AA'nın 'Karanlıktan Şebekeye' dosyasında Türkiye'nin elektrik serüveninin 15 Eylül 1902'de Tarsus'ta su değirmenine bağlanan düzenekle başladığı, Cumhuriyet döneminde ulusal şebekeye uzandığı aktarıldı. 1923'te ülkede 38 santral ve 32,8 megavat kurulu güç bulunuyordu.
Türkiye'nin elektrik serüveni, Osmanlı döneminde yerel ölçekte başlayan üretimden Cumhuriyet yıllarında kurulan santrallere ve ulusal şebekeye uzanarak ülkenin ekonomik, teknolojik ve toplumsal dönüşümünün önemli parçalarından biri haline geldi.
Anadolu Ajansının (AA), Cumhuriyet'in 103. yıl dönümüne özel hazırladığı, Türkiye'nin elektrik serüveninin aktarıldığı "Karanlıktan Şebekeye" dosyasının bu bölümünde, 1902'de Osmanlı döneminde Tarsus'ta başlayan elektrik yolculuğunun Cumhuriyet dönemindeki dönüşümü ele alındı.
AA muhabirinin arşiv belgeleri, tarihi kongre tutanakları ve mevzuat kayıtlarından derlediği bilgilere göre, Türkiye sınırları içindeki ilk elektrik üretimi, 15 Eylül 1902'de Tarsus'ta, Berdan Nehri üzerindeki Bentbaşı mevkisinde yapıldı. Tarsus'ta bir su değirmenine kayışla bağlanan bu düzenek, kentin sokaklarını ve birkaç konutu aydınlatmaya yetiyordu.
İstanbul'un elektriğe kavuşması için ilk büyük adım ise 1910'da atıldı. Bankaların desteğiyle 1911'de kurulan Osmanlı Anonim Elektrik Şirketi, 50 yıllık üretim imtiyazı aldı. Kentte hidroelektrik için uygun su kaynağı bulunamayınca kömürle çalışan termik santral kurulmasına karar verildi.
Silahtarağa Elektrik Santrali, 11 Şubat 1914'te hizmete girdi. Elektrik önce tramvaylara, birkaç gün sonra da şehre verildi. Yaklaşık 15 megavat gücündeki tesis, Osmanlı'nın ilk kent ölçekli santrali oldu. 1914'te abone sayısı 2 bin 55 olarak kayıtlara geçti.
Cumhuriyet'in ilk yıllarında kentler elektrikle buluştu
Cumhuriyet'in ilan edildiği 1923'te Türkiye'de 38 elektrik santrali bulunurken toplam kurulu güç 32,8 megavat seviyesindeydi. Yıllık toplam üretim 44,5 milyon kilovatsaat, kişi başına elektrik tüketimi ise yaklaşık 3 kilovatsaat olarak hesaplandı.
Elektriğin yaygınlaştırılması Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki kalkınma hedefleri arasında yer aldı. 1925'te Adana, Artvin, İnebolu, Akşehir, Mersin ve Trabzon'un da aralarında bulunduğu kentler elektrikle buluştu. 1926'da Aksaray, Ayvalık, Bursa, İzmit, Konya, Kütahya, Malatya ve Sivas'ta elektrik kullanılmaya başlandı.
Ankara'nın ilk elektrik santrali 1925'te Bentderesi'nde, 35 kilovatlık doğru akım dinamosuyla kuruldu. Elektrik öncelikle belediye binası ve birkaç evde kullanıldı.
Başkentte üretim ve tüketim de arttı. Ankara Elektrik Türk Anonim Şirketinin elektrik üretimi 1929'da 4,34 milyon kilovatsaatten 1931'de 6,07 milyon kilovatsaate yükseldi, abone sayısı 2 bin 709'dan 4 bin 766'ya çıktı.
Silahtarağa fabrikası şehrin kaderini belirledi
İstanbul Bilgi Üniversitesi santralistanbul Enerji Müzesi Müdürü Amed Gökçen, Silahtarağa'nın bir şehrin kaderini de belirleyen bir fabrikaya dönüştüğünü anlattı.
Elektriğin kente gelişinin yalnızca teknolojik bir yenilik olmadığını belirten Gökçen, "İstanbul'da elektriğin gelmesi sadece bir teknolojik gelişme olarak değil, şehrin altyapısının, üst yapısının, mimarisinin, şehre gelip giden insanların, şehirde çalışan kitlenin bir bütün olarak değişimini doğurdu." dedi.
Gökçen, Silahtarağa'nın yalnızca sokakları aydınlatmakla sınırlı bir girişim olmadığını vurgulayarak, "En başından beri bu fabrikanın uluslararası sermayeyi buraya çekebilmesi, teknolojik altyapıları buraya dönüştürebilmesi, Osmanlı'nın Avrupa'da geç kalınmış teknolojik yapılara, ev aletlerine ve cihazlarına ulaşabilmesi ve daha da önemlisi bunun sadece devlete değil vatandaşa da verilebilmesi üzerine dev bir politik altyapısı var." ifadelerini kullandı.