Eğitim-Bir-Sen'in yaklaşık 8 bin kişilik güvenli okul ve akran zorbalığı araştırmasının sonuçları açıklandı. 5 üzerinden okul güvenliği algısı öğretmenlerde 3,48, velilerde 3,38, öğrencilerde 3,24 çıktı; Genel Sekreter Talat Yavuz çocukların okulu daha güvensiz gördüğünü belirtti.
Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim-Bir-Sen) tarafından hazırlanan, öğretmen, öğrenci ve veliler olmak üzere yaklaşık 8 bin kişinin katıldığı "Güvenli Okul ve Akran Zorbalığı: Türkiye'de Mevcut Durum, Risk Faktörleri ve Politika Önerileri" başlıklı araştırma raporunun sonuçları açıklandı.
Rapora ilişkin Memur-Sen Genel Merkezi'nde düzenlenen basın toplantısında konuşan Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Talat Yavuz, sendika olarak eğitim meselelerine yalnızca ortaya çıkan bir olayın ardından tepki veren bir anlayışla yaklaşmadıklarını söyledi.
Meseleyi anlamaya, sahayı dinlemeye, veri üretmeye ve çözüm önermeye çalıştıklarını belirten Yavuz, eğitim politikasının kendileri için yalnızca müfredat, sınav veya akademik başarı meselesi olmadığını vurguladı.
"Çocuğun kendisini güvende hissetmediği, öğretmenin müdahale etmekte zorlandığı, ailenin ne yapacağını bilemediği bir ortamda nitelikli eğitimden söz edemeyiz." diyen Yavuz, yayımladıkları araştırmanın tam olarak bu anlayışın ürünü olduğuna dikkati çekti.
Araştırmaya 3 bin 198 öğretmen, 2 bin 315 öğrenci, 2 bin 280 velinin katıldığını aktaran Yavuz, öğretmenlerden 81 ilin tamamından, velilerden 75 ilden, öğrencilerden ise 61 ilden veri topladıklarının altını çizdi.
"Okulun güvenli olup olmadığını yalnızca yetişkinlerin gözünden değerlendiremeyiz"
Yavuz, araştırmada okul güvenliğinden öğretmen otoritesine, disiplin sisteminden öğrencilerin yaşadığı zorbalık biçimlerine, siber zorbalıktan ailelerin tutumlarına ve okulun müdahale kapasitesine kadar geniş bir alanı incelediklerini bildirdi.
Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Yavuz, şöyle devam etti:
"Bu araştırmanın sonucu 'Türkiye'de okullar güvensizdir.' değildir. Ama aynı şekilde, 'Çocuklar arasında bunlar olur, büyüyünce geçer.' diyerek meseleyi küçümsemek de araştırmanın ortaya koyduğu gerçeklerle bağdaşmamaktadır. Önümüzde çözülmesi gereken bir mesele vardır ve bu mesele yalnızca çocukların kendi aralarında çözebilecekleri bir mesele değildir. Çocuklarımızın gördüğü okul ile yetişkinlerin gördüğü okul aynı değil. Araştırmadaki ilk dikkati çekici sonuçlardan biri okul güvenliği algısında ortaya çıkıyor. 5 üzerinden değerlendirildiğinde okul güvenliği algısı öğretmenlerde 3,48, velilerde 3,38, öğrencilerde ise 3,24. Yani okulun içinde yaşayan çocuklarımız, okul güvenliğini yetişkinlere kıyasla daha düşük değerlendiriyor. Bu fark bize önemli bir şey söylüyor. Bir okulun güvenli olup olmadığını yalnızca yetişkinlerin gözünden değerlendiremeyiz. Çocuğa da sormak zorundayız."
Araştırmada öğretmenlerin yüzde 90,7'sinin, mesleğe başladıkları dönemle kıyaslandığında öğretmen otoritesinin zayıfladığını düşündüğünü belirttiklerini ifade eden Yavuz, öğrencilerin yüzde 71,8'inin, velilerin ise yüzde 86'sının, öğretmenin sınıfta disiplinli bir tutum sergilemesini gerekli gördüğünü söyledi.
Çocukların karşılaştığı davranışlarda hakaret, alay, dedikodu ve sosyal dışlama başı çekiyor
Yavuz, çocukların en fazla karşılaştığı davranışların başında fiziksel saldırıdan önce hakaret, alay, dedikodu ve sosyal dışlama geldiğini dile getirdi.
Öğrencilerin yüzde 18,1'inin ayda 1-2 kez, yüzde 10,5'inin haftada 1-2 kez, yüzde 10,2'sinin ise hemen hemen her gün hakaret veya alaya maruz kaldığını ifade ettiğini aktaran Yavuz, "Bu veriyi özellikle önemsiyoruz. Çünkü, zorbalığı sadece kavga, vurma veya fiziksel saldırı olarak görürsek çocuklarımızın yaşadığı çok geniş bir alanı görünmez hale getiririz." dedi.
Araştırmada öğrencilerin yüzde 35,4'ünün yaşadığı zorbalık deneyimlerinden en az orta düzeyde etkilendiğini ifade ettiğinin, toplam öğrenci grubunun yüzde 18,3'ünün etkilenme düzeyini "çok" veya "çok ciddi" olarak değerlendirdiğinin altını çizen Yavuz, bu nedenle zorbalığın "çocukların kendi arasındaki mesele" olarak görülmemesi gerektiğini söyledi.
Yavuz, araştırmaya katılan öğrencilerin yüzde 63,4'ünün başka bir öğrenciye zorbalık yapıldığına tanık olduğunu söylediğine dikkati çekerek, "Bu yüzden akran destek sistemlerini güçlendirmeli, çocuklarımıza güvenli biçimde nasıl yardım isteyeceklerini ve arkadaşlarını nasıl destekleyebileceklerini öğretmeliyiz. Çocuğa 'Git arkadaşını korumak için kavga et.' demiyoruz. Tam tersine 'Yetişkine haber ver, mağdur olan arkadaşını yalnız bırakma, zorbalığı alkışlama, normalleştirme.' diyoruz." diye konuştu.
"Dijital güvenlik, güvenli okul politikasının ayrılmaz bir parçası olmak zorundadır"
Yavuz, araştırmaya katılan öğrencilerin yüzde 69,9'unun akıllı telefonu, yüzde 58,8'inin kendisine ait sosyal medya hesabı bulunduğunu söyledi.
Öğrencilerin yüzde 7,2'sinin son 6 ayda çevrim içi ortamda hedef alındığını söylediğini aktaran Yavuz, günlük ekran süresi 4 saatin üzerine çıktığında bu oranın yüzde 14,9'a kadar yükseldiğini ifade etti.
Yavuz, daha dikkati çekici başka bir sonucun ise velilerle ilgili olduğunu belirterek, "Velilerin yüzde 88'i, çocuğunun siber zorbalığa maruz kalıp kalmadığını bilmediğini ifade ediyor. Bu bize şunu söylüyor, artık okul güvenliğini okulun duvarlarıyla sınırlandıramayız. Sınıfta başlayan bir ilişki akşam telefon ekranında devam ediyor. Dolayısıyla dijital güvenlik, güvenli okul politikasının ayrılmaz bir parçası olmak zorundadır." diye konuştu.
Eğitim-Bir-Sen olarak önerdikleri 12 temel politikayı anlatan Yavuz, bunları Türkiye genelinde ortak standartları olan bir Ulusal Güvenli Okul ve Akran Zorbalığını Önleme Çerçevesi'nin oluşturulması, öğretmenin meşru mesleki otoritesinin yeniden güçlendirilmesi, disiplin sisteminin yeniden değerlendirilmesi, her okulda güvenilir, görünür ve izlenebilir bir bildirim sistemi kurulması, sözel, ilişkisel ve siber zorbalığın daha görünür hale getirilmesi, kırılgan öğrenciler için erken fark etme ve güçlendirilmiş koruma mekanizmalarının kurulması, akranların koruyucu gücünden daha fazla yararlanılması, aile-okul işbirliğinin güçlendirilmesi, dijital güvenliğin okul güvenliğinin ayrılmaz bir parçası haline getirilmesi, Türkiye'de okul sosyal hizmeti sistemi kurulması, rehberlik ve psikososyal destek sisteminin daha güçlü hale getirilmesi ve düzenli bir ulusal izleme ve veri sistemi kurulması olarak sıraladı.
Yavuz, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Bizim hedefimiz zorbalık olaylarına yalnızca daha sert karşılık veren okullar değil, zorbalığın ortaya çıkmasını zorlaştıran, ortaya çıktığında erken fark eden, mağdur öğrenciyi koruyan ve davranışı değiştirebilen güvenli okullar inşa etmektir. Eğitim-Bir-Sen olarak bilimsel bilgi üretmeye, sahayı dinlemeye, sorunları görünür kılmaya ve uygulanabilir çözüm önerilerini karar vericilerle paylaşmaya devam edeceğiz."
Yavuz'un konuşmasının ardından Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emrah Akbaş da rapora ilişkin bir sunum gerçekleştirdi.


