
Marshall Adaları'nda ABD'nin nükleer denemelerinden kalan radyoaktif atıkların üzerini örten Runit Kubbesi, okyanusla temas etmeye devam ediyor. 1980 yılında tamamlanan yapının tabanında yalıtım bulunmaması nedeniyle gelgit hareketleri sırasında radyoaktif maddeler lagüne taşınabiliyor. Uzmanlar, yükselen deniz seviyelerinin oluşturabileceği ek risklere dikkat çekiyor.
- Pasifik Okyanusu'ndaki Marshall Adaları'nda bulunan 115 metre çapındaki Runit Kubbesi, ABD'nin nükleer denemelerinden kalan radyoaktif atıkları barındırıyor ve 1980 yılında tamamlandı.
- Kubbenin altındaki krater zemininde sızdırmazlık katmanı bulunmuyor; gelgit hareketleri radyoaktif maddelerin lagün sularıyla temas etmesine yol açabiliyor.
- Enewetak Lagünü tabanındaki tortullarda, bölgedeki nükleer kirliliğin önemli bir bölümü kubbenin dışında yer alıyor.
Pasifik Okyanusu'nun ortasında bulunan Marshall Adaları'ndaki Runit Kubbesi, Soğuk Savaş döneminin nükleer mirasını günümüze taşıyor. ABD'nin gerçekleştirdiği nükleer denemelerden kalan radyoaktif atıkları barındıran dev beton yapı, deniz suyuyla temas etmesi nedeniyle çevresel endişelerin odağında bulunuyor.
1980 yılında tamamlanan kubbenin altındaki zeminde sızdırmazlık katmanı bulunmuyor. Bu nedenle gelgit hareketleri, radyoaktif maddelerin çevredeki sularla temas etmesine yol açabiliyor.
ABD, Mayıs 1958'de Enewetak Atolü'nde gerçekleştirdiği Cactus adlı nükleer denemeyle mercan kayalıklarında büyük bir krater oluşturdu. Yıllar sonra bölgedeki radyoaktif malzemeler bu kraterde toplandı. Temizlik çalışmalarının ardından kraterin üzeri yüzlerce beton panelle kapatıldı.
Yaklaşık 115 metre çapındaki Runit Kubbesi, 1980 yılında tamamlandı. Yapı, nükleer atıkların yüzeyden çevreye yayılmasını sınırlandırmak amacıyla inşa edildi.
Kubbenin üst kısmı beton panellerle kapatılmasına rağmen altındaki krater zemini yalıtılmadı. ABD Enerji Bakanlığı tarafından yayımlanan değerlendirmelerde, yeraltı suyunun gelgit hareketlerine bağlı olarak yükselip alçaldığı ve radyoaktif maddelerin çevredeki lagün sularına taşınabildiği ele alındı. Bölgede günde yaklaşık iki kez yaşanan gelgit döngüsü, kubbenin altındaki su hareketini de etkiliyor. Ancak bu durum, radyoaktif maddelerin her gelgitte ölçülebilir miktarda bütün dünya okyanuslarına yayıldığı anlamına gelmiyor.
İklim değişikliği nedeniyle yükselen deniz seviyeleri ve şiddetli fırtınalar, Runit Kubbesi'nin geleceğine ilişkin tartışmaları artırıyor. Uzmanların üzerinde durduğu risklerden biri, kıyı koşullarındaki değişimin beton yapı ve çevresindeki radyoaktif tortular üzerindeki etkisi. Bununla birlikte kubbenin altındaki sızıntı mekanizması ile beton yüzeyde oluşabilecek hasarlar ayrı sorunlar olarak değerlendiriliyor.
Runit Kubbesi, bölgedeki nükleer kirliliğin tamamını barındırmıyor. ABD'nin geçmişte gerçekleştirdiği denemelerden kaynaklanan radyoaktif maddelerin önemli bir bölümü, Enewetak Lagünü'nün tabanındaki tortularda bulunuyor. Bu nedenle bölgedeki çevresel riskler yalnızca beton kubbenin durumuyla sınırlı değil.


