Çanakkale Biga'da 25 Eylül 2025'te sınıf arkadaşı tarafından dövülen lise öğrencisi ağır beyin hasarı aldı. Baba Hasan Yıldız, 16 Ekim'deki karar duruşması öncesi özür dilemesine rağmen darp edilen oğlu için sanığa en ağır ceza verilmesini istedi.
Çanakkale'de sınıfta "ayağıma bastın" diyen sınıf arkadaşı tarafından özür dilemesine rağmen dövülerek ağır beyin hasarı alan 15 yaşındaki Murat Duha Yıldız'ın, 16 Ekim'deki karar duruşmasında sanığa en ağır cezanın verilmesi istendi.
Çanakkale'nin Biga ilçesindeki İÇDAŞ Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde 25 Eylül 2025 tarihinde yaşanan olayda, 14 yaşındaki Murat Duha Yıldız, sınıf arkadaşı Y.C. tarafından dövülerek ağır yaralandı.
Sınıfında sırasına geçtiği sırada Y.C.'nin "Ayağıma bastın" dediği Murat Duha Yıldız, özür diledi. Ancak buna rağmen büyüyen tartışma öldüresiye darpla sonuçlandı.
Olayda ağır beyin hasarı alan Yıldız'ın tedavisi, hastane sürecinin ardından taburcu edildiği Zonguldak'taki evinde fizik tedavi uzmanı eşliğinde sürüyor. Olayın ardından "öldürmeye teşebbüs" suçundan tutuklanan saldırgan Y.C.'nin karar mahkemesi 16 Ekim'de Çanakkale'de görülecek. Olay sonrası okul müdürü ve iki müdür yardımcısı da açığa alındı.
Cansız halde bulundu
Okul açıldıktan 2,5 hafta sonra yaşanan olayda oğlunun özür dilemesine rağmen darp edildiğini anlatan baba Hasan Yıldız, "Olay 25 Eylül 2025'te Çanakkale Biga Endüstri Meslek Lisesinde gerçekleşti. Okulun ikinci 2 buçuk haftalıkken çocuğum sınıfta teneffüs bitimi sırasına geçerken arkadaşının ayağına yanlışlıkla basıp dönüp özür dilediği halde arkadaşı tekrar tarihine uyup darp etmiştir. Olaydan sonra 112 ekipleri gelip çocuğu hastaneye kaldırıyorlar. Kalbi durmuş halde, cansız halde buluyorlar sınıf içinde" diye konuştu.
Müdahale sürecinde kalbinin tekrar durduğunu belirten baba Yıldız, sözlerine şöyle devam etti: "112'nin müdahalesi sonucu hastaneye gidene kadar 3-4 sefer tekrardan kalp krizi geçirdiğini biz daha sonra öğrendik. Biga Devlet Hastanesine getiriliyor. Orada yapılan ilk müdahalenin ardından da Çanakkale ÇOMÜ Üniversitesine sevk ediliyor. Biz de kendi imkanlarımızla ÇOMÜ Üniversitesine gidiyoruz. Çocuğumuzu yoğun bakımda tedavi altına alıyorlar. Yoğun bakımda bir 45-50 günlük süreci sürdükten sonra 15 gün de normal odada kalıp taburcu edildik. Sonra memleketimiz olan Zonguldak'a geri döndük. Zonguldak'ta üniversitedeki tekrardan tahlil tetkikleri yapıldıktan sonra evimize taburcu edildik. Evimizde bakımla devam ediyoruz çocuğumuza."
Beyinde ağır hasar gerçekleşti
Olay anında yaşanan oksijensizliğin neden olduğu tahribata değinen baba Hasan Yıldız, "Okulda bir 30-35 dakika oksijensiz kaldı kalbini aldığı darbeden dolayı, o arada da boğulma gerçekleştiğinden, çocuğum 35-40 dakika oksijensiz kaldı ve beyinde hasar gerçekleşti. Şu anda bakıma muhtaç, yatalak halde çocuğumun tedavisiyle mücadele ediyoruz" dedi.
"Alabileceği en ağır cezayı almasını istiyorum"
Sanığın alacağı cezaya ilişkin beklentisini aktaran baba Yıldız, "Alabileceği en ağır cezayı almasını istiyorum. Başka çocukların da başına böyle şeyler gelmesin. Benim çocuğum diğer örneklere göre hayatta kalanlardan, bir tanesi. En ağır cezayı almasını istiyorum. Çünkü benim çocuğum 112 oraya gittiğinde zaten ölüydü, cansızdı. Öldürülmüş gibi, ölmüş gibi ceza almasını istiyorum en ağır şekilde" ifadelerini kullandı.
Oğlunun karakteri hakkında da konuşan Yıldız, şunları söyledi: "Neşe dolu hayat dolu bir çocuktu. Kimseyle dövüşü kavgası olmayan, biz Karabiga'ya yani o beldeye yerleştiğimiz bir sene oldu. Bir sene boyunca çocuk bir sürü arkadaş edindi. Cumartesi pazar çocuk orada hayırlara gitmeye başladık Kur'an masaları kurmaya yardım edeceğim ben diye. Yani benim çocuğum uyumsuz bir çocuk değildi. Hayat dolu, neşe dolu bir çocuktu, evlattı."
Gözyaşlarıyla oğlunun saçını tarayan anne Çiğdem Yıldız, "Gördüğünüz gibi yalnız bırakamıyoruz. Ne konuşabiliyor ne yiyebiliyor. Geceleri sabaha kadar gündüzleri sürekli başındayız. Çünkü yutkunması yok. En ağır cezayı almasını istiyorum. Çünkü ben canlı bir cenazeye bakıyorum adeta" şeklinde konuştu.
Oğlunun arkadaş ortamında sevilen, neşe dolu bir çocuk olduğunu hatırlatan anne Çiğdem Yıldız, "Biz Biga'ya gittiğimizde o kadar hayret ediyorum ki. Mahkemeden mahkemeye gidiyorum. Benden büyük insanlar bile oğlumu soruyor. Ellerinden poşetlerini alıp taşımış. Hep onlara yardım etmiş. Benim çocuğum kötü bir çocuk olsa bunu yapar mı? Hala oradaki arkadaşları bile soruyor" ifadelerine yer verdi.