacı yoktu, yalnızca bir kıvılcım bekliyordu.

İç içe geçmiş altı bölge

Küresel tabloyu yapısal olarak okuyabilmek için birbiriyle kenetlenmiş altı bölge öneriyorum. Bunlar birbirinden bağımsız olgular değil, her biri diğerine zemin ve meşruiyet sağlayan tek bir mimarinin farklı cepheleridir.

1. Gözetim ve güvenlikleştirme bölgesi

ABD'de ve İngilizce konuşulan dünyanın büyük bir kısmında en belirleyici gelişme, güvenlik politikalarının "antisemitizmle mücadele" söylemi üzerinden yeniden kurgulanması oldu. 14188 sayılı Başkanlık Kararnamesi, Mahmoud Khalil, Rümeysa Öztürk ve Mohsen Mahdawi'nin gözaltına alınması, Sami Hamdi'nin vizesinin iptal edilmesi, New York Polis Teşkilatı (NYPD) eğitimlerinde kefiyenin antisemitik bir sembol sayılması ve Müslüman Kardeşler'i terör örgütü ilan etmeye yönelik kongre girişimleri bir bütün olarak yeni bir dönemece işaret ediyor. Filistin meselesi artık bu sürecin turnusol kağıdı haline gelmiştir: Filistinlilerin yaşam hakkını savunmak "şüpheli Müslüman" damgası yemek için yeterli görülürken, göçmenlik yasaları da birer sindirme ve cezalandırma aracına dönüştürülmüştür.

2. İslam'ı düzenleme ve denetleme bölgesi

Fransa, Avusturya, Hollanda, Danimarka ve İsviçre'de devlet, Müslümanları yalnızca gözetlemekle kalmıyor, aynı zamanda "makbul İslam"ın ne olduğunu tanımlıyor ve bunu yasalarla zorunlu kılıyor. Fransa İçişleri Bakanlığının 23 İslami kurumu hedef gösteren raporu, Marsilya'daki Bleuets Camisi'ni kapatma tehditleri ve Avusturya'da on dört yaş altı kız çocuklarına getirilen başörtüsü yasağı, "ayrılıkçılık" ve "siyasal İslam" kavramlarının, görünür olan her türlü Müslüman yaşam biçimini kapsayacak şekilde nasıl esnetilebildiğini gösteriyor. Denetleyici devlet bu söylemin dilini ve zeminini kurarken, sokak ise şiddeti üretiyor. Nitekim Aboubakar Cisse bir caminin içinde katledildi ve Paris çevresindeki dokuz caminin önüne tek bir günde domuz kafaları bırakıldı.

3. Müslüman çoğunluklu devletler ve "resmi İslam" bölgesi

Bu, üzerinde en az durulan ve en az kabul gören bölgedir. Mısır, Tunus ve Cezayir'den Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn ve Tacikistan'a kadar pek çok devlet, muhalefeti suç saymak ve inancı denetlemek için "radikalizm" ve "siyasal İslam" kavramlarını araçsallaştırıyor. Raşid Gannuşi on dört yıl hapis cezasına çarptırılırken, Tacikistan başörtüsünü "radikal bir dış etki" olarak sınıflandırdı. Bu hükümetler, birinci bölgenin kavram dağarcığını ve ikinci bölgenin denetim modelini ödünç alıyor, karşılığında ise her ikisine de "Müslüman eliyle meşruiyet" sağlıyorlar. Devlet eliyle yürütülen "resmi İslam", küresel aşırılıkla mücadele endüstrisinin yerel bir şubesi gibi çalışıyor. Bu durum, İslamofobi'nin yalnızca Batı'nın tekelinde olan bir şey değil, Müslüman kimliğini ve öznelliğini yönetmenin bir biçimi olduğunu ortaya koyuyor.

4. Soykırım bölgesi

Birleşmiş Milletler (BM) Soruşturma Komisyonu, Eylül 2025'te İsrail'in Gazze'deki eylemlerinin soykırım teşkil ettiği sonucuna varırken, Aralık 2025 itibarıyla bölgede hayatını kaybeden Filistinlilerin sayısı 70 bini aşmıştı. Genocide Watch (Soykırım Gözlem Örgütü), Çin'in Uygurlara yönelik muamelesini soykırımın ileri aşamaları olarak sınıflandırdı. Myanmar, depremde hasar gören yaklaşık 140 camiden yalnızca birinin eski büyüklüğünde yeniden inşa edilmesine izin verdi. Keşmir, Sudan ve Lübnan ise Müslüman nüfusların "yok edilebilir" hale getirildiği bu haritayı tamamlıyor. İslamofobik toplumsal hafıza, burada nihai ve en uç mantığına ulaşıyor. Üstelik bu bölge, diğer bölgeler tarafından beslenip ayakta tutuluyor. İlk iki bölgede protestolar suç sayıldığında, soykırımın tanıkları da susturulmuş oluyor. İsrail hükümetinin resmi Arapça hesabından Avrupa'daki camilerin "temizlenmesi" gereken birer "beşinci kol" olarak nitelendirilmesi, soykırım bölgesinin doğrudan İslam'ı düzenleme bölgesine seslenişidir. Kendilerini "modern Haçlılar" olarak tanımlayan bir motosiklet kulübü üyelerinin Gazze'deki yardım dağıtım noktalarında güvenlik olarak işe alınması ise İslamofobik toplumsal hafızanın ekmek kuyruğunda bizzat uygulamaya konulmasıdır.

5. Ana akım medya ve sinema bölgesi

Bu bölge, olaylara bakışımızdaki standart algı çerçevesini inşa eder. Örneğin İngiltere'deki "istismar çeteleri" söylemi, suçu doğrudan Müslüman erkek kimliğiyle özdeşleştirdi. Hindistan'da ise haberlerde kullanılan "gerginlik patlak verdi" gibi edilgen ifadeler, linç girişimlerini sanki faili olmayan, kendiliğinden gelişen birer doğa olayıymış gibi sıradanlaştırdı. Medya İzleme Merkezine (Centre for Media Monitoring) göre, Müslüman kadın gazetecilerin yüzde 92'si haber merkezlerindeki bu düşmanlığı "yapısal" bir sorun olarak tanımlıyor. Kısacası medya bölgesi, zihinlerdeki o örtük önyargıyı "genel geçer doğruya" dönüştürür, böylece o kurgusal algı bir anda "herkesin malumu olan gerçeğe" dönüşür.

6. Sosyal medya ve yapay zeka bölgesi

En hızlı büyüyen bu alan, zihinlerdeki örtük İslamofobi'nin açık eyleme dönüşmesindeki en büyük hızlandırıcıdır. Aşırı sağcı figür Tommy Robinson'ın "Silenced" (Susturulmuş) adlı belgeseli 146,2 milyon görüntülenmeye ulaşırken, X platformunun sahibi de İngiltere'deki aşırı sağcı kalkışmayı bizzat körükledi. Almanya'da AfD bağlantılı ağlar, İslam düşmanlığını mizah kisvesi altında servis etti. Hindistan'da gözlemciler, Müslümanları tehdit olarak gösteren yapay zeka üretimi görsellerin yanı sıra, sadece mayıs ve haziran aylarında altmıştan fazla nefret kampanyası tespit etti. Hırvatistan'da ise kurmaca bir "Allahu Ekber" saldırısı, polis bunun kişinin kendi kendine kurguladığı bir eylem olduğunu ortaya çıkarana kadar çoktan hızla yayılmıştı. Filistin paylaşımlarını sansürlerken İslam karşıtı içeriklerin dolaşımına göz yuman çifte standartlı denetim mekanizması, artık tek tuşla sahte kanıt üretebilen yapay zeka araçlarıyla birleşiyor. Kısacası İslamofobik toplumsal hafıza, harekete geçmek için artık bir olayın yaşanmasını beklemiyor, ihtiyaç duyduğu olayı bizzat kendisi kurgulayıp üretiyor.

Öne çıkan yeni eğilimler

Dört temel dinamik yakından takip edilmelidir: Birincisi, politikaların ortaklaşması. Müslüman Kardeşler'in terör örgütü ilan edilmesi artık Paris, Washington, Kahire ve Abu Dabi arasında ortak bir şablon olarak elden ele dolaşıyor. Bu durum, söz konusu bölgelerin birbiriyle ne kadar bütünleştiğinin açık bir göstergesidir. İkincisi, bir güvenlikleştirme sopası olarak antisemitizm söylemi. Bu yaklaşım, Almanya'daki kefiye yasaklarında, İftira ve İnkarla Mücadele Birliğinin (ADL) bu kültürel sembolü karalama çabalarında ve Avustralya'daki üniversitelerin antisemitizm tanımlarında birebir kopyalanarak çoğaltılıyor. Üçüncüsü, ortak hedef tahtası olarak kadın bedeni. Her bölgede başörtülü kadınlar ilk ve en sık hedef alınan kesim oluyor. Kadın bedeni üzerinden yürütülen bu baskı, Müslüman görünürlüğünü kısıtlamak adına resmi devlet politikasına dönüştürülüyor. Dördüncüsü, bilinçli bir politika olarak "tanımsızlık" boşluğu. İngiltere'nin İslamofobi için resmi bir tanım benimsememekteki ısrarı ve İslam karşıtı vakaları izleyen Tell MAMA kuruluşunun fonunu kısa süreliğine de olsa kesmesi, devletin İslamofobi'yi görmezden gelmesinin başlı başına yapısal bir İslamofobi pratiği olduğunu kanıtlıyor.

Tüm bu nedenlerle, izleme çalışmaları artık tekil vakaların çetelesini tutmaktan çıkıp bu devasa mimarinin haritasını çıkarmaya evrilmelidir. Burada kayda geçirilen her bir saldırı, aslında yaşanmasından çok önce, Müslümanların hayatını şüpheli, denetime muhtaç ve en uç noktada "harcanabilir" gören bir toplumsal hafıza tarafından çoktan onaylanmıştı. Önümüzdeki asıl görev, bu yapının adını doğru koymak ve şiddete sunduğu bu meşruiyet zeminini yerle bir etmektir.

[Hatem Bazian, Kaliforniya Üniversitesi Öğretim Görevlisi, İslamofobi Araştırma ve Belgeleme Projesi (IRDP) kurucusu, İslamofobi Çalışmaları ve Araştırma Derneği Başkanı ve Islamophobia Studies Journal Editörüdür.]

Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.

Bu haberde bir hata mı var? Düzeltme talebinde bulunun.

Yorumlar

Yorumlar moderatör onayından sonra yayımlanır. Hakaret, reklam ve kişisel veri içeren yorumlar yayımlanmaz.

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.

Bunlar da ilginizi çekebilir