Eğitim İş Merkez Yönetim Kurulu, Harf Devrimi'nin yıl dönümünde eğitimin laik, bilimsel ve kamusal niteliğinin aşındırıldığını ve sistemin gerici kuşatma altında olduğunu bildirdi. Sendika, Cumhuriyet ilke ve devrimlerini savunmaya devam edeceğini açıkladı.
(ANKARA) - Eğitim İş Merkez Yönetim Kurulu'ndan Harf Devrimi'nin yıl dönümü nedeniyle yapılan açıklamada, "Bugün eğitimin laik, bilimsel ve kamusal niteliği adım adım aşındırılmakta, eğitim sistemi gerici ve piyasacı bir kuşatma altına alınmaktadır. Eğitim-İş olarak, Cumhuriyet ilke ve devrimlerini savunmaya kararlılıkla devam edeceğiz" denildi.
Eğitim İş Merkez Yönetim Kurulu'ndan Harf Devrimi'nin yıl dönümü nedeniyle yapılan yazılı açıklamada, 1 Kasım 1922'de saltanatın kaldırıldığı, egemenliğin saraydan alınarak halka verildiği anımsatılarak, "Saltanatın kaldırılmasından 6 yıl sonra, yine 1 Kasım günü kabul edilen Harf Devrimi, Cumhuriyet aydınlanmasının en büyük adımlarından biri olmuştur" denildi.
Açıklamada, şunlar kaydedildi:
"Harf Devrimi öncesinde Osmanlı'da sarayın, medresenin ve bürokrasinin dili ile halkımızın konuştuğu dil arasında derin bir uçurum vardı. Okuma yazma ve bilgiye erişim, ayrıcalıklı bir zümrenin tekelindeydi. Cumhuriyet'in ilk nüfus sayımına göre okuma yazma oranının yüzde 10'un altında olması, halkın yüzyıllar boyunca nasıl bir karanlığa ve cehalete terk edildiğinin en somut kanıtıdır. 98 yıl önce kabul edilen alfabemiz, bilgiyi tüm halka mal etmiş, laik ve bilimsel eğitimin önüne açmıştır. Bir ulusun dili; bağımsızlığın, kültürün ve düşünce dünyasının taşıyıcısıdır. Halkın ortak bir alfabe etrafında birleşmesi, ardından gelen Dil Devrimi ile dilin sadeleşmesi, ulusal kimliğin pekişmesi ile ortak bir kültürün ve bilincin yaratılmasını sağlamıştır.
Bugün Cumhuriyetimizin kurucu değerlerine düşmanlık besleyen odakların 'bir gecede cahil kaldık' söylemi, tarihsel gerçeklikten kopuk, asılsız ve bilinçli bir saldırıdan başka bir şey değildir. Harf Devrimi'nin sona erdirdiği şey ortak bir hafıza değil, bilgiyi tekelinde tutan bir zümrenin ayrıcalığıdır. Bu aydınlanma meşalesini Millet Mekteplerinden Köy Enstitülerine Anadolu'nun dört bir yanına taşıyanlar, Başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün izindeki eğitim emekçileridir. Tam da bu nedenle, dün olduğu gibi bugün de o meşaleyi söndürmek isteyenlerin hedefinde ilk olarak eğitim emekçileri ile eğitim sistemi vardır.
Bugün eğitimin laik, bilimsel ve kamusal niteliği adım adım aşındırılmakta, eğitim sistemi gerici ve piyasacı bir kuşatma altına alınmaktadır. İmam hatip okulları yaygınlaştırılmakta, bağımsızlığımızın simgesi İstiklal Marşı farklı dillerde okutulmaktadır. Eğitim-İş olarak, Cumhuriyet ilke ve devrimlerini savunmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Laik, bilimsel, çağdaş, kamusal, parasız ve karma eğitim mücadelemizle, Atatürk'ün eğitim emekçilerine emanet ettiği aydınlanma meşalesini aydınlık yarınlara taşıyacağız."