Dünya

Libya Temsilciler Meclisi, Türkiye ile deniz yetki anlaşmasını 7 yıl sonra onayladı

Libya Temsilciler Meclisi, 2019'da Türkiye ile imzalanan deniz anlaşmasını yedi yıl sonra onayladı. Ankara bunu Doğu Akdeniz'de Yunanistan'a karşı hukuki açıdan elini güçlendiren unsur…

21 Ekim 2026 17:57 · 6 dk okuma

Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle
21.10.2026 - 17:57
Güncelleme: 21.10.2026 - 17:59

Libya Temsilciler Meclisi, 2019'da Türkiye ile imzalanan deniz anlaşmasını yedi yıl sonra onayladı. Ankara bunu Doğu Akdeniz'de Yunanistan'a karşı hukuki açıdan elini güçlendiren unsur olarak görürken, gelişme Yunanistan, Kıbrıs Cumhuriyeti ve Mısır'da da dikkatle izleniyor.

Libya Temsilciler Meclisi'nin 2019 yılında Türkiye ile imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması Anlaşması'nı yedi yıl sonra onaylaması, Doğu Akdeniz'deki süren rekabet ve müzakereler açısından yeni bir denklemin ortaya çıkmasına neden oldu. Ankara, anlaşmanın onaylanmasını Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de Yunanistan'a karşı sürdürdüğü mücadelede hukuki açıdan elini güçlendiren bir unsur olarak görüyor. Yunanistan'ın Libya'nın son kararı sonrası özellikle Girit adasının kıta sahanlığının tesciline ve bölgedeki sondaj faaliyetlerine yönelik yeni adımlar atması bekleniyor.Türkiye-Libya hattındaki son gelişmeler ise Yunanistan'ın yanı sıra özellikle Kıbrıs Cumhuriyeti ve Mısır tarafından da dikkatle izleniyor. 2019'da imzalanan anlaşma neden önemli?Türkiye, Yunanistan ve Mısır ile Doğu Akdeniz'deki sorunlardan kaynaklanan gerilimin arttığı 2019 yılında, Libya'nın Birleşmiş Milletler (BM) tarafından tanınan Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) ile Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası'nı imzaladı.Aynı gün UMH ile Güvenlik ve Askeri İşbirliği Mutabakat Muhtırasını da imzalayan Türkiye, Bingazi merkezli General Halife Hafter'e bağlı güçlere karşı Trablus merkezli yönetime koruma sağlamaya başladı.Ankara ve Trablus arasında imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına yönelik anlaşmaya, başta Libya Temsilciler Meclisi olmak üzere Yunanistan, Kıbrıs Cumhuriyeti, Mısır, İsrail ve Avrupa Birliği (AB) de karşı çıktı.Libya Temsilciler Meclisi, muhtıranın meclis onayı olmaması nedeniyle geçersiz olduğunu açıkladı. AB, Yunanistan, Kıbrıs Cumhuriyeti ve Mısır da Libya'daki Trablus yönetimini, "uluslararası hukuka aykırı bir anlaşma imzaladıkları" için eleştirdi.O dönem Hafter'in yanında yer alan Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) de Trablus üzerinde askeri baskıyı artırdı. Türkiye'nin askeri desteği Trablus yönetiminin ayakta kalmasını sağlayan en önemli unsurlardan biri oldu.Türkiye, Libya ile imzalanan anlaşma ve ilgili haritaları 30 Eylül 2020'de, Libya ise 16 Temmuz 2025'te BM'ye resmen tescil ettirdi.

Son kararın etkileri ne olacak?Anlaşmanın Libya Temsilciler Meclisi'nde onaylanması, Türkiye ve Libya arasında oluşturulan deniz yetki alanlarının sınırlarının her iki ülke tarafından da tescil edilmiş olması açısından önemli. Türkiye'ye göre, Akdeniz'in karşı kıyılarındaki iki devlet arasında çizilen bu 18,6 millik deniz sınırı hattının, Yunanistan'ın Kıbrıs Cumhuriyeti ile birlikte Doğu Akdeniz'de paylaşım alanlarını genişletme politikasının önünü kesici nitelikte. Türkiye-Libya deniz yetki alanları sınırlarının Yunanistan ve Mısır arasında 2020'de belirlenen sınırlarla kesişiyor olması ise Doğu Akdeniz'de yeni ama daha belirsiz bir denklem yaratması açısından önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor.Yunanistan ve Mısır dışişleri bakanlarının Libya'dan meclis onayının gelmesinin hemen ardından görüşmeleri ve Doğu Akdeniz'deki gelişmeleri ele almaları, iki ülkenin bundan sonraki süreçte atacakları adımları koordine etme mesajı olarak görülüyor. Yunanistan, Kıbrıs Cumhuriyeti, Mısır ve İsrail, son 10 yılda Doğu Akdeniz'de Akdeniz Gaz Forumu (EastMed Gas Forum) mekanizmasını kurmuş ve kendi Münhasır Ekonomik Bölgelerinde (MEB) buldukları enerji rezervlerinin işletilmesi ve dünya pazarlarına taşınması için ortaklık oluşturmuşlardı.Bu süreçlerde yer almayan Türkiye, Libya ile 2019'da başlattığı süreci 2026'da tamamlayarak önemli bir karşı hamle yapmış oldu. Ankara bu adımla, Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanlarının batı sınırlarını kesinleştirdiği görüşünde.Libya'da Yunanistan'a tepkiliAnkara'daki diplomatik kaynaklar, 2019'dan bu yana yaptıkları açıklamalarda, söz konusu anlaşmanın sadece Türkiye'nin değil Libya'nın da çıkarına olduğunu, özellikle Yunanistan'ın Girit adasından kaynaklanan kıta sahanlığı sınırlarını Libya aleyhine genişletmesinin önüne geçildiğini söylüyor. Yunanistan ise 1982 tarihli BM Deniz Hukuku Sözleşmesi (UNCLOS) uyarınca Girit gibi büyük adaların ana kara gibi tam kıta sahanlığı ve MEB'i olduğunu vurguluyor. Bu sözleşmeyi imzalamayan Türkiye ise Ege Adaları'nın özellikle de Anadolu ana karasının kıyı projeksiyonunu kesen adaların, ana karalar gibi tam kıta sahanlığı ve MEB'i olamayacağı görüşünde. Ankara'ya göre deniz sınırlarının sınırlandırılmasında temel kural "eşit uzaklık" değil, "hakkaniyet" ilkesi olmalı, kapatılmış veya yarı kapalı denizlerde (Doğu Akdeniz ve Ege gibi) coğrafyanın özel şartları dikkate alınmalı.Libya da Türkiye'nin, adaların ana karaların önünü kapatacak şekilde deniz yetki alanlarına sahip olamayacağı tezine destek veriyor. Türkiye ve Libya, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı'nın (TPAO) Libya'da hem karada hem de açık denizde arama ruhsatı elde etmesine yönelik bir anlaşma da imzalamıştı. Yunanistan'ın büyük tepkisine karşın, TPAO'nun özellikle açık deniz sondaj çalışmalarına başlaması bekleniyor.

Yunanistan ne yapacak?Anlaşmanın onaylanmasına en sert tepki veren ülkelerin başında Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti geliyor.Atina'nın bu süreçte diplomatik, siyasi ve hukuki çalışmalarını yoğunlaştırması ve Türkiye-Libya anlaşmasının "hukuksuzluğuna" ilişkin tezlerini savunmaya devam etmesi bekleniyor. Yunanistan basınında, Atina'nın anlaşmaya tepki olarak ilk aşamada Girit adasının güneyinde başlattığı hidrokarbon arama faaliyetlerini hızlandırmayı gündemine alabileceği yönünde haberler yayımlandı. Bu projeyi ABD merkezli, çok uluslu ve dünyanın en büyük enerji şirketlerinden Chevron ile yürüten Yunanistan'ın diplomatik destek için Washington ve Brüksel'le temasta olması bekleniyor.Yunanistan basınında sıkça dile getirilen iddialardan biri de Atina'nın Girit adasının güneyindeki bölgedeki kıta sahanlığını 12 mile çıkartma olasılığı.Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), 8 Haziran 1995'te aldığı kararla, Yunanistan'ın Ege'deki karasularını 6 milin üzerine çıkarmasını resmi olarak "savaş sebebi" (casus belli) saymıştı.Libya Temsilciler Meclisi'nde onayı ise Girit'ten Kıbrıs adasına deniz altından elektrik kablosu döşenmesine ilişkin planların somutlaştığı ve yakında projeyle ilgili adım atılacağına ilişkin açıklamaların geldiği bir dönemde geldi. Türkiye, kendi kıta sahanlığı ve MEB'inden geçecek kablonun döşenmesi sürecinde izin alınması gerektiğini açıkladı. Yunanistan ise izin istenmesinin söz konusu olmadığını, ilgili tüm taraflara yazılı bilgilendirme yapılacağını dıuyurdu. Türkiye ve Yunanistan, son dönemde Akdeniz'deki faaliyetlerine ilişkin karşılıklı açıkladıkları NAVTEX'ler (denizcilik bilgilendirme notları) aracılıyla kontrollü bir gerilim içinde olduklarını saklamıyor.Oysa iki ülke, Aralık 2023'te Atina Deklarasyonu'nu imzalamış ve Akdeniz'de "sakin sular" dönemini başlatmışlardı. 'Libya'nın ulusal çıkarları korundu, Türkiye ile iş birliği sürecek'Libya Temsilciler Meclisi, anlaşmayı yedi yıl sonra onaylayarak tescil etmiş oldu. General Hafter'in oğlu ve Libya Ulusal Ordusu Genel Komutan Yardımcısı Saddam Hafter, onay sonrası yaptığı yazılı açıklamada, söz konusu anlaşma sayesinde Libya'nın ulusal çıkarlarının korunduğu ve Türkiye ile iş birliğinin devam edeceğini vurguladı.Aynı kapsamda Trablus merkezli hükümetin başbakanı Abdülhamid Dibeybe de Temsilciler Meclisi'nin kararını memnuniyetle karşıladığını, bu adımın Libya'nın Akdeniz'deki ulusal egemenliğini ve ekonomik haklarını tam bir bütünlük içinde savunmasını sağlayacağını söyledi.

Ankara'dan 'Tek Libya' politikasıLibya Temsilciler Meclisi'nin ve Hafter yönetiminin pozisyon değiştirmesinin en önemli nedenleri; Ankara'nın Libya politikasında son dönemde gözle görülür somut bir değişime gitmesi, Trablus'un yanı sıra Bingazi ile de en üst düzey temas kurması ve ağırlığını Libya'nın bölünmüşlüğünün sona erdirilmesine vermesi.Libya, 2014'ten bu yana Trablus ve Bingazi yönetimleri arasında bölünmüş durumda. Trablus BM tarafından tanınan Ulusal Mutabakat Hükümeti'nin, Bingazi ise liderliğini General Halife Hafter'in yaptığı yönetimin kontrolünde. Geçiş döneminin yasama organı olan Libya Temsilciler Meclisi de Bingazi'de. Türkiye, ülkenin yeniden birleşmesi için en son 10 Eylül'de Libya Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih ve Yüksek Devlet Konseyi (YDK) Başkanı Muhammed Takala'yı Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın'ın ev sahipliğinde bir araya getirdi.Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da 11-12 Ağustos günlerinde Trablus ve Bingazi'yi kapsayan iki günlük bir ziyaret gerçekleştirmişti. Bakan Fidan temasları boyunca Ankara'nın "Tek Libya" adını verdiği yeni politikasının altnı çizmişti. Fidan'ın ziyareti, Ankara'nın Libya'daki tüm taraflarla dengeli bir diyalog kurma ve ülkenin toprak bütünlüğünü destekleme stratejisinin somut bir adımı olarak öne çıkmıştı.