Dünya

Hatimoğulları, Suudi Arabistan'a asker yerine diplomasi istedi

DEM Parti Eş Genel Başkanı Hatimoğulları, Mekke Ortak Savunma Antlaşması gerekçesiyle Suudi Arabistan'a asker gönderilmesine karşı çıktı. Hatimoğulları, TBMM'den karar çıkmadığını…

13 Ekim 2026 15:50 · 4 dk okuma

Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle
13.10.2026 - 15:50
Güncelleme: 13.10.2026 - 15:52

DEM Parti Eş Genel Başkanı Hatimoğulları, Mekke Ortak Savunma Antlaşması gerekçesiyle Suudi Arabistan'a asker gönderilmesine karşı çıktı. Hatimoğulları, TBMM'den karar çıkmadığını belirterek Türkiye'nin bölgeye asker değil diplomasi ve müzakere ihraç etmesi gerektiğini söyledi.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Mekke Ortak Savunma Antlaşması'na ilişkin, "Bu anlaşma gerekçe gösterilerek Suudi Arabistan'a Türkiye'den asker gönderilmesi konuşuluyor. Türkiye bölgeye asker ve çatışma değil, diplomasi ve müzakere ihraç etmeli." dedi.

Hatimoğulları, partisinin TBMM Grup Toplantısı'ndaki konuşmasında, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'na ilişkin değerlendirmeler yaptı.

Konuyla ilgili TBMM Genel Kurulundan bir karar çıkmadığını ve hukuki bir zemin oluşmadığını söyleyen Hatimoğulları, "Bu anlaşma gerekçe gösterilerek Suudi Arabistan'a Türkiye'den asker gönderilmesi konuşuluyor. Türkiye bölgeye asker ve çatışma değil, diplomasi ve müzakere ihraç etmeli." ifadelerini kullandı.

Hatimoğulları, Türkiye'nin Yemen ve Suudi Arabistan arasında bir barış masasının kurulması için çaba harcaması gerektiğini söyledi.

Her iki ülke arasında çıkan çatışmalarda çok sayıda insanın hayatını kaybettiğine ve yaralandığına işaret eden Hatimoğulları, Yemen ve Suudi Arabistan halklarına başsağlığı diledi.

Saldırılardan en fazla sivil ve masum insanların etkilendiğini vurgulayan Hatimoğulları, Türkiye'nin üstlenmesi gereken rolün bölgeye asker taşımak değil, müzakere ve diyalog sürecinin başlatılması olduğunu söyledi.

Hatimoğulları, taraflara saldırılara son verme çağrısı yaparak uluslararası toplumu çatışmasızlık ve barış için daha güçlü çaba göstermeye davet etti. Fon soruşturmalarına da değinen Hatimoğulları, yaşananları "yüzyılın vurgunu" olarak değerlendirdi. Hatimoğulları, şöyle konuştu:

"SPK, 2025'in son çeyreğinde riski görüyor. Konu Finansal İstikrar Komitesi'nin önüne geliyor. Dünyanın en büyük endeks sağlayıcılarından MSCI ayrıca uyarıyor. Buna rağmen önlem alınmıyor. 450 bine yakın insan doğrudan bu fonun mağduru, dolaylı olarak da bu fonun yarattığı krizden dolayı milyonlarca yurttaşımız mağdur durumda. 20 milyar dolarlık vurgunu tiyatro izler gibi izlediler. İktidara sorumuz şu: riskler biliniyor, ekonomi yönetiminin masasına kadar gelmiş ve zamanında önlenmemiş. Neden bu fon krizi bağıra bağıra gelirken önlenmemiş? Bu vurgun içeriden bilgi almadan, birileri göz yummadan bu kadar büyük ölçekte olamaz. Kim, kime ne söyledi? Kim hangi bilgiyi önceden paylaştı? Kim kazanırken, kim kaybetti? Kamu otoritesi neyi biliyordu? Hangi iktidar yetkilisi fon şirketlerinin sahipleriyle ilişkiliydi? İşte Türkiye'de bütün yurttaşlar bu soruların yanıtlarını bekliyor."

Bu işin sermaye, siyaset ve bürokrasi ayağı olduğunu savunan Hatimoğlulları, bir avuç insan zenginleşirken milyonlarca insanı bir ekmeğe muhtaç bırakan bir sistemin inşa edildiğini ileri sürdü.

Hatimoğulları, TBMM Başkanlığına sunulan Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi'ni eleştirerek, teklifin "çözümsüzlük" maddeleri içerdiğini savundu.

Partisinin 7 maddeden oluşan bir öneri sunduğunu aktaran Hatimoğulları, şunları kaydetti:

"Fon vurgununun tek bir lira maliyeti bile halka ödetilmemeli. Bununla birlikte kanun teklifine güvence koyulmalı. Fon vurguncularının yurt dışına kaçırdıkları paralar geri getirilmeli, tamamının mal varlıkları dondurulmalı. Teklifteki 'para bulunursa ödeme yapılır' mantığı mağduriyeti büyütür. Herhangi bir miktar sınırlaması olmadan tüm mağduriyetler giderilmeli. Bir milyona kadar zarar görenler sınırlaması keyfi sınırlamadır. İktidar bu vurgunla ortaya çıkan sorunu çözmek değil, yönetmek istiyor. Yurttaşın mağduriyetini gidermek hepimizin boynunun borcudur.

Ödeme tarihi belirsizliğe bırakılamaz. Açık ve aleni şekilde ödeme tarihleri düzenlenmeli. Sorumluluk sadece şirket yöneticilerine bırakılamaz. Meclis'te komisyon kurulmalı, bürokratların sorumluluğu açığa çıkarılmalı. Kamunun gördüğü zarar ve kişilerin mağduriyetinden sorumlu bütün bürokratlar, siyasetçiler birinci dereceden maddi ve manevi sorumlu sayılmalı. Yurttaş parasının nerede olduğunu bilmeden bir daha hiçbir yere tasarruf yatırmak zorunda kalmamalı. Gizlilik vurguncuları, şeffaflık halkı korur. Sermaye Piyasası Kurulu iktidarın değil, halkın deneticisi olmalı."

"Etik ve hukuki sınırlar"

Partisinden istifa eden bazı milletvekili ve belediye başkanlarını anımsatan Hatimoğulları, ülke tarihinde seçmen iradesinin bu kadar ucuza harcandığı ve halka bu kadar saygısızlık yapıldığı bir dönemin olmadığını öne sürdü.

İçişleri Bakanlığı tarafından bazı belediyelere yapılan görevlendirmeleri hatırlatan Hatimoğulları, "Gelin, siyasi transferleri etik ve hukuki sınırlar içerisinde sınırlandıracak açık bir yasal düzenleme yapalım. Bunu engelleyelim, Bu şekilde partiye transfer ve irade gaspının önüne geçelim. Açık şekilde öneriyoruz. Her kim ki partisinden istifa ediyorsa, partisinin listesinden kazandığı milletvekilliğinden de, belediye başkanlığından da, belediye eş başkanlığından da, meclis üyeliğinden de düşürülmelidir." diye konuştu.

Hatimoğulları, Van'da cansız bedeni bulunan üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş'i hatırlatarak "Olayın üzerinden 2 sene geçti. Bu iki sene boyunca failler bulunmadı. Rojin'in bedeninde 2 farklı erkeğe ait DNA profili tespiti yapıldı. Bunlar kimlere ait hala belirlenmedi. Telefonu binlerce kilometre dolaştı. Yapılan konuşmalar ve mesajlar 'çözümlensin' diye. Rojin'in ve Gülistan Doku'nun, 'ölümleri şüpheli' diye yazılarak dosyaları kapatılmak isteniyor. Bu dosyaların hiçbirinin kapanmasına asla izin vermeyeceğiz ve hakikatin peşinde olmaya devam edeceğiz." dedi.

"Terörsüz Türkiye" süreci

"Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin değerlendirmeler yapan Hatimoğulları, "Öcalan'ın koordinatörü olacağı barış ve siyaslaşma kurulunun acilen çalışmalarına başlaması gerekir." ifadesini kullandı.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un inisiyatifi ile kurulması beklenen "izleme komisyonunun" halen kurulmadığını belirten Hatimoğulları, şunları kaydetti:

"Sayın Numan Kurtulmuş'un Meclis'te temsili bulunan bütün siyasi partilerle acilen görüşmesi lazım. Bu görüşmelerde özellikle kurulun kurulma biçimi, görevi ve sorumlulukları hakkında görüş alışverişinde bulunulmalı. Kurulun kapsayıcılığı, çoğulculuğu sağlanmalı ki sürecin geniş kesimlerce daha güçlü sahiplenilmesine katkı sunsun. Bu kurulun sembolik olmaması, işlevli olması, siyasetin sorumluluğu ve süreçte oynamasını gereken rol açısından hayati öneme sahiptir. Kurulun sahada gözlem yapan, süreçteki tıkanıklıkları ve gecikmeleri tespit eden, rapor hazırlayan, gerektiğinde raflarda bekletilen birçok görüşü ortaya çıkaran, taraflarla görüşen, yol aldıran bir pozisyonda olması son derece önemlidir."