Dünya

9 kişinin öldüğü evde korkunç manzara! İçeri giren polislerin kanı dondu

ABD'nin Pensilvanya eyaletinde 45 yaşındaki Matthew Stone, aralarında hamile kızı ve 2 küçük çocuğun da bulunduğu 8 kişiyi öldürdükten sonra intihar etti. Katliamın ardından eve giren…

16 Ekim 2026 09:12 · 3 dk okuma

Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle
16.10.2026 - 09:12
Güncelleme: 16.10.2026 - 09:13

ABD'nin Pensilvanya eyaletinde 45 yaşındaki Matthew Stone, aralarında hamile kızı ve 2 küçük çocuğun da bulunduğu 8 kişiyi öldürdükten sonra intihar etti. Katliamın ardından eve giren polisler, tuvalet ve lavaboların çalışmadığı, odaların idrar dolu şişelerle kaplandığı korkunç bir manzarayla karşılaştı. Stone'un ailesini yıllarca baskı altında tuttuğu, doğum yapmasına günler kalan kızının ise evden ayrılmaya hazırlandığı ortaya çıktı.

ABD'nin Pensilvanya eyaletine bağlı Erie kentinde 9 Ekim'de meydana gelen aile katliamına ilişkin yeni ayrıntılar ortaya çıktı. Eşi, çocukları ve yakınlarının da aralarında bulunduğu 8 kişiyi silahla öldüren Matthew Stone'un, ailesinin hayatını uzun yıllardır kontrol ettiği ve evde son derece sağlıksız koşulların bulunduğu açıklandı.

Erie Polis Şefi Rick Lorah, olayın ardından yürütülen soruşturmada elde edilen bulguları kamuoyuyla paylaştı.

Polis ekiplerinin katliamın yaşandığı Perry Caddesi'ndeki evde yaptığı incelemede, yaşam koşullarının son derece kötü olduğu belirlendi.

Evdeki duş, tuvalet ve mutfak lavabosunun çalışmadığı, çok sayıda 2 litrelik şişenin idrarla doldurularak odalara bırakıldığı tespit edildi.

Polis Şefi Lorah, dedektiflerin evi aşırı derecede kirli olarak tanımladığını belirterek içeride karşılaştıkları koşulların ciddi endişe yarattığını söyledi.

Soruşturma kapsamında görüşülen aile yakınları, Matthew Stone'un eşinin ve çocuklarının hayatı üzerinde yıllardır baskı kurduğunu anlattı.

İfadelere göre Stone, aile üyelerinin parasal işlerini kontrol ediyor, evden ne zaman çıkabileceklerine ve akrabalarıyla ne zaman görüşebileceklerine müdahale ediyordu.

Stone'un kontrolcü davranışlarının, eşi Michelle'in ilk çocuğuna hamile kalmasının ardından giderek arttığı belirtildi. Michelle Stone'un zamanla arkadaşları ve geniş ailesiyle iletişimini büyük ölçüde kestiği öğrenildi.

Polis kayıtlarında aynı evle bağlantılı geçmiş bir aile içi şiddet olayının da bulunduğu açıklandı.

Katliamda hayatını kaybedenlerden birinin de 24 yaşındaki hamile Angelina Stone olduğu belirlendi.

Doğum yapmasına günler kalan genç kadının, bebeğini dünyaya getirdikten sonra aile evinden ayrılmayı planladığı ortaya çıktı.

Polisin evde yaptığı aramada Angelina'nın odasında çantalara ve kutulara yerleştirilmiş çok sayıda eşya bulundu.

Genç kadının ayrıca babasından uzaklaşmak amacıyla soyadını değiştirmek için resmi başvuruda bulunduğu öğrenildi. Başvurusunda babasının ruhsal durumuyla ilgili endişelerini dile getirdiği ve tıp alanında kariyer yapmak istediği belirtildi.

Polisin açıkladığı bilgilere göre Angelina Stone, doğum için hastaneye gitmek amacıyla teyzesi Lora Lee Roberts'tan yardım istedi.

Roberts, arkadaşı Twila Tanner ile birlikte eve geldi. Ancak iki kadın evin dışında silahlı saldırıya uğrayarak hayatını kaybetti.

Polis, ilk silah seslerinin kadınlara yönelik saldırı sırasında duyulduğunu değerlendiriyor.

Olay yerine ulaşan ekipler, evde ve çevresinde çok sayıda kişinin hayatını kaybettiğini belirledi.

Saldırıda Matthew Stone'un 44 yaşındaki eşi Michelle Stone, 24 yaşındaki hamile kızı Angelina Stone, 21 yaşındaki oğlu Matthew Stone Jr., 19 yaşındaki oğlu Jonathan Stone, 37 yaşındaki Lora Lee Roberts ve 51 yaşındaki Twila Tanner yaşamını yitirdi.

Evde bulunan 5 yaşındaki bir erkek çocuk ile yaklaşık 2 yaşındaki bir kız çocuğu da saldırının kurbanları arasında yer aldı.

Sekiz kişiyi öldüren 45 yaşındaki Matthew Stone'un daha sonra aynı silahla yaşamına son verdiği belirlendi. Böylece olayda ölenlerin sayısı saldırganla birlikte 9'a yükseldi.

Katliamın ardından ortaya çıkan aile içi baskı, geçmiş şiddet kayıtları ve evdeki yaşam koşulları, olay öncesinde yaşananların neden daha erken fark edilmediği sorusunu gündeme getirdi.

Yetkililer, aile üyelerinin yıllarca yaşadığı koşulların ve katliama giden sürecin soruşturma kapsamında değerlendirildiğini bildirdi.