COP31 CEO'su Varank, 9-20 Kasım'da Antalya'da yapılacak COP31'de gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında köprü kurulacağını söyledi. Varank, uygulama odaklı sonuçlar üretilmesini ve BRIDGE modelinin ilk pilot ülkelerinin COP31'de açıklanmasını hedeflediklerini belirtti.
COP31 CEO'su ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Fatma Varank, Türkiye'nin ilk kez ev sahipliği yapacağı Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı'na (COP31) ilişkin, "Dünyaya köprü olacağız. Gelişmiş ülkelerle gelişmekte olan ülkeler arasında müzakere, finans, adil geçiş ve teknoloji transferi konularında bu köprüyü kuracağız." dedi.
Varank, AA muhabirine, Türkiye'nin 9-20 Kasım'da Antalya'da ev sahipliği ve başkanlığını üstleneceği COP31'in hazırlıklarını, uluslararası müzakere sürecini ve Türkiye'nin küresel iklim değişikliğiyle mücadelede ortaya koyacağı hedefleri değerlendirdi.
COP31'in BM bünyesinde düzenlenen en büyük organizasyonlardan biri olduğunu belirten Varank, Antalya'nın uluslararası organizasyonlar konusunda önemli bir deneyime sahip olduğunu, bu nedenle hazırlıklarda herhangi bir sorun beklemediklerini söyledi.
Konferans alanındaki müzakere salonlarının tamamlandığını ve son hazırlıkları gözden geçirdiklerini aktaran Varank, müzakere gruplarının COP31 öncesinde Antalya'ya gelerek çalışmalarına başlayacağını bildirdi.
Varank, iklim değişikliğiyle mücadelede ülkelerin farklı görüş ve beklentilere sahip olduğunu, COP müzakerelerinde kararların oy birliğiyle alındığını, bu nedenle bütün ülkeleri ortak paydada buluşturmanın konferans başkanlığının en önemli sorumluluklarından biri olduğunu ifade etti.
Türkiye'nin COP31 başkanlığı için Avustralya ile uzun süre adaylığını sürdürdüğünü anımsatan Varank, geçen yıl Brezilya'nın Belem kentinde iki ülkenin uzlaşıya vardığını söyledi.
Bu kapsamda Türkiye'nin COP31 başkanlığı, ev sahipliği ve eylem gündeminin belirlenmesini üstlendiğini, Avustralya'nın ise müzakere sürecini Türkiye ile yürüttüğünü belirten Varank, bu işbirliğinin COP tarihinde daha önce denenmemiş bir model olduğunu vurguladı.
İki ülkenin yaklaşık bir yıldır yakın işbirliği içinde çalıştığını, farklı müzakere gruplarıyla görüşmeler gerçekleştirdiklerini anlatan Varank, şöyle konuştu:
"Biz bir köprü olacağız dedik. Gelişmiş ülkelerle gelişmekte olan ülkeler arasında doğu ile batı, güney ile kuzey arasında köprü kuracağız dedik. Türkiye'nin bu köprüyü kuracağı konusunda bütün ülkelerin en ufak bir kaygısı olmadı. Bundan emindiler ve bu yönde Türkiye'nin başkanlığını desteklediler. Bu süreçte COP Başkanımızın başkanlığında birçok toplantıya gittik, birçok ülkeyi ziyaret ettik. Müzakere gruplarıyla eylem gündemimizden kararlara taşıyacağımız süreçleri görüştük. Artık son düzlüğe geldik."
Türkiye'nin müzakere sürecinde ülkeler arasında uzlaşı sağlamak için çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Varank, BM İklim Değişikliği Sekretaryası ve Avustralya ile işbirliği içinde hareket ettiklerini kaydetti.
"Türkiye'deki COP, bir uygulama COP'u olarak tarihe geçecek"
Türkiye'nin COP31'de yalnızca ülkeler arasında uzlaşı sağlamayı değil, daha önce alınan iklim kararlarını somut uygulamalara dönüştürmeyi de hedeflediğini vurgulayan Varank, bu nedenle konferansı "Uygulama COP'u" olarak tanımladıklarını söyledi.
Paris İklim Anlaşması'nın kabulünün üzerinden 10 yılı aşkın süre geçtiğini hatırlatan Varank, iklim değişikliğiyle mücadelede artık uygulamaya odaklanılması gerektiğinin altını çizdi.
Türkiye'nin eylem gündemini haziranda Almanya'nın Bonn şehrinde hedefleriyle açıkladığını belirten Varank, şöyle konuştu:
"Daha önce alınmış çok güzel, çok büyük kararlar var. Biz bu kararların 'artık uygulamaya geçtiği bir dönemin açılmasını istiyoruz' dedik. Eylem gündemimizi birebir buna göre hazırladık. Çok erken bir dönemde, haziranda Bonn'da eylem gündemimizi hedefleriyle birlikte açıkladık. Bu daha önce yapılmamış bir şeydi. Birebir uygulamaya yönelik hedefler ortaya koyduk."
Varank, Türkiye'nin gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında uzlaşı sağlayarak uygulamaya yönelik sonuçlar elde etmeyi amaçladığını belirterek, "İnşallah başarılı olacağız, güzel bir COP geçireceğiz, güzel sonuçlar alacağız. Uygulamaya yönelik sonuçlar alacağız ve Türkiye'deki COP, bir uygulama COP'u olarak tarihe geçecek." dedi.
BRIDGE kapsamında 5 pilot ülkeye ilişkin çalışmalar COP31'de açıklanacak
İklim değişikliğiyle mücadelede belirlenen hedeflerin hayata geçirilmesi için finansmana erişimin büyük önem taşıdığını belirten Varank, Türkiye'nin bu kapsamda İklim Uygulama Köprüsü (BRIDGE) adını verdiği bir model geliştirdiğini söyledi.
Modelin gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin yanı sıra finans kuruluşlarından da destek gördüğünü aktaran Varank, şöyle konuştu:
"Türkiye, bu COP'ta bir model ortaya koydu. Adına BRIDGE dediğimiz, doğru projelerle finansı birleştirecek bir modeli ortaya koyduk. Bu da gerçekten çok takdir gördü hem gelişmiş ülkelerden hem finans kurumlarından hem de gelişmekte olan ülkelerden. Çünkü finansa erişim en büyük problem herkes için ama gelişmekte olan ülkeler için çok daha büyük problem. Çoğu zaman teknik kapasiteleri yeterli olmuyor, doğru projelerle doğru finans buluşmuyor. Biz bunları buluşturacağız. COP31 Başkanlığının daha önce açıkladığı BRIDGE girişiminin ilk pilot ülkeleri arasında Etiyopya, Fiji, Endonezya, Pakistan ve Özbekistan yer alıyor."
BRIDGE kapsamında birçok finans kuruluşunun destek açıkladığını belirten Varank, İstanbul'da iklim finansmanına yönelik hazırlık toplantısı düzenlediklerini hatırlattı.
COP31 kapsamında bir finans günü de gerçekleştireceklerini bildiren Varank, "O gün birçok toplantıyla hem BRIDGE'in uygulanması hem de diğer iklim projelerine destek açıklayacaklar. Bunu da orada görmüş olacağız." açıklamasında bulundu.
BRIDGE'i hayata geçirdiklerini ve ilk pilot ülkelere yönelik çalışmalar gerçekleştirdiklerini ifade eden Varank, şunları kaydetti:
"İlk 5 pilot ülkenin çalışmasını da yaptık. Bu çalışmaları inşallah COP31'de ilan etmiş olacağız. Bu 5 ülkenin üzerine ilave ülkelerimiz de olacak. Onları da yine COP31'de ilan etmiş olacağız. Finans kuruluşları da bunlara destek verecek. Bunlar ağırlıklı olarak bizim eylem gündemimizdeki projeler olacak."
Varank, Türkiye'nin eylem gündemindeki 2035 hedeflerine ulaşmak için ilk somut adımları COP31'de atacaklarını belirterek, "Eylem gündemimizdeki 2035 hedefini yakalamak için ilk adımı, ilk uygulamayı COP31'le birlikte atmış olacağız." diye konuştu.
COP31'de 1 milyonu aşkın ziyaretçi bekleniyor
Konferansın organizasyonuna ilişkin bilgi veren Varank, COP31'in yalnızca müzakerelerden oluşmadığını, eylem gündemi ve lojistik hazırlıklar açısından da kapsamlı bir çalışma yürüttüklerini anlattı.
Konferansın Mavi Bölgesi'nde (Blue Zone) yaklaşık 26 müzakere salonu, 2 büyük genel kurul salonu, 9 yan etkinlik salonu ve 6 özel etkinlik salonunun yanı sıra ülkelerin pavilyonları ve ofislerinin yer alacağını belirten Varank, sivil toplum kuruluşlarının ve vatandaşların ağırlıklı olarak ziyaret edeceği Yeşil Bölge'ye (Green Zone) de büyük önem verdiklerini ifade etti.
Varank, "Mavi Bölge'de ülke delegasyonlarıyla birlikte 100 bine yakın ziyaretçi bekliyoruz. Yeşil Bölge'yi ise 1 milyon kişinin ziyaret etmesini öngörüyoruz. Bu büyüklükte bir organizasyonun lojistiğini planlamak, programlamak kolay değil." değerlendirmesinde bulundu.
Hazırlık sürecini bütün bakanlıkların ve ilgili kurumların işbirliğiyle yürüttüklerini anlatan Varank, konferansta her bakanlığın eylem gündemindeki farklı başlıklar kapsamında uluslararası düzeyde etkinlikler düzenleyeceğini bildirdi.
Varank, özel sektör, finans kuruluşları, yerel yönetimler, parlamenterler ve sivil toplum kuruluşlarını da sürece dahil ettiklerini belirterek, farklı alanlarda görevlendirdikleri temsilciler aracılığıyla uluslararası paydaşlarla temas kurduklarını söyledi.
Bu kapsamda iş dünyası, bankacılık sektörü, gençler ve yerel yönetimlerle ilgili çalışmalar yürüttüklerini anlatan Varank, şöyle devam etti:
"Sadece kamu kurumları değil, özel sektörün de içinde olduğu büyük bir organizasyon planlıyoruz. İyi bir çalışma örneği ortaya koyduğumuzu düşünüyorum. Bunun da meyvelerini orada toplayacağımızı şimdiden görüyorum. Gerçekten üst düzey ve yoğun bir katılım var."
Varank, COP31 kapsamında liderler zirvesinden bakanlar düzeyindeki toplantılara kadar çok sayıda etkinlik düzenleyeceklerini aktararak, "Liderlerden çocuklara kadar eylem gündemimizdeki başlıkları tartışacağız. İkinci haftanın sonunda da inşallah bunları karara dönüştürüp uygulamaya yönelik sonuçlar ortaya koyacağız. İklim diplomasisinin kalbi gerçekten Antalya'da atacak." dedi.
"Gençlerin COP'u olacak"
COP31 kapsamında finans, uyum, emisyon azaltımı, teknoloji ve adil geçiş gibi alanlarda en az 60 başlıkta müzakerelerin yürütüleceğini bildiren Varank, Türkiye'nin eylem gündemindeki 6 başlığı da müzakere süreçlerine taşımak istediklerini kaydetti.
Bu başlıklar arasında gençlik ve eğitimin özel bir yere sahip olduğunu vurgulayan Varank, 2035 yılına kadar dünya genelinde iklim değişikliğine ilişkin farkındalığı artırmayı hedeflediklerini dile getirdi.
İklim değişikliğinin olumsuz etkilerinden gelecekte en fazla gençlerin etkileneceğine dikkati çeken Varank, şöyle devam etti:
"2035 yılında tüm dünyada bütün insanların iklim değişikliğini bilmesini istiyoruz. İnsanlar belki iklim değişikliğinin olumsuz etkilerini yaşadıkları için biliyorlar ama bizim bahsettiğimiz bu değil. Küresel sıcaklık artışını 1,5 dereceyle sınırlamanın ne getireceğini ya da bunu sağlayamazsak bizden neleri götüreceğini anlatacak bir bilinç, farkındalık oluşturmak istiyoruz. Buradaki en önemli paydaşlarımız gençler."
Dünyanın farklı bölgelerinde aşırı sıcaklıklar ve sel gibi iklim değişikliğiyle bağlantılı afetlerin yaşandığını anımsatan Varank, bu etkilerin gelecek yıllarda daha fazla hissedileceğini, bu nedenle gençlerin iklim değişikliğiyle mücadeleye aktif katılımını önemsediklerini söyledi.
Gençlerin geliştirdiği projeleri COP31'de tanıtmalarına fırsat vereceklerini aktaran Varank, konferans öncesinde Gençlik İklim Şampiyonu'nun katılımıyla iki günlük toplantı düzenleyeceklerini bildirdi.
Varank, Türkiye'nin iklim elçilerinin de katılacağı toplantıda ortaya çıkan önerileri COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'a sunacaklarını belirterek, "Buradan çıkan kararları, talepleri COP sonuçlarına, müzakere sonuçlarına taşımak üzere elimizden gelen gayreti göstereceğimize ilk başta söz verdik. Bu sözümüzü de tutacağız." dedi.
2035 hedefleriyle emisyon artışının yüzde 20-25 azaltılması amaçlanıyor
Türkiye'nin COP31 kapsamında 2035'e yönelik somut hedefler belirlediğini anlatan Varank, elektrifikasyonda yüzde 35, döngüsel ekonomide kullanılan malzemelerin oranının yüzde 15'e çıkarılması, atıkların yarı yarıya azaltılması ve binalardaki enerji yoğunluğunun yüzde 25 düşürülmesi gibi hedeflerin eylem gündeminde yer aldığını kaydetti.
Varank, söz konusu hedeflerin gerçekleşmesi halinde 2035 için öngörülen emisyon artışında yüzde 20 ila 25 arasında azaltım sağlanabileceğini belirtti.
Bu hedeflerin COP31'in uygulama odaklı yaklaşımını ortaya koyduğunu vurgulayan Varank, şöyle devam etti:
"Bu çok büyük bir oran. İşte uygulama COP'u derken bundan bahsediyoruz. Eylem gündeminde aldığımız kararların uygulanarak 2035 yılında 1,5 derece hedefine ulaşmaya katkı sağlamasını istiyoruz. Biz Antalya COP'unun bununla anılacağını biliyoruz. Şu ana kadar gelen destekler de bunu gösteriyor. İnşallah bu konuda başarılı olacağız."
Türkiye'nin COP31 ile gelecek iklim konferanslarına da bir miras bırakmak istediğini vurgulayan Varank, alınan kararların somut uygulamalara dönüşmesini ve iklim finansmanına erişimin kolaylaşmasını amaçladıklarını söyledi.
Varank, Türkiye'nin küresel iklim mücadelesindeki rolüne dikkati çekerek, "Dünyaya köprü olacağız. Gelişmiş ülkelerle gelişmekte olan ülkeler arasında köprü olacağız. Her konuda, müzakere konusunda, finans konusunda, adil geçiş konusunda, teknoloji transferi konusunda bu köprüyü kuracağız." diye konuştu.