- "Brüksel'deki tüm yetkililer anlamalıdır ki tam bağımsız şekilde ve sadece kendi menfaatleri doğrultusunda kararlar alıp uygulayabilme kudretine ve iradesine sahip olan Türkiye'ye parmak sallamak, istikamet tayin etmek, neyi yapıp yapamayacağına dair talimatlar vermek, hiç kimsenin olmadığı gibi Avrupa'nın da harcı değildir" "Vatandaşlarımızın sabrını sınayanlar, yük almak yerine yük olmaya devam etmekte ısrar edenler, milletin irfanını da ferasetini de hafife almasın, Cumhurbaşkanımızın riyasetinde Cumhur İttifakı ile büyütülen kardeşlik ve dayanışma iklimine zarar vermesin"
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, " Brüksel'deki tüm yetkililer anlamalıdır ki tam bağımsız şekilde ve sadece kendi menfaatleri doğrultusunda kararlar alıp uygulayabilme kudretine ve iradesine sahip olan Türkiye'ye parmak sallamak, istikamet tayin etmek, neyi yapıp yapamayacağına dair talimatlar vermek, hiç kimsenin olmadığı gibi Avrupa'nın da harcı değildir." dedi.
Bahçeli, MHP TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Türkiye ile Libya arasındaki Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası'nın Libya Temsilciler Meclisi tarafından 20 Ekim 2026'da onaylanmış olmasını memnuniyet verici bir gelişme olarak nitelendirdi.
Uzun bir tarihi geçmişe, ortak kültür ve anlayışa sahip iki dost ülke arasındaki ilişkilerin daha da geliştirilmesi yönündeki iradenin bir sonucu olan söz konusu Mutabakat Muhtırası'nın, uluslararası hukuk ve hakkaniyet ilkeleri temelinde iki ülkenin hak ve menfaatlerini gözettiğini, herhangi bir ülkenin hakkına ya da uluslararası hukukun ilke ve kurallarına halel getirmediğini vurgulayan Bahçeli, "Akdeniz havzasında, bilhassa da ülkemizin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin egemenlik sahasında, herhangi bir oldubittiye izin verilmeyeceğini defaatle ve kararlılıkla dile getiren Türkiye, komşularımızla dostane ilişkileri pekiştirmek, karşılıklı rıza ile işbirliği mekanizmaları ihdas etmek, hükümetler arasındaki yakınlaşmayı halklarımıza da teşmil etmek suretiyle tüm bölgede barış, huzur ve istikrarı tahkim etmek arayışındadır." ifadelerini kullandı.
Türkiye ile Libya arasındaki dostane ilişkilerden rahatsızlık duyanların mutabakatın onaylanmasının ardından tepkilerini dile getirdiğini belirten Bahçeli, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, İsrail ve Avrupa Birliği'nin rahatsızlık duyduğunu kaydetti.
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve AB Konseyi Başkanı Antonio Costa'nın ortak basın açıklamasının AB'nin yaklaşımını ortaya koyduğunu dile getiren Bahçeli, şöyle konuştu:
"Brüksel'deki tüm yetkililer anlamalıdır ki tam bağımsız şekilde ve sadece kendi menfaatleri doğrultusunda kararlar alıp uygulayabilme kudretine ve iradesine sahip olan Türkiye'ye parmak sallamak, istikamet tayin etmek, neyi yapıp yapamayacağına dair talimatlar vermek, hiç kimsenin olmadığı gibi Avrupa'nın da harcı değildir. Ne Türkiye ne de Libya, onların beklenti ve taleplerine uygun davranmak zorundadır. Ayrıca Akdeniz'e kıyıdaş ülkelerin egemenlik haklarına saygı göstermek herkes için hukuken ve siyaseten en doğru karar olacaktır."
Bahçeli, 23 Ekim 2026'da İstanbul'da Türkiye, Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan ile Almanya, Birleşik Krallık, Fransa ve İtalya Dışişleri bakanlarının katılımıyla gerçekleştirilen toplantının, Türkiye'nin uluslararası barış ve istikrar için yürüttüğü çok taraflı diplomasinin somut bir tezahürü olduğunu belirtti.
Türkiye'nin sahadaki gücü ve diplomatik kapasitesini etkin şekilde kullanarak, bölgesel meselelerde kilit role sahip olduğunu bir kere daha gösterdiğine dikkati çeken Bahçeli, R4 Dışişleri Bakanları tarafından yayımlanan ortak bildirinin başta Filistin meselesi olmak üzere, Yemen ve Suudi Arabistan arasındaki çatışma ile bölgesel istikrarın yeniden tesisine yönelik önemli mesajlar içerdiğini söyledi.
"Mekke Anlaşması Bedir Mutabakat Zaptı ile daha sağlam bir zemine kavuştu"
MHP Genel Başkanı Bahçeli, 7 Ağustos 2026'da Mekke'de imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın taraflar arasındaki güven, işbirliği ve dayanışmayı artıracak, bölgede yaşanan sorunların çözümünde dış müdahalelerin etkisiz kılınmasını sağlayacak bir diğer önemli gelişme olduğunu kaydetti.
Tarafların, askeri imkan ve yeteneklerin konuşlandırılması da dahil olmak üzere uygun görecekleri tedbirlerle birbirlerine destek olmasını öngören anlaşmanın onaylanmak üzere TBMM gündeminde bulunduğunu anımsatan Bahçeli, "Husi saldırganlığının sona erdirilmesi ve sivil kayıpların önüne geçilebilmesi amacıyla bu anlaşma hükümleri çerçevesinde tüm imkanlar harekete geçirilmelidir. Taraflar arasında savunma ve savunma sanayi işbirliğinin daha da geliştirilmesinin gerekli olduğunu kayda geçiren söz konusu anlaşmanın, 21 Ekim 2026'da Doha'da Türkiye, Katar, Pakistan ve Endonezya arasında imzalanan Bedir Mutabakat Zaptı ile daha sağlam bir zemine kavuştuğu da bir gerçektir." dedi.
Bahçeli, dört dost ve kardeş ülkenin savunma sanayi alanındaki birikimini, kabiliyetlerini ve kapasitelerini bir araya getirerek askeri üretim, ortak araştırma ve geliştirme, teknoloji paylaşımı ve teknik askeri eğitim alanlarında işbirliğini artırmayı hedefleyen Bedir Mutabakatı'nın iki üyesinin aynı zamanda Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın tarafı olduğunu hatırlatarak, "Ortak projelerin belirlenmesi, onaylanması ve hayata geçirilmesini öngören bu mutabakat zaptı, savunma sanayisinde ürün tedarikine dayanan ilişkilerin ötesinde, birlikte geliştirme, birlikte üretme ve müşterek kabiliyetler kazanma anlayışının güçlendirilmesi bakımından stratejik önem taşımaktadır. Türkiye'nin savunma sanayisinde son yıllarda elde ettiği üstün başarılar, bu yeni gelişmeler sayesinde dost ve kardeş ülkelerin güvenlik ihtiyacının karşılanmasında önemli katkılar sunacaktır." değerlendirmesinde bulundu.
"(İsrail'deki seçim ) İsrail siyasetini adeta ortadan ikiye bölmüştür"
Bölgedeki güven ve istikrar ikliminin bozucu unsuru olan İsrail'deki seçim sonuçlarının önemli gelişmelere gebe olduğuna işaret eden Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
"İsrail seçimleri hiçbir siyasi partinin ülkeyi yönetecek çoğunluğu elde edemediğini ortaya koymuş, İsrail siyasetini adeta ortadan ikiye bölmüştür. Arap partilerinin bu tabloda güçlü bir konum elde etmesi dikkat çekici bir gelişme olmuştur. Bu sonuçlar, İsrail toplumunun önemli bir kesiminin Netanyahu hükümetinin Gazze ve Filistin politikalarına yönelik tutumunun dikkatle değerlendirilmesi gerektiğine işaret etmiştir. Bununla birlikte İsrail'in önünde önemli bir fırsat oluşmuştur. Bu fırsatı, bölgede barış ve huzur ikliminin tesis edilmesi, toplumsal uzlaşının güçlendirilmesi ve farklı kesimlerin bir arada yaşama iradesinin pekiştirilmesi için değerlendirmek mümkündür. Bu çerçevede, Arap partilerinin de yer aldığı bir hükümetin kurulması, İsrail siyaseti açısından önemli ve tarihi bir adım olacaktır. Böyle bir adım, İsrail'in toplumsal barışına katkı sağlamakla kalmayacak, bölgesel barış ve istikrarın güçlendirilmesi açısından yeni imkanlar da yaratabilecektir."
MHP Lideri Bahçeli, ABD Başkanı Donald Trump'ın ve uluslararası Yahudi kuruluşlarının İsrail halkının tümünü kapsayan bir hükümet oluşumunu desteklemesinin Filistin için oluşturulan barış çabalarında yeni, pozitif bir aşamayı mümkün kılacağını, İran ve Yemen dahil bölgesel istikrarsızlıkları tetikleyen çatışmaların çözümüne katkı sağlayacağını dile getirerek, "İsrail'de farklı unsurların temsil edildiği bir yürütme, Musevi ve Müslüman halklar arasındaki kutuplaşmayı azaltacak ve uzlaşı kültürüne katkı sunacaktır. Nitekim bu tarihi adım, bugünün siyasi dengelerine yönelik bir çözümle sınırlı kalmayan, aynı zamanda geleceğin barış ve istikrarına yapılmış önemli bir yatırım olacaktır." şeklinde konuştu.
Gazze'deki ateşkese rağmen, Batı Şeria'da Filistin topraklarını gasbeden yerleşimcilerin saldırılarına her gün yenilerinin eklendiğini, ABD-İsrail ile İran arasındaki savaş ve Hürmüz Boğazı çevresindeki gelişmelerin bölgesel barış ve istikrarı tehdit etmeyi sürdürdüğünü dile getiren Bahçeli, "Nitekim taraflardan gelen son açıklamalar, ABD'nin yeniden saldırı seçeneğini gündemde tutmaya devam ettiğine, İran'ın ise askeri ve ekonomik baskıya rağmen temel pozisyonundan vazgeçmek niyetinde olmadığına işaret etmektedir. Diğer taraftan Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın sonlandırılmasına yönelik girişimlerde, henüz başarı sağlanamamıştır. Bu durum, belirsizliğin devam edeceğini, savaşların sebep olduğu enerji, ekonomi, ticaret ve tedarik alanlarında yaşanan menfi yansımaların tüm dünyada daha büyük tahribata yol açma ihtimali olabileceğini göstermektedir." ifadelerini kullandı.
ABD-İsrail ile İran arasındaki savaş ile Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın yanında Suriye ve Irak'ta sevindirici gelişmeler yaşandığını belirten Bahçeli, "Irak Başbakanı'nın 'Silahların devletin elinde toplanması, geri dönüşü olmayan nihai bir karardır' şeklindeki beyanatı ile yasa dışı silahlı grupların silahsızlandırılmasına yönelik irade, Terörsüz Bölge hedefinin meyve vermeye devam edeceğine işaret etmektedir. Irak'ın egemenlik sahasının tamamında devlet otoritesinin tesis edilmesi, Irak halkı ve bölgemiz için kuşkusuz memnuniyet vericidir." değerlendirmesinde bulundu.
"Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedefi, günübirlik siyasi hesapların ötesinde"
Bahçeli, Türkiye'nin uluslararası toplantılara ev sahipliği yaparak diplomaside öne çıktığına dikkati çekerek, "Güvenilen, itibar edilen, barışçı çözümlerin adresi olan bir ülke konumuna ulaşmıştır. Bu nedenle Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın şahsında Türkiye'nin yüzünü ağartma adına emeği geçenleri tebrik ediyorum." dedi.
Türkiye'nin terörden arındırılmış, huzurun ve güvenliğin hakim olduğu bir geleceğe ulaşması, Türkiye ile birlikte bütün bölgenin istikrarı açısından da hayati mesele olduğunu vurgulayan Bahçeli, şöyle devam etti:
"Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedefi, günübirlik siyasi hesapların ötesinde, milletimizin huzuruna, devletimizin gücüne ve gelecek nesillerimizin güvenliğine ilişkin stratejik bir husustur. Böylesine önemli bir süreçte atılan adımları, yürütülen çalışmaları ve ortaya konulan iradeyi görmeden, anlamadan ya da bütün bunları bildiği halde görmezden gelerek toplumu karamsarlığa, kutuplaşmaya ve kaosa sürüklemeye çalışmak kabul edilebilir bir siyasi tutum değildir. Elbette her siyasi adım eleştirilebilir, her karar sorgulanabilir. Demokratik toplumların gücü de zaten eleştiri ve denetim mekanizmalarından gelir. Ancak eleştiriyle istismar arasındaki çizgiyi, demokratik itirazla toplumsal huzuru hedef alan kışkırtıcılık arasındaki farkı iyi bilmek gerekir. Hele ki terörün sona ermesi, kardeşliğin güçlenmesi ve bölgesel huzurun tesis edilmesi gibi hayati hedeflerin söz konusu olduğu bir dönemde, sorumsuz söylemlerle toplumu sokağa çağırmak, milletin ortak geleceğini tehlikeye atmaktan başka bir sonuç doğurmayacaktır. Asıl mesele, eleştiriyi sorumlulukla yapmak, farklı düşünceleri ülkenin birliğini, milletin huzurunu ve hukukun üstünlüğünü gözeterek dile getirmektir."
"Uzaktan adam görünenlerle adamlığa uzak olanlar..."
MHP Genel Başkanı Bahçeli, milli meselelerin siyasi kazanç uğruna istismar edilmesinin, demokratik olgunlukla ve toplumsal sorumlulukla bağdaşmadığını, siyasetin toplumu birleştirmesi gerektiğini söyledi.
Sokakların gerilim ve çatışmanın adresi haline getirilmemesi gerektiğinin altını çizen Bahçeli, "Kimse yanlış hesap yapmasın. Toplumsal huzursuzluktan, kargaşadan, ayrışmadan medet ummasın." ifadesini kullandı.
Türkiye'nin ihtiyacının, aklın ve ahlakın gereğini yapmak, sağduyuyu, hukukun üstünlüğünü ve demokratik zemini güçlendirmek olduğuna dikkati çeken Bahçeli, şunları kaydetti:
"Artık yolsuzluğu, kirliliği ve siyasetin üzerine çöken bütün yükleri geride bırakmanın zamanıdır. Siyaseti kişisel hesapların, parti taassubunun ve kısır çekişmelerin gölgesinden kurtarıp ahlakla, toplumsal hayatımızı ise huzurla, güvenle ve umutla buluşturmanın vaktidir. Vatandaşlarımızın sabrını sınayanlar, yük almak yerine yük olmaya devam etmekte ısrar edenler, milletin irfanını da ferasetini de hafife almasın, Cumhurbaşkanımızın riyasetinde Cumhur İttifakı ile büyütülen kardeşlik ve dayanışma iklimine zarar vermesin. Bu kadar emek ve gayretin nihai durağı insanlıktır ve insani değerler siyaset dahil her şeyin üstündedir. Akıl öfkeye, nezaket kabalığa, zarafet görgüsüzlüğe, helal kazanç tamahkarlığa, terbiye edepsizliğe terk edildiğinde insanlık ölür, adamlık da yok olur. Uzaktan adam görünenlerle adamlığa uzak olanlar, surette farklı olsalar bile sirette birdir ve bizim nazarımızda adam değildir."
(Bitti)