Kültür Sanat

Suriyeli Ahmed Hallak, Şam'da 1969'dan beri ailesinin işlettiği atölyede cam üflüyor

Suriyeli zanaatkar Ahmed Hallak, Şam'ın Bab Şarki Mahallesi'nde 1969'dan bu yana ailesi tarafından işletilen atölyede geleneksel cam işçiliğini sürdürüyor. Hallak, 150 yılı aşkın…

29 Ekim 2026 14:11 · 3 dk okuma

Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle
29.10.2026 - 14:11
Güncelleme: 29.10.2026 - 14:13

Suriyeli zanaatkar Ahmed Hallak, Şam'ın Bab Şarki Mahallesi'nde 1969'dan bu yana ailesi tarafından işletilen atölyede geleneksel cam işçiliğini sürdürüyor. Hallak, 150 yılı aşkın fırınlarda el yapımı ürünler üretip mesleği gelecek kuşaklara aktarmayı amaçlıyor.

ŞAM (AA) – AHMET KARAAHMET - Suriyeli zanaatkar Ahmed Hallak, ailesinden devraldığı geleneksel cam işçiliğini asırlık fırınlarda sürdürerek el yapımı ev eşyaları, avizeler ve dekoratif ürünler üretiyor.

Başkent Şam'ın Bab Şarki Mahallesi'nde 1969'dan bu yana ailesi tarafından işletilen atölyede, geleneksel cam işçiliğini sürdüren Ahmed Hallak, 150 yılı aşkın geçmişe sahip fırınlarda geleneksel yöntemlerle cam ürünler yapıyor.

Bir dönem yaklaşık 15 zanaatkarın çalıştığı tarihi atölyede bugün üretimi sürdüren ailenin en büyük kardeşi Ahmed Hallak, mesleğini gelecek kuşaklara aktarmayı amaçlıyor.

AA muhabirine konuşan Hallak, ailesi için cam işçiliğinin yalnızca bir meslek olmadığını, atalarından devraldıkları ve adeta kanlarına işlemiş bir kültürel miras niteliği taşıdığını söyledi.

Cam üflemeyi küçük yaşlarda babasından öğrendiğini dile getiren Hallak, geleneksel üretim yöntemlerini koruyarak mesleğin kültürel mirasını gelecek kuşaklara aktarmak istediğini vurguladı.

Makineleşme el yapımı ürünlere talebi azalttı

Yaklaşık 40-50 yıl önce ithalatın artması ve makineli üretimin yaygınlaşmasıyla el yapımı cam ürünlerine talebin azaldığını belirten Hallak, bu durumun geleneksel atölyelerin faaliyetlerini sürdürmesini zorlaştırdığını dile getirdi.

Babasının 1970'li yıllarda mesleği kültürel miras olarak yaşatmaya karar verdiğini anlatan Hallak, atölyenin 1969'dan bu yana faaliyet gösterdiğini, binanın ise yaklaşık 150-160 yıllık olduğunu kaydetti.

Geleneksel cam üretiminin yüksek sıcaklık ve uzun çalışma saatleri gerektirdiğini kaydeden Hallak, geçmişte fırınlarını günün 24 saati çalışır durumda tuttuklarını ve yıl boyunca üretim yaptıklarını belirtti.

Fırınların eskiden genellikle bakım gerektiğinde veya Ramazan ve Kurban bayramlarında durdurulduğunu aktaran Hallak, artan yakıt maliyetleri nedeniyle bugün fırını sabah yakıp akşam söndürmek zorunda kaldıklarını söyledi.

Üretim sürecindeki zorluklara dikkati çeken Hallak, şunları kaydetti:

"Fırınımız küçük olduğu için çalışmaya başlamadan önce dört-beş saat ısıtmamız gerekiyor. Camın yumuşaması ve yeniden şekillendirilebilecek duruma gelmesi için bu süreye ihtiyaç var. Ayrıca fırını söndürüp yeniden yakmak ona zarar veriyor, kullanım ömrünü kısaltıyor. Mazot giderleri de bizim için büyük bir sorun oluşturuyor."

Yüksek sıcaklık, uzun çalışma saatleri ve tatil yapamama gibi koşulların gençlerin mesleğe ilgi göstermesini zorlaştırdığını belirten Hallak, yeni ustaların yetişmemesinin geleneksel cam işçiliğinin geleceğini tehdit ettiğini vurguladı.

Kırık camlar yeniden şekillendiriliyor

Atölyede ham madde olarak kırık cam kullandıklarını belirten Hallak, mevcut fırının geri dönüştürülmüş camı geleneksel yöntemlerle işlemeye uygun olduğunu söyledi.

Fırının eritme, şekillendirme ve soğutma olmak üzere üç bölümden oluştuğunu aktaran Hallak, camın eritildiği bölümde sıcaklığın yaklaşık 1200 dereceye ulaştığını, şekillendirme aşamasında ise 950 ila 1000 derece arasında çalıştıklarını kaydetti.

Camın şekillendirilme sürecini anlatan Hallak, "Bu aşamada cam tamamen sıvı değil, hamur kıvamında bulunuyor. Böylece camı alıp istediğimiz şekle dönüştürebiliyoruz." dedi.

Şekillendirme işleminin ardından ürünlerin çatlamaması için kontrollü biçimde soğutulduğunu belirten Hallak, yaklaşık 500 derece sıcaklıktaki soğutma bölümüne alınan camların sıcaklığının her saat yaklaşık 100 derece düşürüldüğünü ve bu sürecin 5 ila 7 saat sürdüğünü ifade etti.

"Beğenmediğim parçayı eliyorum"

Atölyede yağ sürahileri, su bardakları, vazolar ve dekoratif cam eşyalar ürettiklerini belirten Hallak, geçmişte daha büyük ürünler hazırladıklarını ancak fırının küçülmesi nedeniyle bugün daha küçük parçalar yaptıklarını söyledi.

Üretimde ürün sayısından çok işçiliğe ve kaliteye önem verdiğini vurgulayan Hallak, tamamladığı her parçayı dikkatle incelediğini belirterek, "Bir parçayı bitirdiğimde ona bakıyorum. Eğer istediğim gibi olmuşsa ayırıyorum, beğenmediğim parçayı ise en başından eliyorum." ifadelerini kullandı.

Cam şekillendirmeyi bir sanat olarak gördüğünü dile getiren Hallak, sözlerini şöyle tamamladı:

"Bir heykeltıraş nasıl heykelini şekillendirirken her ayrıntısına bakıyorsa ben de cam parçamı aynı şekilde inceliyorum. Bu, geleneksel bir sanat. Onu korumak ve yaşatmak istiyoruz."