Gündem

Meme Bütünlüğü Mikrocerrahi ile Korunabiliyor!

Meme kanseri nedeniyle memenin tamamının veya bir bölümünün alınması, kadınların fiziksel görünümünün yanı sıra beden algısını ve psikolojik iyilik halini de etkiliyor.

22 Ekim 2026 11:51 · 4 dk okuma

Meme kanseri nedeniyle memenin tamamının veya bir bölümünün alınması, kadınların fiziksel görünümünün yanı sıra beden algısını ve psikolojik iyilik halini de etkiliyor. Meme rekonstrüksiyonu, yani meme onarımı, kaybedilen meme dokusunun yeniden oluşturulmasını sağlayarak vücut bütünlüğünün ve doğal görünümün yeniden kazanılmasına katkıda bulunuyor. İmplantların yanı sıra hastanın kendi dokularının kullanıldığı mikrocerrahi yöntemler, meme onarımında önemli seçenekler arasında yer alıyor. Memorial Ankara Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Ümit Naci Karaçal, meme kanseri sonrası rekonstrüksiyonun zamanlaması, cerrahi seçenekler ve iyileşme süreci hakkında bilgi verdi.

Meme onarımında yöntem hastaya özel belirleniyor

Meme rekonstrüksiyonu, meme kanseri nedeniyle memenin tamamı veya bir bölümü alındıktan sonra meme dokusunun yeniden oluşturulması işlemidir. Bu cerrahinin amacı yalnızca kaybedilen hacmi yerine koymak değil, vücut bütünlüğünü desteklemek ve karşı meme ile mümkün olduğunca doğal bir görünüm ve simetri sağlamaktır. Uygun hastalarda farklı cerrahi yöntemlerle gerçekleştirilebilen meme onarımında karar; hastanın genel sağlık durumu, kanser tedavisinin aşaması, radyoterapi gereksinimi, vücut yapısı ve beklentileri doğrultusunda verilmektedir.

Kanser ameliyatıyla aynı anda ya da sonrasında yapılabiliyor

Meme rekonstrüksiyonu, kanser ameliyatıyla aynı seansta veya kanser tedavilerinin tamamlanmasının ardından gerçekleştirilebilmektedir. Eş zamanlı rekonstrüksiyon olarak adlandırılan ilk yaklaşımda meme onarımı, memenin alındığı ameliyat sırasında yapılmaktadır. Gecikmiş rekonstrüksiyonda ise onarım, hastanın tedavi süreci ve sağlık durumu değerlendirilerek daha sonraki bir tarihte planlanmaktadır. Özellikle radyoterapi alması gereken hastalarda cerrahinin zamanlaması ve kullanılacak yöntem dikkatle belirlenmelidir. Bu nedenle kararın meme cerrahisi, tıbbi onkoloji, radyasyon onkolojisi ve plastik cerrahi ekiplerinin ortak değerlendirmesiyle verilmesi önem taşımaktadır. Memenin alınmış olması, tek başına rekonstrüksiyona engel oluşturmamaktadır. Ancak her hastaya aynı yöntemin uygulanması mümkün olmadığından, cerrahi planın kişiye özel hazırlanması gerekmektedir.

Mikrocerrahi, hastanın kendi dokularıyla meme onarımı sağlıyor

Meme rekonstrüksiyonunda temel olarak implant kullanımı ve hastanın kendi dokularıyla yapılan onarım olmak üzere iki yaklaşım bulunmaktadır. İmplantla yapılan rekonstrüksiyonda meme hacmi protezler aracılığıyla oluşturulurken, otolog rekonstrüksiyon adı verilen yöntemde karın, sırt veya vücudun başka bölgelerinden alınan dokular kullanılmaktadır. Mikrocerrahi teknikler, hastanın kendi dokularının damar bağlantıları korunarak veya yeniden oluşturularak meme onarımında kullanılmasına olanak sağlamaktadır. Özellikle karın bölgesindeki deri ve yağ dokusunun karın kasını mümkün olduğunca koruyarak kullanıldığı DIEP flebi, uygun hastalarda değerlendirilen yöntemlerden biridir. Bu yaklaşımda doku, mikrocerrahi tekniklerle meme bölgesindeki damarlara bağlanmaktadır. İmplant teknolojilerindeki gelişmeler, yağ enjeksiyonu ve ameliyat öncesinde yapılan üç boyutlu planlamalar da rekonstrüksiyon seçeneklerini çeşitlendirmektedir. Bununla birlikte en ileri teknolojinin her hasta için en uygun seçenek anlamına gelmediği unutulmamalıdır. Temel hedef, hastanın ihtiyaçlarına ve onkolojik tedavi planına en uygun yöntemin belirlenmesidir.

Amaç doğal görünüm ve beden bütünlüğünü desteklemek

Meme rekonstrüksiyonu yalnızca estetik bir işlem olarak değerlendirilmemelidir. Meme kaybı, bazı hastalarda özgüven, beden algısı, sosyal yaşam ve kıyafet seçimi üzerinde önemli etkiler oluşturabilmektedir. Meme onarımı, hastanın kendi bedenine ilişkin algısının ve yaşam kalitesinin desteklenmesine katkı sağlayabilmektedir. Cerrahi planlamada meme hacminin yanı sıra şekil, çıkıntı, cilt dokusu, meme altı oluğunun konumu ve meme başı ile çevresindeki areolanın görünümü de dikkate alınmaktadır. Karşı meme ile uyumun sağlanması, doğal bir sonuç elde edilmesinin önemli parçalarından biridir. Bazı hastalarda simetriyi artırmak amacıyla sağlam memeye de küçültme, dikleştirme veya uygun durumlarda büyütme işlemleri uygulanabilmektedir. Bu tür tamamlayıcı girişimlerin amacı, iki meme arasında vücut yapısıyla uyumlu bir görünüm sağlamaktır. Sürecin her aşamasında hastanın beklentilerinin anlaşılması ve gerçekçi hedeflerin birlikte belirlenmesi önem taşımaktadır. 

Meme onarımı sonrasında kanser takibi devam ediyor

Meme rekonstrüksiyonunun kanseri tedavi eden bir işlem olmadığı özellikle vurgulanmalıdır. Kanserin tedavisi, hastalığın özelliklerine göre planlanan onkolojik cerrahi ve gerekli diğer tedavilerle yürütülmektedir. Rekonstrüksiyonun amacı ise kanser nedeniyle kaybedilen meme dokusunun yeniden oluşturulmasıdır. Meme onarımı yapılmış olması, hastalığın tekrarlama riskini ortadan kaldırmadığı gibi onkolojik takip gereksinimini de sona erdirmemektedir. Hastaların kendi kanser ekipleri tarafından belirlenen kontrol programına düzenli olarak devam etmesi gerekmektedir. Rekonstrüksiyon yöntemi ve hastanın kanser öyküsü dikkate alınarak takip planının ilgili uzmanlar tarafından sürdürülmesi önem taşımaktadır. 

İyileşme süreci cerrahi yönteme göre değişiyor

Meme rekonstrüksiyonu sonrasında iyileşme süresi, uygulanan yönteme ve ameliyatın kapsamına göre değişiklik göstermektedir. İmplantla yapılan işlemlerde iyileşme genellikle daha kısa sürebilirken, hastanın kendi dokularının kullanıldığı daha kapsamlı mikrocerrahi ameliyatlarda toparlanma süreci uzayabilmektedir. Ameliyat sonrasında ağrı, ödem ve hareketlerde geçici kısıtlılık görülebilmektedir. Hastalar genellikle erken dönemde hareketlendirilmektedir; ancak ağır kaldırma ve yoğun fiziksel aktivitelere dönüş için hekim önerilerine uyulması gerekmektedir. Günlük yaşama ve işe dönüş zamanı kişiye, yapılan cerrahinin kapsamına ve iyileşme hızına göre belirlenmektedir. Bazı hastalarda meme başı ve areolanın yeniden oluşturulması, yağ enjeksiyonu veya simetri düzeltmeleri gibi ek işlemler de gerekebilmektedir. Bu nedenle meme rekonstrüksiyonu her zaman tek ameliyatla tamamlanan bir süreç olarak değerlendirilmemelidir. Meme kanseri sonrası meme onarımında temel hedef, hastanın onkolojik güvenliğini ön planda tutarak vücut yapısıyla uyumlu ve mümkün olduğunca doğal bir sonuç elde etmektir. Cerrahi seçeneklerin hastaya özel değerlendirilmesi; fiziksel görünümün yanı sıra beden algısının, özgüvenin ve yaşam kalitesinin desteklenmesi açısından önem taşımaktadır.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı