Kara Kuvvetleri taşıma davasında 19 tutuksuz sanığın yargılanmasına Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinde devam edildi. Mahkeme, yurt dışı çıkış yasağını 10 gün içinde 50 bin lira kefalet ödenmesi şartıyla kaldırdı; duruşma 25 Şubat 2027'ye ertelendi.
Kara Kuvvetleri Komutanlığındaki askeri yük ve yolcu taşıma faaliyetlerine ilişkin "edimin ifasına fesat karıştırma" ve "rüşvet" suçlamasıyla açılan davada, 19 tutuksuz sanığın yargılanmasına devam edildi.
Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya, bazı tutuksuz sanıklar ile taraf avukatları katıldı.
Bilirkişi raporunun gelmediğini belirten Mahkeme Başkanı, tanık dinleneceğini söyledi.
Tanık C.Ç. lojistik komutanlığında 5 yıl çalıştığını, bu süre boyunca usulsüz bir olayla karşılaşmadığını belirterek, temsilci evrakları ve kontrolleriyle sanık Yavuz Bora'nın ilgilendiğini söyledi.
Firma temsilcisinin ve kurum sisteminin karşılaştırılarak kontrol evraklarının hazırlandığını anlatan C.Ç, "Yavuz Bora'nın yaptığı liste üzerinden gelen diğer evrakları karşılaştırıp, kontrol edip, imzalıyorduk belgeleri. Dayatmayla da karşılaşmadım 'Hazırladık kontrol etmene gerek yok, imzala direkt' diye. Buna yönelik bir görgüm ve duyumum da olmadı." dedi.
Tanık Ş.K. da idari işlerde çalıştığını belirterek, şunları kaydetti:
"Yavuz Bora'yla 8 yıl birlikte çalıştık. Hak ediş evraklarına ilişkin evrakların hazırlanmasında yer almıyordum. Yavuz Bora hazırlıyordu. İmzalamadan önce kontrol ediyordum evrakları. Belgeleri imzalamama yönelik bir baskı uygulamadı. İşlerin yetişmesine ve hızlandırmaya yönelikti söylemleri. Benim gördüğüm, evraklardaki iş ve işlemlerle ödemeler uygundu."
"Kayıt tutuluyordu"
Söz verilen Tanık M.Ç. ise nakliye firmasında şoför olduğunu, Lojistik Komutanlığı firmadan araç talep ettiğinde gittiklerini aktararak, yükleme tutanaklarının yükleme noktasına gittiklerinde ilgili askerler tarafından incelendiğini ve fotoğraflarının çekildiğini, varış noktasına ulaştıklarında aynı şekilde ilgili askerin kayıt tuttuğunu söyledi.
Yolculuk sırasında yanlarında komutan olursa, güzergahı komutanın belirlediğini, yoksa haritaya uygun ilerlediklerini anlatan M.Ç, "Bu iki güzergah arasında kilometre farkları olabiliyordu. Yanımızda asker ya da görevli komutan yoksa, o güzergahı değiştirmezdik. Bazı durumlarda, mesela kaza durumlarında inisiyatif alarak değiştirirdik ve haber verirdik." ifadelerini kullandı.
M.Ç, konaklamaları gerektiğinde, şehre giriş ve çıkış yapmaları sebebiyle belgelerde kilometre farklarının olabileceğine işaret ederek, "Güzergah bilgisine firma yetkilileri karışmazdı, komutandan talimat alırdık. Ek araç lazım olduğunda da görevli asker talep ederdi. Evrak bizim önümüzde hazırlanmazdı. İstek evrakını şoförler göremez zaten. Ek araç için telefonla aradıklarına şahit oluyordum." dedi.
Söz verilen tutuksuz sanıklar, tanık beyanlarındaki aleyhe olan hususları kabul etmediklerini belirterek, beraat talebinde bulundu.
Sanık avukatları ise müvekkilleri hakkındaki "yurt dışı çıkış yasağı" adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasını istedi.
Tanıklar dinlenecek, bilirkişi raporu beklenecek
Görüşü sorulan Cumhuriyet savcısı, mahkemeden, eksik hususların giderilmesini talep etti.
Ara kararını açıklayan mahkeme, dinlenmeyen tanıkların dinlenmesine ve bilirkişi raporunun dosyaya sunulmasının beklenmesine hükmetti.
Mahkeme ayrıca yurt dışı çıkış yasağı kaldırılmayan tüm sanıkların 10 gün içerisinde 50 bin lira kefalet bedelini ödemeleri şartıyla "yurt dışı çıkış yasağı" şeklindeki adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasına karar verdi.
Duruşma, 25 Şubat 2027'ye ertelendi.