Ekonomist Hakkı Hakan Yılmaz, fon krizinin atama usulleri ve denetim kapasitesini sorgulattığını, Bisiklet Federasyonu'ndan Sayıştay savcılığına yapılan atamanın çarpıcı olduğunu söyledi. Yılmaz, SPK gibi denetleyici kurumlarda liyakat güvencesinin zayıfladığını belirtti.
Haber: Olcay AYDİLEK
(ANKARA) - Ekonomist Prof. Dr. Hakkı Hakan Yılmaz, fon krizinin kamu yönetiminde atama usulleri ile gözetim ve denetim kapasitesi arasındaki ilişkinin sorgulanmasına neden olduğunu, başta Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) olmak üzere gözetim ve denetim kurumlarında liyakat güvencesinin zayıfladığını belirterek, "Bisiklet Federasyonu gibi görev alanı farklı bir kurumdan Sayıştay savcılığına atama yapılması çarpıcıdır" dedi.
Yılmaz, ANKA'ya yaptığı açıklamada, fon krizinin gündeme getirdiği temel konulardan birinin, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçişle birlikte üst düzey kamu bürokrasisine yapılan atamalar ve liyakat sorunu olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile yapılan düzenlemelere dikkati çeken Yılmaz, "Bu düzenleme, Cumhurbaşkanlığına üç alanda daha geniş hareket imkanı sağladı. Atama yetkisinin merkezde toplanması, çeşitli görevler için adaylarda aranan mesleki deneyim koşullarının gevşetilmesi ve üst düzey yöneticileri görevden alma ve değiştirme yetkisinin genişlemesi" dedi.
Yılmaz, yürütmenin yetkisi artarken mesleki uzmanlığı, kurum deneyimini ve yönetimde sürekliliği destekleyen bazı hukuki güvencelerin zayıfladığını vurgulayarak, şöyle devam etti:
"2024'te, II sayılı cetvel kapsamındaki atamaların Cumhurbaşkanı onayı yerine doğrudan Cumhurbaşkanı kararıyla yapılması konusundaki değişiklik, ilgili makamların teklifine dayanan usulü kaldırarak atama yetkisini daha da merkezileştirmiştir. Bu değişikliklerin ortak sonucu, atama makamının takdir alanının genişlemesi ve kurumsal değerlendirme mekanizmalarının daralmasıdır."
Yılmaz, fon krizinin, bu dönüşümün gözetim ve denetim kapasitesi üzerindeki etkilerinin de incelenmesini gerektirdiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Özellikle SPK gibi uzmanlık gerektiren düzenleyici ve denetleyici kurumlarda, atanan kişilerin mesleki birikimi ile üstlendikleri sorumluluklar arasındaki uyum kritik önem taşır. Atama koşullarının gevşetilmesi, tek başına her atamanın liyakatsiz olduğu anlamına gelmez ancak liyakati güvence altına alan eşiklerin zayıflaması, kurumların riskleri zamanında görme ve etkili müdahale etme kapasitesi bakımından ciddi bir sorgulama alanı yaratır."
ATAMA USULLERİ VE LİYAKAT TARTIŞMASI
Yılmaz, fon krizi kapsamında şirketlerdeki usulsüzlüklerin yanında SPK yönetimine yapılan atamaların yeterlilik ölçütleri ile bu yönetimin gözetim ve denetim performansının da ele alınmasının zorunlu olduğunu vurguladı.
SPK yönetimine atanmak için aranan uzmanlık koşullarının 2018'DE belirgin biçimde gevşetildiğini anımsatan Yılmaz, şöyle devam etti:
"Başkan ve üyeler için finans, sermaye piyasaları ve ilgili alanlarda aranan en az 10 yıllık deneyimin yerini, alan şartı bulunmayan 5 yıllık genel çalışma koşulu aldı. Kurulda en az bir hukukçu, özel sektör sermaye piyasası kurumlarında 10 yıl deneyim kazanmış bir üye ve SPK'da en az 10 yıl çalışmış bir üye bulunması zorunlulukları da kaldırıldı. Atama yetkisi Cumhurbaşkanında toplanırken, hukuk bilgisi, piyasa tecrübesi ve kurum hafızasını Kurulun yapısında güvence altına alan şartlar ortadan kalktı."
SAYIŞTAY'DAKİ DURUMU ÖRNEK GÖSTERDİ
Yılmaz, 2018'de yaşanan değişimi anlama konusunda çarpıcı atama örneğinin Sayıştay'da görüldüğünü ifade ederek, şunları söyledi:
"2018 öncesinde Sayıştay Başsavcısı ve savcıları, ilgili yasada belirtilen özel şartları taşıyan adaylar arasından, Sayıştay Başkanı'nın görüşü alınarak Maliye Bakanlığı'nın teklifi üzerine Maliye Bakanı, Başbakan ve Cumhurbaşkanı'nın imzalarını taşıyan ortak kararnameyle atanıyordu. 2018'de yapılan düzenlemelerle Başbakan'ın yer aldığı ortak kararname usulü sona ererken, Sayıştay savcılarının atanmasında ilgili bakanın teklifi ve Cumhurbaşkanının onayına dayanan usul sürdürüldü. Diğer yandan atanmak için gereken çalışma süresi ve özellikle belli görevlerde bulunma şartları değiştirilerek atanma şartları esnetilmiş oldu."
Yılmaz, 2024'te, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı sonrasında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi değiştirilerek II sayılı cetvel kapsamındaki atamaların Cumhurbaşkanı kararıyla yapılmasının öngörüldüğünü anımsattı.
Yılmaz, "İlgili bakanın teklifine dayanan usul kaldırıldı. Sayıştay Başkanı'nın görüşünün alınmasına ilişkin kanuni zorunluluğun da 2018'de kaldırıldığı dikkate alındığında, Sayıştay savcılarının atanmasında hem kurumun görüşünü hem de Hazine'yi temsilen ilgili bakanlığın değerlendirmesini esas alan yapıdan uzaklaşılmış oldu" diye konuştu.
Değişiklikler sonucunda atama yetkisi giderek Cumhurbaşkanı'nda yoğunlaşırken, mesleki birikimi ve kurumsal değerlendirmeyi güvence altına alan kuralların zayıfladığını söyleyen Yılmaz, değişimin yalnızca atamayı yapan makamla sınırlı kalmadığını, adaylarda aranan mesleki koşullar ile adayın uygunluğunu değerlendiren kurumsal süreçlerin de zayıfladığını belirtti.
Yılmaz, "Buradaki temel sorun, atamanın hukuken kimin yetkisinde olduğunun ötesinde, bu yetkinin hangi nesnel ölçütlerle ve hangi kurumsal değerlendirmelerle kullanıldığıdır. Bu çerçevede, İletişim Başkanlığı ve Bisiklet Federasyonu'nda görev yapmış bir kişinin Sayıştay savcılığına atanması, adayın mali denetim, kamu hukuku ve Hazine'yi temsil etme sorumluluğu bakımından hangi mesleki birikime sahip olduğu sorusunu gündeme getirmektedir" diye konuştu.
Yılmaz'ın, gündeme getirdiği kişinin, İletişim Başkanlığı Yönetim ve Destek Hizmetleri Dairesi eski Başkanı ve eski Türkiye Bisiklet Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Halil Cem Öztürk olduğu öğrenildi.