Novi Sad kentinde 1 Kasım 2024'te tren garı sundurmasının çökmesiyle başlayan ve 16 kişinin ölümüyle sonuçlanan sürecin ardından yükselen öğrenci hareketi, Vucic'in 12 yıllık iktidarını sona erdirdi. Öğrenci Listesi yüzde 53 oyla 140 milletvekili çıkarıp çoğunluğu aldı.
Balkan News Yayın Yönetmeni Kayhan Gül, Sırbistan'da öğrenci hareketinin Alexandar Vucic iktidarına nasıl son verdiğini AA Analiz için kaleme aldı.
***
1 Kasım 2024 günü, Sırbistan'ın Novi Sad şehrindeki tren garının beton sundurması çöktüğünde, sadece 16 masum insan hayatını kaybetmedi. Novi Sad'daki ihmal nedeniyle hükümete tepki amacıyla başlayan, kısa sürede ülkenin neredeyse tüm şehirlerine yayılan gösteriler, 12 yıllık Aleksandar Vucic ve 14 yıllık Sırp İlerleme Partisi (SNS) iktidarının da sonunu getirdi. Şatafatlı törenlerle açılan, ihalesiz sözleşmeler ve gizlilik maddeleriyle Çinli konsorsiyuma verilen bu yenileme projesinin faturasını 16 insan canıyla ödedi. İktidarın "sorumluluk bizde değil" savunması ise zaten yolsuzluk, kayırmacılık, baskı ve şiddet, devlet mallarının yabancı yatırımcılara peşkeş çekilmesi iddiaları nedeniyle barut fıçısına dönmüş olan Sırbistan toplumundaki fitili ateşledi. İki yıl boyunca derslerini boykot eden, amfilerini boşaltıp sokakları dolduran, ortak ilkeler etrafında birleşen üniversite öğrencileri, en nihayetinde Vucic'i önce erken seçime gitmeye ikna etti; ardından önce başbakan, sonrasında ise cumhurbaşkanı olarak ilmek ilmek işlediği 12 yıllık iktidarını devirdi.
Sokaktan sandığa tarihi kırılmanın anatomisi
Vucic iktidarının "renkli devrim maşası" ve "dış güçler" yaftalamalarına, polisin orantısız şiddetine ve kriminal grupların baskılarına rağmen üniversite öğrencilerinin başını çektiği grup geri adım atmadı. Hareketi geçmiştekilerden farklı kılan ise klasik muhalefetin hiyerarşik tuzaklarına düşmemesi oldu. Protestolarda kurulan kürsü siyasetçilere değil; kurban yakınlarına ya da akademisyenlere bırakıldı. Üniversitelerin amfilerinden taşan boykot, traktörleriyle yolları kesen çiftçileri de lityum madenlerine direnen çevrecileri de sendikaları da aynı cephede buluşturdu.
Nihayetinde, iki yıldır sokağın öfkesini bir türlü dindiremeyen Vucic, siyasi bir kumar oynadı. Cumhurbaşkanlığından istifa etti ve başbakan adayı olarak baskın bir erken seçime gitti. Amacı parçalı muhalefeti hazırlıksız yakalamak ve halk nezdinde güven tazelemekti. Fakat evdeki hesap çarşıya uymadı. Gençler sokaktaki iktidar karşıtlığını "Öğrenci Listesi" adıyla sandığa taşıdı. Novi Sadlı kardiyolog Prof. Dr. Ilija Srdanovic'in başını çektiği, eski Merkez Bankası Başkanı Dejan Soskic ve efsanevi Sırp basketbolcu Dejan Bodiroga gibi figürlerin de yer aldığı liste, toplumun dokunulmazlık algısını yıktı. Çoğunlukla dijital ağlarla yürütülen kampanya ve seçim günü 30 bini aşkın gencin sandık başında tuttuğu nöbet, manipülasyon alanını sıfırladı.
Yüzde 70'e yaklaşan yüksek katılım oranı, 2000 yılında Slobodan Milosevic'i deviren 5 Ekim ruhunun geri döndüğünü gösterdi. "Öğrenci Listesi" 250 sandalyesi bulunan Sırbistan Ulusal Meclisi'ne, oyların yüzde 53'ünü alarak 140 milletvekili sokmayı başardı; yani tek başına yeni hükümeti kurmaya yetecek çoğunluğu sağladı. SNS öncülüğündeki "Alexandar Vucic-Birleşmiş Sırbistan" listesi ise yüzde 39 bandında kaldı ve 104 sandalye kazandı. Ülke genelindeki 29 şehrin 26'sında "Öğrenci Listesi" birinci parti oldu. Diğer bütün siyasi partiler yüzde 3 seçim barajının altında kaldı.
"Öğrenciler" iktidar olmaya hazır mı?
12 yıldır iktidarda olan Vucic gibi güçlü ve tecrübeli bir isme karşı sokakta kazanmak gerçekten meşakkatliydi. Ancak devleti yönetmek, çok daha çetin sınavlar barındırıyor. Öğrenci Listesi'nin bir lideri yok. Bu, bugüne kadar büyük avantajdı. Peki ya bundan sonra? Öğrenci Listesi tek bir ideolojiye sahip insanlardan oluşmuyor. Aralarında Vucic'ten de daha aşırı Sırp milliyetçisi isimler, Avrupa Birliği (AB) yanlıları ve Rusya yanlıları yer alıyor. Farklı görüşlere sahip bu grubun ortak noktası "Vucic iktidarını devirmek" hedefiydi ve bunu başardılar. Peki ama şimdi ne olacak? Mesela başbakan kim olacak? Diyelim ki başbakan seçildi ve hükümet kuruldu, Vucic seçimler öncesinde istifa ettiği için yıl sonuna kadar cumhurbaşkanlığı seçimi de yapılması gerekiyor. Listenin cumhurbaşkanı adayı kim olacak? Cumhurbaşkanlığı seçimi Vucic tarafının genel seçimin rövanşını almak isteyeceği bir fırsat olacaktır. Yargı, bürokrasi ve özellikle de medyada yıllardır kök salmış parti ağları hiç şüphe yok ki bu kadar kısa zaman zarfında dağılmayacaktır.
Dünyanın dört bir yanında yeni ittifaklar kurulup herkesin "tarafını seçtiği" bir dönemde yeni kurulacak hükümetin en önemli başlıklarından biri dış politika olacak. Öğrenci Listesi'nin Vucic'e karşı zaferi, AB tarafından sevinçle karşılandı. Yeni hükümetin yargı bağımsızlığı ve medya özgürlüğü alanında atacağı olumlu adımlar, üyelik sürecini hızlandıracaktır. Peki ama AB'nin üyelik için olmazsa olmaz şartı olan "Kosova'nın bağımsızlığının tanınması" noktasında yeni hükümetin tutumu ne olacak? Sırp toplumunun tamamına yakınının "kendi toprağı" olarak gördüğü Kosova meselesi, yeni hükümeti epey zorlayacaktır.
Bir başka mesele de Rusya ile ilişkiler olacaktır. Rusya'dan gelen ilk açıklamada aba altından sopa gösterilmesi gözden kaçmadı. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, "yeni yönetimin, Rusya ile işbirliğinin Sırbistan'ın kendi yararına olduğunu anlayacağını umduklarını" ifade etti ve "tango için iki kişi gerekli" dedi. Öğrenci Listesi'nin seçim programında hiçbir ülkeye yaptırım uygulamayacakları ve askeri tarafsızlık politikalarını koruyacakları açıklanmıştı. Tecrübeli bir siyasetçi olan Vucic, AB ile Rusya arasındaki hassas dengeyi uzun yıllar korumayı başarmıştı. Yeni hükümet bu dengeyi nasıl sağlayacak?
Bölgesel dengeler ve Türkiye
Vucic iktidarının çöküşü, Balkanlar'da "otoriter liderler sandıkta yenilmez" mitini yıktı. Belgrad'ın içeride sıkıştıkça Kosova'da gerilimi tırmandırma ya da Bosna Hersek'te Milorad Dodik üzerinden kriz üretme stratejisi sekteye uğradı. Öğrenci Listesi adayları, Balkanlar özelindeki dış politikada barış, istikrar ve işbirliğinin en önemli öncelikleri olacağını, geçmişi geride bırakıp geleceğe bakmak gerektiğini dile getirdi. Yeni hükümetin başbakanı olabileceği öne sürülen Ilija Srdanovic'in Bosna medyasına verdiği bir demeçte her ne kadar "soykırım" kelimesini kullanmasa da 1995 yılında Srebrenitsa'da yaşananlara dair son sözü uluslararası mahkemelerin söylediğini belirtmesi, 1990'larda Vucic'in Müslüman Boşnakları hedef alan açıklamalarının "Sırbistan'ın büyük bir ayıbı" olduğunu söylemesi, ılımlı bir adım olarak değerlendirildi. Ama bu grubun içinde farklı ideolojilere sahip bir taban olduğunu hatırlatmak gerek.
Son olarak Sırbistan'daki iktidar değişimi, Ankara'nın yakından izlemesi gereken bir süreç. Bu noktada iki ülke ilişkilerinin geleceğinin kişilere değil, sahadaki reel ekonomiye dayanıyor olması önemli. Ticaret hacminin 3,5 milyar dolara ulaşması, 1500'ün üzerinde Türk şirketinin Sırbistan'da faaliyet göstermesi, büyük altyapı yatırımlarını Türk şirketlerinin üstlenmesi ilişkilerin sağlam bir zemine dayandığını gösteriyor. Ayrıca, ihalesiz ve gizli sözleşmelerin yerini şeffaf bir rekabetin alması, sahada daha önce rüştünü ispatlamış Türk şirketleri için de fırsat alanı yaratacaktır. Türkiye, kutuplaşan dünyada Sırbistan'dan bir tercih yapmasını istemeyen nadir aktörlerden biri. Ayrıca Balkanlar'daki barışın korunmasında Türkiye'nin dengeleyici rolü, yeni hükümet için de değerli olacaktır.
Sokaklarda doğan bu öğrenci hareketinin büyük bir halk desteği ile mecliste çoğunluğu elde etmesi, uzun ve meşakkatli bir sürecin sadece başlangıcı. Yeni hükümetin önce bir durum tespiti yapması, bir önceki iktidarın aldığı kararları analiz etmesi ve sonra atacağı adımlara karar vermesi gerekecektir.
[Kayhan Gül, Balkan News Yayın Yönetmenidir.]
*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.