İçeriğe geç

CHP Grup Başkanı Öztrak TBMM'de fon soygununda toptan arınma çağrısında bulundu

CHP Grup Başkanı Faik Öztrak, TBMM'de fon soygununu organize bir suç olarak niteledi ve 'Bu krizden çıkışın tek yolu toptan arınmadır' dedi. Öztrak, Takasbank ve Borsa İstanbul genel…

6 dk okuma0 okunma
CHP Grup Başkanı Öztrak TBMM'de fon soygununda toptan arınma çağrısında bulundu
Fotoğraf: Haberler.com
Paylaş
Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle
CHP Grup Başkanı Öztrak TBMM'de fon soygununda toptan arınma çağrısında bulundu
02.11.2026 - 16:49
Güncelleme: 02.11.2026 - 16:50
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

CHP Grup Başkanı Faik Öztrak, TBMM'de fon soygununu organize bir suç olarak niteledi ve 'Bu krizden çıkışın tek yolu toptan arınmadır' dedi. Öztrak, Takasbank ve Borsa İstanbul genel müdürlerine yönelik soruşturmayı eleştirip Muhsin Ateş'in SPK Başkanlığı'na atanmasını sorguladı.

(TBMM) - CHP Grup Başkanı Faik Öztrak, "Bir tarafta fon vurgunlarıyla, yandaş ihaleleriyle, nepotizmle milyonları, milyarları götürenler; bir tarafta o paranın gerçek sahipleri, bir avuç lobiciyi, rantiyeyi beslemek için aç kalan milyonlar var. Bu krizden çıkışın tek yolu toptan arınmadır" dedi.

Öztrak, TBMM'de düzenlediği basın toplantsıında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

"Fon soygununun sıradan bir soygun değil değil, organize olduğunu" söyleyen Öztrak, şöyle konuştu:

"Soygunun failleri arasında görevini savsaklayan ve suistimal eden sarayın yıldızlar karması bürokratlar var. Bu soygunun failleri arasında para hırsıyla gözü dönmüş yandaş rantiyeler ve çıkar grupları var. Ama sadece bürokratlar ve rantiyeler değil; millete hizmet etmeyi değil, cebini doldurmayı seçen siyasetçiler de var. Millet, bir şeytan üçgeni tarafından organize bir biçimde soyulmuştur. Saray yönetimi, başta bu organize soygunu yoldan sapmış, şeytana uymuş birkaç kişinin işi gibi gösterirse teğet geçeceğini sanmıştır. Ama bu defa hesap tutmamıştır. Mızrak çuvala sığmamıştır.

Şimdi soygunun sonrasını yeni bir çerçeveleme hamlesiyle yönetmeye çabaladıklarını görüyoruz. Yeni stratejilerinin de 'Sorun var ama sorumlusu siyaset değil, bürokrasidir' masalına dayanacağı anlaşılıyor. Nitekim bir AK Parti milletvekili, 'Bu çapta büyük bir yolsuzluk kamu iştiraki olmadan işlenemez' diyerek bunun işaret fişeğini atıyor. Bu hafta sonunda Takasbank Genel Müdürü gözaltına alındı. Şüpheli sıfatıyla alınan ifadesinin ardından adli kontrolle serbest bırakıldı. Borsa İstanbul'un Genel Müdürü, suç işlemek için kurulan örgüte üye olmak ve rüşvet iddialarıyla gözaltına alındı.

"BU BÜROKRATLARI ATAYANLAR BU FİNANSAL SOYGUNUN ORTAKLARIDIR"

Hatırlayacağınız gibi eski Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı da aynı suçtan tutuklanmıştı. Soruşturmanın örgütlü suç kapsamında sürdürülmesi evet doğru. Ama soruşturmanın bürokrasideki az sayıda isimle sınırlı tutulması, bu organize suç örgütünün siyasi ayağının üstünün örtülmesi asla kabul edilemez. Bu bürokratlar kendilerini atamadılar. Bu bürokratları biz de atamadık. Bu bürokratlara biz referans olmadık. Bu bürokratlara biz kefil olmadık. Bu bürokratları bu makamlara atayanlar, bunlara referans olanlar, bunlara kefil olanlar bu finansal soygunun şüphesiz ortaklarıdır.

Bu soyguna göz yumanlar, soygun olurken görevlerini savsaklayanlar çözümün hiçbir şekilde parçası olamazlar. Ama bugün adını fon skandalıyla herkesin öğrendiği Takasbank'ta genel müdür hafta sonunda adli kontrolle serbest bırakılıyor. Bankanın yönetim kurulu başkan vekili de olan Borsa İstanbul'un genel müdürü de hafta sonunda gözaltına alınıyor. Ama aynı Takasbank'ın yönetiminde onlarla birlikte görev yapan Muhsin Ateş yine bu hafta sonunda her ne hikmetse Sermaye Piyasası Kurulu Başkanlığı'na atanıyor. Allah aşkına bu nasıl bir iştir? Nasıl bir kriz yönetme biçimidir bu? Aklımızla alay ediyorlar. 'Sen, ben, bizim kız, bizim oğlan' kafasıyla ne bu finansal cinayet çözülebilir ne bu vurgunun zararları tasfiye edilebilir ne de bugün artık hiç olmayan güven sağlanabilir.

Cuma günü fonzedelerin hesabına yatıra yatıra 250 bin lira yatırdılar. Sandık hesabında yeterince para toplanamadığı için vaatlerini tutamayacakları korkusu dağları sardı. Bir yetkili de çıkıp 'Şu çerçevede bu ödemeyi yaptık, bu takvime göre devam edeceğiz' demedi, diyemedi. Görüldü ki saray ne bu soygunu önleme ne sonrasını ne de tasfiyesini yönetme kabiliyetine sahip değil. Saray şürekası şimdi hep bir ağızdan 'Biz muhalefet dedi diye yapmayız, cumhurbaşkanımız gerektiği zaman gereğini yapar' diye millete masallar anlatıyorlar. Milyonlarca insanın bu ülkede üreterek kazanma, çocuklarına fırsat eşitliği sağlayacak bir eğitim verme, güvenli ve kaliteli bir iş bulma, kesesine uygun bir yerde yaşama imkanını elinden alan saray, şimdi de milletin önüne milyarlarca dolarlık fatura konmuşken hala neyi bekliyor?

Sorumlular, milletimizin içine sinecek şekilde Mecliste iktidar ve muhalefet milletvekillerine hesap vermeden bu yangını söndürmek mümkün değil. Yok, hükümet Türkiye tarihinin bu en büyük soygununda ateşin körüklenmesini, insanların zamanla olan biteni unutmasını bekliyorsa bu tamamen boş bir hayaldir. Çünkü bu soygunun yarası zaman geçtikçe durmuyor, aksine şiddetleniyor."

"EMEKLİNİN HALİ İÇLER ACISI"

Öztrak, Türkiye'de gelir dağılımının hızla bozulduğunu; sadece işsiz değil, çalışanın da derin bir yoksullukla karşı karşıya kaldığını belirtti. Açlık sınırının geçen ay itibarıyla 38 bin, asgari ücretin 28 bin, en düşük emekli aylığının ise 23 bin 552 lira olduğuna işaret eden Öztrak, şunları kaydetti:

"Şimdi bu hesaba göre asgari ücretli her ayın bir haftasını, emekli ise her ayın neredeyse yarısını aç geçirmek zorunda. Enflasyondan arındırılmış net asgari ücret hesabı, Ocak 2024'ten Eylül 2026'ya kadar çalışanın alın terinin dörtte birinin, o da TÜİK'in makyajlı enflasyon rakamıyla çalındığını gösteriyor. Bu yılın ilk 9 ayında enflasyon asgari ücretlinin toplam 38 bin 769 lirasını, en düşük emekli aylığı alanların da toplam 29 bin 971 lirasını cebinden almış. Hafta sonunda akaryakıta gelen zamlarla mazot yeniden 100 liranın üstüne çıktı. Bu akaryakıt zamlarından sonra enflasyon herkesin cebindeki parayı çok daha hızlı eritecek.

Emeklinin hali içler acısı. Çoğu ya ağır işlerde çalışıyor ya da evlatlarının desteğiyle ayakta kalabiliyor. Olmayan odalarda, tuvaletsiz, banyosuz otel odalarında hayata tutunmaya uğraşıyor. Şimdi sizlere Ali Şekeroğlu desem hatırlar mısınız? Ali Şekeroğlu, bir ay önce zam eyleminde boynunda Türk bayrağı, elinde 'Onurumuz için' yazan pankartla hakkını aramak için Anayasa Mahkemesi önüne giden emekli bir polisti. O gün yanındakilere ekonomik sıkıntılarından bahsetti. Ailesindeki işsiz gençler yüzünden içi buruktu. Yeni doğan torununa altın takamadığını söylüyordu. Dayanamadı, Anayasa Mahkemesi'nin önünde canına kıydı.

"YAKLAŞIK 10 YILDA 5 MİLYON KİŞİ DAHA YOKSULLUK KOŞULLARINA SÜRÜKLENMİŞ"

Yaşananların aynası olan böyle hazin bir olayı bile Türkiye ancak 2 gün konuştu. 3. gün başka felaketlerle kaldığımız yerden devam ettik. Yoksulluk özellikle yaşlı nüfusta dramatik şekilde artıyor. 2022 yılında yaşlı yoksul sayısı 1 milyon 400 bin. 2025 yılına geldiğimizde bu sayı 3 milyona yükselmiş. Yani 4 yılda yaşlı yoksul sayısı ikiye katlanmış. Ama emeklinin artık hükümete canıyla ihtar çektiği yerde saray çıkıyor, 2027'de emekli aylıklarını biraz daha iyileştirmekten bahsedebiliyor.  Köprü su gelene kadar kurbağanın gözü patladı. Eurostat verilerine göre Türkiye'de yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında 25 milyon kişi yaşıyor. Bu rakam 2015 yılında 20 milyon 400 bin kişiydi. Yaklaşık 10 yılda 5 milyon kişi daha yoksulluk koşullarına sürüklenmiş. Muzdarip olan sadece emeklilerimiz, yaşlılarımız değil. Taşı sıksa suyunu çıkaracak, üretime katabilsek ülkenin refahını katlayacak milyonlarca gencimiz geleceğini, kendilerine yakışan güvenceli bir iş, keselerine uygun bir ev, bir yuva kurma umudunu yitirmiş, evde oturmuş anasının babasının eline bakıyor.

Saray tarafından bölünen, parçalanan, kutuplaştırılan milletimiz giderek vasatın altında birleştirilmektedir. Özetle bir tarafta fon vurgunlarıyla, yandaş ihaleleriyle, nepotizmle milyonları, milyarları götürenler; bir tarafta o paranın gerçek sahipleri, bir avuç lobiciyi, rantiyeyi beslemek için aç kalan milyonlar var. Bu krizden çıkışın tek yolu toptan arınmadır. CHP olarak biz üstümüze düşeni yapmak için kararlılıkla yürüyoruz, sorumluluk alıyoruz. Diğer yandan da arınması gereken diğer kesimleri izliyoruz, notumuzu alıyoruz. Onların da siyasi ahlakın gerektirdiği bu onurlu davranışı göstermelerini bekliyoruz. Biz toptan arınma derken aslında bir anda yapılıp biten bir eylemden değil, bir süreçten, ahlaklı ve adil yepyeni bir düzenden bahsediyoruz.

"İLK İŞ OLARAK SİYASİ AHLAK YASASINI ÇIKARTACAĞIZ"

Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu düzende hukukun üstünlüğünü, şeffaflığı ve hesap verebilirliği yeniden tesis edeceğiz. İlk iş olarak da siyasi ahlak yasasını çıkartacağız. Zenginliğin kaynağı vurgun ve rüşvet değil, üretim olacak. Rekabet gücümüzü ve verimliliği arttıracak yapısal reformlarla yerli üretimi teşvik edecek, tarım ve sanayi politikalarını dijital dönüşüm ve yeşil kalkınma politikalarıyla da destekleyerek kalkınacağız, büyüyeceğiz. Hiçbir vatandaşımızı geride bırakmayacağız. Gencimize, yaşlımıza, çocuklarımıza ve tüm dezavantajlı yurttaşlarımıza sahip çıkacağız. Refahı adaletle paylaşacağız. Toptan arınma, tüm bunları yapabilmek için gerekli yapısal dönüşümü adaletin ve ahlaki değerlerin üstüne oturtan yepyeni bir düzendir. Bu aynı zamanda ülkemizin beka meselesidir.

Bunun için bu kötü yönetime mahküm değiliz. Tek ve makul çatı altında toplanarak derhal seçimi zorlamalı ve sandıkta bu gidişe son vermeliyiz diyen herkesi Cumhuriyet Halk Partisi'nin çatısı altına bekliyoruz. İlk seçimlerden sonra da bu ülkenin gerçek potansiyelini hep birlikte ayağa kaldıracağız."

Bu haberde bir hata mı var? Düzeltme talebinde bulunun.

Yorumlar

Yorumlar moderatör onayından sonra yayımlanır. Hakaret, reklam ve kişisel veri içeren yorumlar yayımlanmaz.

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.

Bunlar da ilginizi çekebilir