Aşı Bilimi Derneğince düzenlenen 6. Uluslararası Aşı Bilimi Kongresi, Selçuk Üniversitesi ev sahipliğinde Konya'da başladı. Kongrede konuşan Prof. Dr. Ateş Kara, Türkiye'nin 1847'de resmi gazetede aşı bilgisini paylaştığını ve 1852'de aşıyı okullarda zorunlu kıldığını söyledi.
Aşı Bilimi Derneğince, TÜBİTAK ve bazı üniversitelerin desteğiyle Selçuk Üniversitesi (SÜ) ev sahipliğinde düzenlenen 6. Uluslararası Aşı Bilimi Kongresi başladı.
Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) Aşı Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Ateş Kara, Selçuk Üniversitesi Sultan Alparslan Kültür Merkezi'nde düzenlenen kongrenin açılış töreninde, çocuk enfeksiyon hastalıkları uzmanı olduğunu ve 30 yılı aşkın süredir aşı bilimi üzerine çalıştığını söyledi.
Alanı dolayısıyla çok sayıda çocuğun menenjit, su çiçeği gibi hastalıklardan dolayı hayatını kaybetmesine tanık olduğunu dile getiren Kara, "Bunları yaşadıktan sonra da neden aşıya bu kadar gönül verilmesi gerektiğini, neden aşının bambaşka bir alan olduğunu düşünmeye başladım." ifadesini kullandı.
Aşının Anadolu coğrafyasında kadim bir kültüre sahip olduğunun altını çizen Kara, şunları kaydetti:
"Biz 1847'de ilk defa yazılı yani resmi gazetede aşıyla ilgili bilgiyi paylaşan toplumuz. 1852'de ilk defa aşının okullarda zorunlu kılınmasını sağlayan toplumuz. Biz şehr-i saadete, İstanbul'a veya büyük şehirlere girilirken çiçek aşısı olmayanların girememesini, yasaklanmasını ancak çiçek aşısı sonrasında girebilmesini sağlayan toplumuz. Aşı uygulamasının tüm Osmanlı topraklarına yayılabilmesi için 'aşıcılar' adı altında, gerçek ciddi eğitimlerle insanlar yetiştirilmiş. Yani aşıyı öyle herkes uygulayamaz. Aşı uygulaması için eğitim gerekir diye."
Aşı Bilimi Derneği Başkanı Prof. Dr. Adnan Yüksel Gürüz de Türkiye'nin geçmişinde, Osmanlı'ya dayanan köklü bir aşı kültürü olduğunu söyledi.
2017 yılında aşıya ve uluslararası teknoloji transferine ilişkin önemli bir toplantıda, ABD'li bir profesörün Türk bilim insanlarına "Bunun için çalışmanıza ne gerek var, size aşıyı veririz" dediğini anlatan Gürüz, "Kendisine 'Biz, yerli ve milli olmayı becerebilecek, Türklüğün bu işi başarıyla üstesinden gelebileceğini göstermek üzere buraya geldik. Sizler bir teknoloji transferi yapmayı düşünüyorsanız başımızın tacısınız. Aksi takdirde burada bulunmanızın sebebinizi sorgulamam gerekir.' dedim. Sayın Cumhurbaşkanının koyduğu yerli ve milli hedeflere doğru kararlılıkla tüm gücümüzle yürüyoruz ve yürümeye de devam edeceğiz." diye konuştu.
"Laboratuvarlara kapanarak çalışmak şart"
Gürüz, aşısızlık nedeniyle dünya genelinde bir hiç uğruna kaybedilen insanlar için üzüntü yaşadığını belirterek, şunları kaydetti:
"Bugün DSÖ'nün yani Dünya Sağlık Teşkilatı'nın 14 aşısı, çocuklara ve yaşlılara, ihtiyaç sahiplerine, risk gruplarına uygulanıyor. Türkiye Cumhuriyeti de bunları eksiksiz olarak aşılama programının içine almış vaziyette. Tabii biz şunu söyleyeceğiz, şimdi biz bir aşı hafızası oluşturduk sizlerle, bugün burada olmayan diğer dostlarımızla. Bu aşı hafızası oluşurken çok gözyaşı döküldü, çok emek verildi ve hükümetin çok ciddi desteğiyle bugünlere geldik. Bundan sonrasında da yapılacak şeyler var. Politika açısından da bizim mutlaka yön verici olmamız lazım. Laboratuvarlara kapanarak çalışmak şart."
SÜ Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz ve Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu da birer konuşma yaparak aşının önemine dikkati çekti.
İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Hasan Mandal da kongreye canlı bağlanarak, salonda bulunanlara hitap etti.
16 Ekim'de sona erecek kongre, sunumlarla devam edecek.