IIF'ye göre 32 Avrupa ülkesinin toplam borcu 2026'nın ilk yarısında 95 trilyon doları aşarak yeni bir rekora ulaştı. Artan borçlanma maliyetleri ve siyasi belirsizlikler borç seviyelerini istikrara kavuşturmayı zorlaştırıyor.
NEW Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF), Avrupa'da 32 ülkenin toplam borcunun yılın ilk yarısında 95 trilyon doların üzerine çıkarak yeni bir rekora ulaştığını, artan borçlanma maliyetleri ve siyasi belirsizliklerin borç seviyelerini istikrara kavuşturmayı zorlaştırdığını bildirdi.
IIF, "Küresel Borç Monitörü" raporunun Avrupa özel sayısını yayımladı.
Rapora göre, 32 Avrupa ülkesindeki toplam borç, 2026'nın ilk yarısında 95 trilyon doların üzerine çıkarak yeni bir rekora ulaştı ve bölgenin toplam borcu küresel borcun yaklaşık yüzde 25'ini oluşturdu.
Avrupa'nın borcunun Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'ya (GSYH) oranı ise yaklaşık yüzde 325 seviyesinde gerçekleşti. Bu oran, Avro Bölgesi'ndeki borç krizinin başlangıcındaki seviyenin 45 puandan fazla altında kaldı.
Ülkeler bazında Fransa, 15,5 trilyon dolarla Avrupa'nın en yüksek toplam borç stokuna sahip ülke olurken, bu ülkeyi 14,7 trilyon dolarla İngiltere, 13,5 trilyon dolarla Almanya ve 7,2 trilyon dolarla İtalya izledi.
Borcun sektörel dağılımı incelendiğinde ise finansal kuruluşlar 30,4 trilyon dolarlık tutarla ödenmemiş borçlar içinde en büyük payı aldı. Finansal olmayan şirketlere ait borçlar 26,4 trilyon dolar, kamu borçları 22,5 trilyon dolar ve hanehalkına ait borçlar 15,7 trilyon dolar olarak hesaplandı.
Avrupa Birliği'nde bu yıl borçlanma maliyetleri en fazla artan ülke Fransa olurken, ülkenin 5 yıllık kredi risk primi (CDS) 100 baz puanın üzerine çıkarak 2012 sonlarından bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. İtalya'nın CDS primi ise yaklaşık 75 baz puan oldu.
"Borç endişeleri büyük ekonomilerde yoğunlaşıyor"
Raporda, Avrupa ülkelerinde zorlu bir siyasi iklimde sürekli mali açıkların, daha yüksek borçlanma maliyetlerinin ve azalan mali tamponların borç seviyelerini istikrara kavuşturmayı giderek daha zor hale getirdiği vurgulandı.
Mali açıkları finanse etmede uluslararası yatırımcılara aşırı bağımlı olunduğuna işaret edilen raporda, bu durumun Avrupa hükümetlerini küresel risk algısındaki ve sermaye akışlarındaki değişimlere karşı savunmasız bıraktığı kaydedildi.
Raporda, siyasi çıkmazların piyasa gerilimlerini yeniden tetikleyebileceği ifade edilerek, borçla ilgili endişelerin giderek daha fazla Avrupa'nın en büyük ekonomilerinde yoğunlaştığı, bunun da daha geniş finansal yayılma riskini artırdığına dikkati çekildi.