- Mide ve bağırsaklara kan taşıyan ana damarı tıkalı olan 28 yaşındaki Selçuk İlter, Erzurum'da kalp ve damar cerrahları ile genel cerrahların katıldığı 6 saatlik operasyonla sağlığına kavuştu Selçuk İlter: "Doktorlara güvendim, ölüm riskini almasaydım sonuç daha kötü olacaktı. Allah'a şükür 10 doktor hayatımı kurtardı, onlara minnettarım, çok teşekkür ederim"
Erzincan'da karın içindeki organları besleyen ana damarı tıkanan genç, Erzurum'daki Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesinde 10 cerrahın katıldığı riskli ameliyatla rahatsızlığından kurtuldu.
Erzincanlı 28 yaşındaki Selçuk İlter, 2 yıl önce şiddetli karın ağrısı ve kusma şikayetleri üzerine Erzincan Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvurdu.
Tetkiklerde tıp literatüründe nadir görülen Median Arkuat Ligaman Sendromu (MALS) teşhisi konulan İlter, Trabzon'da tedavi görmesine rağmen şikayetlerinden kurtulamadı.
Şikayetlerinin devam etmesi üzerine İstanbul, Ankara ve Konya'da hekimlerle görüşen İlter'e ameliyatın riskli olduğu söylendi.
Bu görüşmelerden sonuç alamayan İlter, Erzurum Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesinde görevli Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Yasin Kılıç'a ulaştı.
Selçuk İlter, genel cerrahların da katıldığı değerlendirmelerin ardından ameliyatın riskleri konusunda bilgilendirildi.
İlter, kalp ve damar cerrahları Prof. Dr. Bilgehan Erkut, Dr. Kılıç ve Dr. İzzatullah Jalalzai ile genel cerrahlar Doç. Dr. Rıfat Peksöz ve Dr. Babur Salih'in de aralarında bulunduğu 10 doktor tarafından ameliyata alındı.
Yaklaşık 6 saat süren riskli ameliyat sonucu tıkalı ana damarı açılan 1 çocuk babası İlter, şikayetlerinden kurtuldu.
Kalp ve damar cerrahı Kılıç, AA muhabirine, İstanbul ve Ankara gibi kentlerde ameliyatın yüksek riskli olması nedeniyle kimsenin İlter'in ameliyatını yapmak istemediğini söyledi.
Hastanın yaklaşık 3 ay önce son çare olarak kendisine ulaştığını ifade eden Kılıç, doktorların risk alarak genç hastaya yardımcı olduğunu anlattı.
Genel cerrahların ameliyatta dokuları, mideyi, bağırsakları ve karaciğeri serbestleştirdiğini belirten Kılıç, şunları kaydetti:
"Genel cerrahlar dokuları serbestleyip aort damarını ve baypas yapacağımız yeri görünür hale getirdi. Sonra yapay damar koyduk. Ortalama 6 saat süren ve benden başka 5 kalp ve damar cerrahı ile 4 genel cerrahın geldiği ameliyatı başarıyla tamamladık. Hastanın mideye, karaciğere ve bağırsaklara kan taşıyan damarı tıkalıydı, yaşam kalitesi düşmüştü. Ameliyat edilmeseydi damardaki kılcal yapılar bozulduğunda ölümcül sonuçlara neden olabilirdi."
"Sürekli birbirimizden yardım alarak ameliyatı gerçekleştirdik"
Doç. Dr. Rıfat Peksöz de kliniklerinde bu tanıyı alan hastaları kapalı yöntemle ameliyat ettiklerini söyledi.
İlter'in önceden geçirdiği ameliyat nedeniyle karnındaki bazı bölgelerin yapışık olduğunu, bunun da ameliyatı zorlaştırdığını belirten Peksöz, "Zor ve riskli bir ameliyatta ana damar bölgesine ulaşmak tecrübe gerektiriyordu. O bölgeye hakim olduğumuz için ameliyata girdik. Çok şükür, birkaç cerrah değiştirerek, sürekli birbirimizden yardım alarak ameliyatı gerçekleştirdik. Zor ama güzel oldu, sonuç beklediğimiz gibi. Biz hayati öneme sahip mide ve pankreas dokusunu açığa çıkararak kalp damar cerrahlarına baypas için uygun ortamı hazırladık." dedi.
"Kimse bu ameliyatı yapmak istemedi"
Selçuk İlter ise riskleri kabul etmesine rağmen kimsenin ameliyata yanaşmadığını aktararak, şu ifadeleri kullandı:
"İstanbul ve Ankara'da 'bu ameliyatı olursan masada kalma ihtimalin çok yüksek' diyerek ameliyat etmediler. Bütün riskleri kabul ettim ama kimse bu ameliyatı yapmak istemedi. Sonunda Yasin hoca ile görüştük. Ben ve doktorlarım risk aldık. Bu ameliyatta ölme durumum vardı. Şimdi çok rahat yemek yiyorum, mide bulantım, ağrım yok, sağlığıma kavuştum. Doktorlara güvendim, ölüm riskini almasaydım sonuç daha kötü olacaktı. Allah'a şükür 10 doktor hayatımı kurtardı, onlara minnettarım, çok teşekkür ederim."



