Kuzey Ege’nin masmavi sularında yer alan, doğası, tarihi ve sakin yaşamıyla dikkat çeken bir ada, son günlerde yeniden merak konusu oldu. Özellikle tarih kitaplarında ve eski belgelerde geçen “İmroz” ismiyle karşılaşanlar, “İmroz neresi?” ve “Gökçeada ile İmroz aynı yer mi?” sorularının yanıtını araştırıyor.
Merak edilen sorunun cevabı net: İmroz, bugün Gökçeada olarak bilinen adanın eski adıdır. Çanakkale’ye bağlı olan ve Türkiye’nin en büyük adası unvanını taşıyan Gökçeada, 1970 yılında bu ismi almadan önce yüzyıllar boyunca İmroz adıyla anılıyordu. İşte İmroz’un, yani Gökçeada’nın tarihi ve özellikleri.
İmroz, Çanakkale iline bağlı, Kuzey Ege Denizi’nde, Gelibolu Yarımadası’nın batısında yer alan bir adadır. Yaklaşık 280 kilometrekarelik yüzölçümüyle Türkiye’nin en büyük adası olan İmroz, aynı zamanda ülkenin en batı ucunda bulunuyor. Ada, bugün resmi olarak Gökçeada adıyla biliniyor ve Çanakkale’nin ilçelerinden biri konumunda.
Evet, Gökçeada ile İmroz aynı adadır. Adanın Yunanca adı Imvros, Türkçede ise uzun yıllar İmroz olarak kullanıldı. Ada, 1970 yılında yapılan resmi düzenlemeyle Gökçeada adını aldı. Bu nedenle tarihi kaynaklarda, eski haritalarda ve bazı edebi eserlerde ada hâlâ İmroz ismiyle karşımıza çıkıyor.
Antik çağlardan bu yana yerleşim yeri olan ada, tarih boyunca farklı medeniyetlerin hâkimiyetine girdi. Fatih Sultan Mehmet döneminde Osmanlı topraklarına katılan İmroz, Birinci Dünya Savaşı sırasında Çanakkale Cephesi’ndeki çatışmalarda İtilaf Devletleri tarafından üs olarak kullanıldı. 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması ile ada, Bozcaada ile birlikte Türkiye’ye bırakıldı. Uzun yıllar ağırlıklı olarak Rum nüfusun yaşadığı ada, sonraki dönemlerde yaşanan göçlerle birlikte demografik açıdan büyük bir değişim geçirdi.
Gökçeada’ya ulaşım deniz yoluyla sağlanıyor. Adaya en sık kullanılan feribot seferleri, Çanakkale’nin Eceabat ilçesine bağlı Kabatepe Limanı’ndan yapılıyor. Yolculuk yaklaşık bir buçuk saat sürüyor. Feribot saatleri mevsime göre değiştiği için yolculuk öncesinde güncel sefer programının kontrol edilmesi öneriliyor.
Gökçeada, el değmemiş koyları, taş evlerle dolu köyleri ve doğal güzellikleriyle öne çıkıyor. Adanın simgeleri arasında yer alan Zeytinli, Tepeköy ve Dereköy, geleneksel mimarisini koruyan eski Rum köyleri olarak ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Kaleköy ve çevresindeki koylar, Aydıncık Plajı ve Tuz Gölü ise adanın en çok ziyaret edilen noktaları arasında. Rüzgârı nedeniyle sörfçülerin gözde rotalarından biri olan Aydıncık, özellikle yaz aylarında yoğun ilgi görüyor.
Gökçeada, sakin yaşam tarzı, doğal ürünleri ve korunmuş dokusuyla Uluslararası Sakin Şehirler Birliği Cittaslow’un üyeleri arasında yer alıyor. Ada aynı zamanda organik tarım uygulamaları, zeytinyağı, keçi peyniri, bal ve şarap gibi yerel ürünleriyle de tanınıyor.