Temelli, Cumhuriyet'in demokratikleşmesi için Kürt sorununun demokratik çözümüne yönelik Meclis sürecinin başlatılmasını istedi. Temelli, Meclis'in 29 Ekim 2026'daki 100'üncü yıl kutlamalarının hemen sonrasında komisyon kurup süreci hızla başlatması gerektiğini söyledi.
(TBMM) - Dem Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, Cumhuriyet'in demokratikleşmesi için Kürt sorununun demokratik çözümüne yönelik adımların hızla atılması ve Meclis sürecinin başlatılması çağrısı yaparak, "Meclis, 29 Ekim 2026 tarihindeki bu 100'üncü yıl kutlamalarının hemen sonrasında artık bir samimiyetle, sahicilikle işe soyunmalıdır, komisyonlarını kurmalıdır. Cumhuriyet'in demokratikleşmesinin önündeki engelleri kaldıracak bir süreci artık hızla başlatmalıdır" dedi. 2027 yılı bütçe teklifini de eleştiren Temelli, bütçenin halktan sermayeye kaynak aktardığını savunarak, fon krizinde ilgili kurumların sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini vurguladı.
DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Sezai Temelli, Cumhuriyet'in en önemli sorunlarından birinin demokratikleşememesi ve bunun önündeki en büyük engelin de Kürt sorunu olduğunu belirtti. Kürt sorununun demokratik çözümünün Cumhuriyet'in demokratikleşmesinin önünü açacağını ifade eden Temelli, "O yüzden de Kürt meselesinin demokratik çözümü olarak yola çıktığımız 27 Şubat 2025'deki açıklamayı esas alarak bu konuda artık gecikmeksizin adımların atılması tüm toplumun beklentisidir. Aslında hepimizin zaruretidir" dedi.
Cumhuriyet'in farklı kimlikleri ve inançları eşit yurttaşlık temelinde bir arada yaşatamadığını savunan Temelli, tekçi ve güvenlikçi anlayışın terk edilmesi gerektiğini kaydetti.
BASIN VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ, SİYASİ TUTUKLULAR VE KAYYIM UYGULAMALARI
Temelli, Türkiye'de basın ve ifade özgürlüğünün sağlanamadığını, siyasi yasakların sürdüğünü ve kuvvetler ayrılığının bulunmadığını vurgulayarak, demokratik bir Cumhuriyet için insan hakları ve temel özgürlüklerin güvence altına alınması gerektiğini belirtti. Kobani Davası nedeniyle Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş'ın, mevcut anayasanın uygulanmaması nedeniyle de Can Atalay'ın cezaevinde olduğunu söyleyen Temelli, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmadığını kaydetti.
Temelli, demokrasinin yalnızca seçimlerle ölçülemeyeceğini; cezaevleri, ifade özgürlüğü, sendikal haklar, kadınların siyasete katılımı ve yoksulluk gibi alanların da demokratikleşmenin göstergeleri olduğunu ifade etti. Türkiye'de yoksulluğun derinleştiğini, kadına yönelik şiddetin sürdüğünü, emekçilerin açlık ve yoksulluk sınırlarının altında yaşadığını belirten Temelli, bu sorunların çözümünün Cumhuriyet'in demokratikleşmesinden geçtiğini savundu.
Sezai Temelli, "Halkın iradesinin yok sayıldığı, yerine kayyum atandığı bir anlayışla bu mümkün değil. İşte çağrımız o yüzden bir kez daha; demokratik Cumhuriyet için gelin bu tarihi fırsatta hep birlikte güçlü bir iradeyi siyaset olarak ortaya koyalım" dedi.
Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'nin 10 Ağustos'ta kabul edildiğini anımsatan Temelli, "Kürt meselesinin demokratik çözümü adına bir adımdı fakat bir adım yetmez. Adımlarımızı çoğaltmalıyız. Hızlanmalıyız. Kaybettiğimiz zamanı mutlaka telafi etmeliyiz. Bu artık bizim gelecek kuşaklara karşı olan en önemli sorumluluğumuzdur. O yüzden Meclis, 29 Ekim 2026 tarihindeki bu 100'üncü yıl kutlamalarının hemen sonrasında artık bir samimiyetle, sahicilikle işe soyunmalıdır. Komisyonlarını kurmalıdır. Cumhuriyet'in demokratikleşmesinin önündeki engelleri kaldıracak bir süreci artık hızla başlatmalıdır" diye konuştu.
MEKKE ANLAŞMASINA TEPKİ
Temelli, Pakistan, Suudi Arabistan ve Türkiye arasında imzalanan Mekke Anlaşması'nın Meclis gündemine geç getirildiğini belirterek, anlaşmanın imzalanmasından yaklaşık 2,5 ay sonra komisyonun toplanacak olmasını eleştirdi.
Anlaşmanın yürürlüğe girdiğini ancak halkın iradesini temsil eden siyasetin henüz anlaşmayı onaylamadığını söyleyen Temelli, bu durumu "bürokratik vesayetçi anlayışın sonucu" olarak değerlendirdi. Temelli, "Biz bu bürokratik vesayetçi anlayışı yaşamın her alanında görüyoruz. Süreç var diyoruz; yargı bürokrasisine bakıyorsunuz, süreci anlayan bir yerden yaklaşmıyor. Güvenlik bürokrasisine bakıyorsunuz, süreci anlayan bir yerden yaklaşmıyor. Demokrasi diyorsunuz, Kürt meselesinin demokratik çözümü diyorsunuz. Hala eski kodlarla yaklaşan bir anlayış var" dedi.
"BÜTÇE HALKTAN SERMAYEYE KAYNAK AKTARIYOR"
DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, 2027 yılı bütçesini eleştirerek bütçe açığı, sermaye harcamaları, faiz ödemeleri ve savunma harcamalarının yaklaşık 4'er trilyon lira düzeyinde olduğunu kaydetti. Bu harcama kalemlerinin Türkiye ekonomisini olumsuz etkilediğini kaydeden Temelli, bütçenin halkın refahını artırmak yerine sermayeye kaynak aktardığını savundu. Temelli, şöyle konuştu:
"Bakın, onun da formülünü bulmuş Sayın Cevdet Yılmaz. Diyor ki, 'Bu bütçe bir dayanıklılık bütçesidir.' Refah ve dönüşüm diye de süslüyor ama esas dayanıklılıktan kastı şu: Biz bildiğimizi okumaya devam ediyoruz. Ey halkımız, ey emekçiler, ey kadınlar, siz dayanmaya devam edin. Yani bize dayanmak düşüyor, onlara refah düşüyor. Bunun da adı dönüşüm oluyor. Dönüşüm şu: Halktan topladığım vergileri ben sermayeye aktarmaya devam edeceğim. Yani ondan 4 trilyon lira vergi alacağımdan vazgeçeceğim. Üstüne 4 trilyon lira daha faiz ödemesiyle onları fonlayacağım. O da yetmeyecek. Bütçe açığı vermeye devam ettiğim için ondan borçlanmaya da devam edeceğim. Bu yüksek faizlerle yeniden onlara kaynak aktaracağım."
Temelli, 2027 yılı için enflasyon hedefinin yüzde 21 olarak belirlendiğine işaret ederek, bütçedeki harcama kalemlerinin artış oranlarının bu seviyenin üzerinde olduğunu söyledi. Temelli, bu hedefin asgari ücretliler ve emekliler açısından ücret artışlarını sınırlamak için kullanıldığını vurguladı.
Bütçenin yaklaşık yüzde 45 arttığını belirten Temelli, sermaye ve savunma harcamalarına yüksek kaynak ayrılırken emekçilere ve emeklilere daha düşük artış öngörülmesini eleştirdi. Gelir dağılımındaki adaletsizliğin ve yoksulluğun derinleştiğini ifade eden Temelli, bütçenin yoksullukla mücadeleye yönelik olmadığını kaydetti.
FON KRİZİ, FİNANS PİYASALARI VE KURUMLARIN SORUMLULUĞU
Temelli, fon vurgununa ilişkin soru üzerine, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Hazine ve Maliye Bakanlığı ve diğer ilgili kurumların sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini vurguladı.
Finans piyasalarına duyulan güvenin sarsıldığını ve krizin diğer fonları da etkilediğine işaret eden Temelli, ara ödemelerin yapılmasına ilişkin belirsizliklerin sürdüğünü belirtti. Krizin bütçe açığını artırabileceğini, faiz ve enflasyon üzerinde baskı yaratabileceğini kaydeden Temelli, fon krizinin önümüzdeki dönemde enflasyonu en az 2-3 puan artırabileceğini vurguladı. Temelli, döviz kuru üzerindeki baskının da sürdüğüne işaret etti.