Politika

"Cinsel saldırıya uğradım" diyen Mustafa Sarıgül'ün koruması isyan etti

Mustafa Sarıgül'ün yakın koruması Beşir Ömer Demir'in avukatı Mirkan Günay Topçu, müvekkilinin nüfuz baskısı altında yıllarca susmak zorunda kalan bir mağdur olduğunu belirterek…

7 Kasım 2026 12:06 · 4 dk okuma

Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle
07.11.2026 - 12:06
Güncelleme: 07.11.2026 - 12:06
Yorum yap

Mustafa Sarıgül'ün yakın koruması Beşir Ömer Demir'in avukatı Mirkan Günay Topçu, müvekkilinin nüfuz baskısı altında yıllarca susmak zorunda kalan bir mağdur olduğunu belirterek "Cinsel saldırının mağduru kadın da olabilir, erkek de; mağdurun erkek olması, yaşadıklarını alay, teşhir ve magazin konusu yapmanın gerekçesi olamaz" ifadelerine yer verdi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen; "kara para aklama", "cinsel saldırı" ve "istismar" iddialarının yer aldığı soruşturma süreci devam ederken, Mustafa Sarıgül'ün eski eşi Aylin Kotil ile oğulları Ömer ve Emir Sarıgül'ün de adının geçtiği dosyada yeni gelişmeler yaşandı. Soruşturmada adı geçen Mustafa Sarıgül’ün yakın koruması Beşir Ömer Demir, avukatı aracılığıyla bir açıklama yaparak dikkat çeken ifadeler kullandı. 

Avukat Mirkan Günay Topçu, müvekkilinin cezaevine girme korkusuyla ifade verdiği yönündeki iddiaları yalanlayarak şu değerlendirmede bulundu: "Müvekkilimiz bu dosyanın mağdurudur. Kendisinden kat kat güçlü bir siyasi figürün nüfuzu ve baskısı altında, yıllarca korku içinde susmak zorunda bırakılmıştır. Sayın Mustafa Sarıgül'ün müvekkilimiz için kullandığı 'evladımızdır' nitelendirmesini kesinlikle kabul etmiyoruz. Müvekkilimizin yaşadığı bir baba-evlat ilişkisi değil, mağduriyetin kaynağını oluşturan bir güç ve bağımlılık ilişkisidir. Müvekkilimizin beyanlarını cezaevine girme korkusuyla verdiği yönündeki iddia da gerçeğe aykırıdır. Müvekkilimiz hiçbir suça karışmamıştır ve beyanlarını özgür iradesiyle vermiştir."

Soruşturma dosyasındaki ifadelerin dışarı sızdırıldığını ve müvekkilinin fotoğraflarının hedef gösterilerek kullanıldığını vurgulayan Av. Topçu, toplumsal linçe tepki gösterdi: "Müvekkilimiz ve ailesi açık bir toplumsal linçle karşı karşıyadır. Cinsel saldırının mağduru kadın da olabilir, erkek de; mağdurun erkek olması, yaşadıklarını alay, teşhir ve magazin konusu yapmanın gerekçesi olamaz. Müvekkilimiz önce maruz kaldığı istismarla, ardından 2024 yılında rızası dışında kayda alınıp yayılan görüntülerle, bugün ise ağır bir teşhirle bir kez daha mağdur edilmektedir."

Gizlilik kararının ihlal edildiğini belirten Avukat Topçu; gazeteci, yorumcu ve yayın kuruluşlarını müvekkilinin yüzünün ve kimliğinin yer aldığı içerikleri derhal kaldırmaya davet etti. İhlallere devam edilmesi halinde Türk Ceza Kanunu'nun 134, 136 ve 285. maddeleri kapsamında suç duyurusunda bulunulacağını, erişim engeli başvuruları yapılacağını ve maddi-manevi tazminat davalarının açılacağını duyurdu.

"Müvekkilimiz Beşir Ömer Demir hakkında son haftalarda basında ve sosyal medyada yapılan yayınlar nedeniyle, müvekkilimizin kişilik haklarını ve insan onurunu korumak amacıyla kamuoyunu bilgilendirme zorunluluğu doğmuştur.

Müvekkilimiz, uzun yıllar yakın korumalığını yaptığı Mustafa Sarıgül tarafından cinsel saldırı ve istismara maruz bırakıldığını yetkili yargı makamlarına beyan etmiştir. Müvekkilimiz bu dosyanın mağdurudur. Kendisinden kat kat güçlü bir siyasi figürün nüfuzu ve baskısı altında, yıllarca korku içinde susmak zorunda bırakılmıştır. Sayın Mustafa Sarıgül'ün müvekkilimiz için kullandığı "evladımızdır" nitelendirmesini kesinlikle kabul etmiyoruz. Müvekkilimizin yaşadığı bir baba-evlat ilişkisi değil, mağduriyetin kaynağını oluşturan bir güç ve bağımlılık ilişkisidir. Müvekkilimizin beyanlarını cezaevine girme korkusuyla verdiği yönündeki iddia da gerçeğe aykırıdır. Müvekkilimiz hiçbir suça karışmamıştır ve beyanlarını özgür iradesiyle vermiştir.

Basına yansıyan ve müvekkilimizi yaşanan olayların bir parçası ya da aracısıymış gibi gösteren üçüncü kişi beyanlarını kabul etmiyoruz. Müvekkilimiz hiç kimsenin mağduriyetinde rol almamıştır. Bu beyanlara ilişkin tüm açıklamalarımızı yalnızca yargı makamları önünde yapacağız.

Müvekkilimiz önce maruz kaldığı istismarla, ardından 2024 yılında rızası dışında kayda alınıp yayılan görüntülerle, bugün ise ağır bir teşhirle bir kez daha mağdur edilmektedir. Gizlilik kararı bulunan soruşturma dosyasındaki ifadeler sızdırılmakta, müvekkilimizin en mahrem hayatı magazin malzemesine dönüştürülmekte ve haberlerin büyük bölümünde, başka kişilere ilişkin gözaltı haberlerinde dahi, müvekkilimizin yüzü ve fotoğrafları kullanılmaktadır. Müvekkilimiz ve ailesi açık bir toplumsal linçle karşı karşıyadır. Cinsel saldırının mağduru kadın da olabilir, erkek de; mağdurun erkek olması, yaşadıklarını alay, teşhir ve magazin konusu yapmanın gerekçesi olamaz.

Müvekkilimizin fotoğraflarını veya soruşturma dosyasına ilişkin beyanlarını paylaşarak onu hedef hâline getiren gazeteci, yorumcu ve sosyal medya hesapları dahil tüm kişi ve yayın kuruluşlarını bu paylaşımları derhal kaldırmaya davet ediyor, aksi hâlde doğacak hukuki ve cezai sorumluluğu ihtar ediyoruz. Basın kuruluşlarından, müvekkilimizin yüzünü ve kimliğini gösteren görüntüleri kullanmamalarını, yayımlanmış olanları kaldırmalarını veya tanınmayacak hâle getirmelerini talep ediyoruz.

Müvekkilimizin maruz kaldığı cinsel saldırı ve istismara ilişkin şikâyet ve davaya katılma hakları saklıdır. Özel hayatın gizliliğini ihlal eden, kişisel verileri hukuka aykırı olarak yayan ve soruşturmanın gizliliğini ihlal eden tüm kişiler hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 134, 136 ve 285. maddeleri kapsamında suç duyurusunda bulunulacak, ihlal içeren yayınlar için erişim engeli başvuruları yapılacak ve maddi ve manevi tazminat dahil tüm hukuki yollara başvurulacaktır.

Yaşananların hukuki değerlendirmesi bağımsız yargı mercilerine aittir. Müvekkilimiz yargıya güvenmekte ve sürecin sonuna kadar takipçisi olacaktır. Kamuoyundan ve basından, bu dosyada en ağır bedeli ödeyen müvekkilimizin insan onuruna ve özel hayatına saygı göstermesini rica ediyoruz. Müvekkilimiz adına bundan sonraki tüm açıklamalar yalnızca vekili tarafından yapılacaktır.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur."